Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Yas tutacak kadar küçük değilim

Yas tutacak kadar küçük değilim

Burcu Esmersoy, hakkında merak edilenleri All dergisine anlattı.

Burcu Esmersoy'un hayatı, ekrana çıktığı ilk günden beri hızla değişiyor. İlk spor spikeri oldu, Massimo Cusimano ile evlenip İtalya'ya gelin gitti, ruh eşini buldu sanılırken ansızın boşandı... Yine de o tüm bu değişimlere hızla ayak uydurdu. "Bukalemun gibiyimdir. Her ortama, her duruma uyum sağlayabilen bir kadınım" diyen Esmersoy, hakkında merak edilenleri All dergisine anlattı.

Öncelikle geçmişe gidelim... Güzellik yarışmasına neden katılmıştın?
Üniversitedeyken reklamlarda oynuyordum, ufak fotomodellik işleri yapıyordum. "Güzellik yarışmasına katıl, daha fazla iş getirir" dediler. Gerçekten öyle oldu.

"Oy! Didem, Didem, Didem! Sensiz nerelere gidem" şarkısının klibindeki sen misin cidden?
Haa! Günel diye bir Azeri kız çıkarmıştı İbrahim Tatlıses, onun şarkısıydı. Klibin yönetmeni de o. Yani sekizinci sınıf bir çocukla, sekizinci sınıf bir klipte!

İlk zamanların herhalde...
O zaman daha modellik bile yapmıyordum. Üniversitede sıra arkadaşım Derya Tuna'nın yeğeniydi. Bir gün beni aradı. "Bugün okula gitmiyoruz" dedi. "N'oldu?" dedim. "İbrahim Abi'nin istediği model gelmemiş, 1000 dolar da para veriyorlar. Ne dersin, gider miyiz?" dedi. O zaman çok büyük para. "Gideriz" dedim. Başıma gelenlere baksana! 15 yıl olmuş, hayalet gibi hálá arkamdan takip ediyor.

Hangi üniversitedeydin?
İstanbul Üniversitesi'nde Turizm Otelcilik okuyordum. O zaman bizim okulun aylık taksidi 120 Lira.

TELEVİZYONDAKİ İLK SUNUMUMU SÜMÜKLERİM AKARAK BİTİRDİM
Spora geçişin nasıl oldu peki?
Kanal D'de farklı departmanlarda çalışmıştım. CNN Türk kurulduğunda, Efe Önbilgin beni çağırdı "Sen ne yapmak istiyorsun?" diye. Ben de "Sıkıldım çok çalışmaktan, Reklam Satış'a geçmek istiyorum" falan diyorum. "Biz seni spiker yapmak istiyoruz" dedi. "Ne? Mümkün değil yapamam" dedim. Bir kere çok heyecanlıyım, ekran önü falan mümkün değil yani! Ben bunları dört yıl oyaladım. Kamera arkasında çalıştım. Bu arada bana teklif geldiğinde hiç kadın spor spikeri yoktu, o dört yıl içinde türediler mantar gibi.

Sonra nasıl ikna oldun?
Spiker hastalandı, apar topar çıkardılar beni! Ama yani hiç unutmuyorum! Burnumdan sümük aktı ağlamaktan. "3,2,1..." dendi, benim gözler doldu! Burnumun içinden sümük aktı, ağlayarak "İyi geceler!" dedim.

İlk deneyimin bayağı travmatikmiş...
Evet. Ya bazen, bir elektrik kesiliyor, donup kalıyorsun. Bana iki kere oldu hayatımda.

Nasıl yani, elektrikler mi gidiyor?
Hayır yaa! İçinden kesiyorsun. "İyi geceler. Spor servisine hoşgeldiniz!" diyorsun, böyle bir anda her şey gidiyor. Duruyorsun! "Neredeyim?" diyorsun kendi kendine. Aslında saniyelik bir şey ama senin için bir ömür gibi... Sonra içinden bir ses sana şöyle diyor: "Konuş! Konuş! Bir şey söyle!" Bir şey söylemeye başlıyorsun, sonra kendiliğinden düzeliyor.

İNSANI DÖRT AYAKLI SANACAK KADAR GEZİZEKALI DEĞİLİM
Canlı yayında Aziz Yıldırım'la ilgili bir olayın da olmuştu senin... Çok üstüne gelinmişti.
Bir kere o çok komik. 'Aziz Yıldırım iktidarsız' hikayesi. "Şenes Erzik yaşanan olayların Futbol Federasyonu'nda istikrarsızlığa yol açacağını söyledi" diyeceğime 'iktidarsızlık' dedim. Ertesi gün onu hemen çevirip "Aziz Yıldırım'a iktidarsız dedi!" diye yazdılar. Orada Aziz Yıldırım'ın 'A'sı geçmiyor. Ben sanki sohbet sırasında "Aziz Yıldırım da zaten iktidarsızın teki" dedim. Yok abi, okurken dilim sürçtü. Ama kadın olduğum için işte... Bir tane daha var. Onda da "Burak Yılmaz'ın sağ arka bacak adelesinde ödem oluştu" diyor haber. Ona daâ "Hakan Şükür'ün 'arka sağ bacağında' ödem oluştu" demişim diye yaydılar. Haber Burak hakkındaydı aslında. Ben gerizekalı mıyım, insanları dört bacaklı mı zannediyorum?! Ya da kime, niye hayvan göndermesi yapayım? Ayıp bunlar, komik.

