Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Yarından Sonra'nın yanlışları

'Yarından Sonra'nın yanlışları

Küresel ısınmayı konu alan 'Yarından Sonra'yı Mikdat Kadıoğlu ve Ömer Madra'ya sorduk: Fırtına, dalga ve donma sahneleri yanlış!

Yönetmen Roland Emmerich'in imzasıyla, tüm dünyada aynı günde gösterime sokulan 'Yarından Sonra' (The Day After Tomorrow) adlı felaket filmi gişeyi zorluyor.

Gişeyi olduğu kadar mantığı da zorlayan filmi izlemek üzere, İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, İTÜ Afet Yönetim Merkezi Müdür Yardımcısı Mikdat Kadıoğlu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi, Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra ile randevulaşıyoruz.

Bu arada, Kadıoğlu'nun Güncel Yayıncılık'tan çıkan 'Bildiğiniz Havaların Sonu' adlı kitabının da filmle yetinmeyen zihinlerin ilgisini çekeceğini anımsatalım...

Filmdeki en büyük mantık hatası neydi?
  • Ömer Madra: ABD'nin, yaşanan felaketin sonrasında Meksika'ya yapılan göç karşılığında Latin Amerika ülkelerinin borçlarını silmesiydi! Çünkü borç silecek değil, borç alacak durumdalar aslında!
  • Mikdat Kadıoğlu: Bana göre filmin adı 'Yarından Sonra' değil de, 'Etme Bulma Dünyası' olmalıydı. Biliyorsunuz, atmosferdeki karbondioksitin yüzde 50'sinden ABD sorumlu. Bu filmde 'küresel' bir problem ele alınmış ama film boyu ABD'den başka bir yer göremedik.

    O fırtınalar gerçeğe yakın mı?
  • M. Kadıoğlu: Birkaç şey birbirine girmiş. Tayfun geliyor; tayfunun 'gözü' denen yerde rüzgâr sakinleşiyor. O anda da troposferden aşağıya doğru havanın çöktüğünü görüyoruz. Aslında ikisi farklı olaylar.

    Yine film boyunca hep Kuzey Atlantik akıntısı ele alındı. Güneye, körfez akıntısına filan inilmedi. Meksika'nın da etkilenmesini beklerdim, ama oraya taşınırız diye dokunmamışlar. Filmde dolu yağışının Tokyo'da başladığını görüyoruz. Ama öncesinde, hiç gök gürültüsü duymadım!

    İnsanlar hortumlara yakın durabiliyor. Helikopterler uçabiliyor. Tabii bunlar olmasa film de olmayacak. Filmdeki en büyük hata, bana göre okyanusun çok ve hızlı bir biçimde yükselmesi. Okyanusta bir deprem falan olmadan o tsunami benzeri dalgaların oluşması anlamsızdı. Her yer donarken okyanusu yükselten su nereden geldi?

    Ayrıca denizin de tsunamiden önce geriye çekilmesi gerekirdi. Bence altyazı da kötüydü. Isı sıcaklık; tayfun kasırga olmuş.

    Filmdeki 'meteorolojik dil'?
  • M. Kadıoğlu: Bizdeki 'top model'ler gibi, birtakım atmosferik 'model'lerden söz edilip duruldu filmde! Oysa iklim modelleri olsun, hava tahmin modelleri olsun, çok kompleks, çok karmaşık şeylerdir.
  • Ö. Madra: 48 saatte bir model kurup; değiştirmek zor! Ayrıca, filmin en önemli eksiği, bu işin asıl sorumluları olan dev petrokimya şirketleriydi!

    