Bir kadın yapınca daha mı çok dikkat çekiyor?
Erkekleri oturup seyretsen o kadar gaf yapıyorlar ki... Ama kimse onlardan rahatsız olmuyor.

Kıskançlık mı var camiada?
NTV'de olmak bence bu camiada gelinebilecek en iyi yer. Bazı insanlar orada olmak istiyorlar. Zannediyorlar ki ben onların kontenjanını dolduruyorum. Hayır, ben kızların kontenjanını dolduruyorum. Bana kızacak birisi varsa o bir kız olabilir. Kızlar da sadece bu işi habere sıçramak için, canlı yayın tecrübesi olsun, diksiyonunu düzeltsin, acemiliğini atsın diye yapıyor. Öyle olunca da, onun yaptığı yanlışlık beni etkiliyor. "Bu kadınlar böyle!" diyorlar.

Kurunun yanında yaş da yanıyor yani?
Öyle olunca da ekstra bir çaba sarfediyorsun. Çoğu zaman erkeklerin sarf ettiği çabadan daha fazlasını...

Kadınlar araba kullanamaz, spordan anlamaz durumu...
Evet, bir de biz spor kanalı olduğumuz için bütün sporlardan anlamam gerekiyor. Tenis, atletizm, güreş... Hepsini bileceksin!

AŞKIN SÜRMESİ İÇİN ONU ÖZLEMEM LAZIM
Çok güçlü bir kadınsın. Bir ayrılık yaşadın ama normal hayatına dönebilmişsin.
Evet! Yani ben o kişiyi gözden çıkardıktan sonra zaten herkes özgür. Tabii eşimden ayrılınca çok üzüldüm, kilo kaybettim, işime konsantre olamadım bir süre... Zaten hiç bir şey hissetmesem anormal olurdu.

Değişen durumlara kolay alışabiliyorsun galiba...
Bukalemun gibiyimdir. Her ortama, her duruma uyum sağlarım.

Senin bir özelliğin var. Aşk bitince ve rutinleşince bazı şeyler, ayrılık sana zor gelmiyor...
Aynen öyle! Benim biraz özlemem lazım ya!

Evliliğe nasıl bakıyorsun?
Çok küçük yaşta boşanmış bir ailenin çocuğu olarak bana kimse demesin ki "İnsanlar çocukları için bir arada kalmalı!" Çünkü çocuk anne-babadan gördüğünü yapıyor. Dolayısıyla da asla seviyormuş numarası yapamıyorsun. Birbirinden nefret eden iki insanın bir arada yaşaması olarak görüyor çocuk o zaman evliliği. Ve o çocuk 25-30 yaşına geldiği zaman, ne olursa olsun onlarınkine benziyor evliliği.

Kaç yaşındaydın boşandıklarında?
İki... İyi ki de ayrılmışlar. Çünkü benim gözümde evlilik aşkla yürütülmesi gereken bir kurum. Asla zorunluluktan değil.

Yas tutma sürecin falan yok mu?
Onları genç kızken yaşıyorsun. Sonra, onları yaşadığın için bugün daha rahat karşılayabildiğini anlıyorsun. Benim şu anda en önemli şeyim vaktim. Kimseyle ve hiçbir şeyle vaktimi harcayamam!

ANNELİK HAYALİM 3 YIL ÖNCE KAYBOLDU
Annelik çanları çaldı mı hiç?
Annelik... Bende yok!

"En sevdiğim çocuk benim olmayan çocuktur" durumu mu?
Aynen öyle! Ben çok korkuyorum bebeklerden. Onu nasıl doğuruyorsun? Nasıl koruyorsun? Kafasını, kolunu nasıl tutuyorsun? Elimde kalır gibi geliyor. Aman hastalanacak, aman düşecek, aman ağlayacak... Yok ben yapamam!

Pimpiriklisin galiba...
Eveeet! Her şeyin en iyisini isterim. Çocuğum için de her şeyin en iyisini isterken deliririm! Bir de biyolojik saati var bunun. Benimki üç yıl önce geçti.

'Ljüngberg koşsun sabaha kadar izlerim'
Kendi takımına bir futbolcu alacak olsan...
Pato. Genç olsun bizim olsun.

En yakışıklı...
Ljüngberg. Sabaha kadar koşsun yani, izlerim...

E onu niye almıyorsun takımına?
O zaman da çalışamayız yani. Antremana çıkaramam ben onu. Kıyamam, yazık!

'Orman Bakanı olmak isterken kraliçe oldum'

Spor girmeseydi hayatına ne olacaktın?
Orman Bakanı.

Astronot desen bu kadar şaşırmazdım.
Ben babaannemlerle büyüdüm, dedem de orman mühendisiydi. Otelcilik engel oldu aslında. Çünkü üniversite sınavını kazanamadım. "Üniversiteye kapağı atayım, sonra bir şekilde Orman Bakanı olurum" diye düşünürken, güzellik kraliçesi olduk...
(Hürriyet)
351
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.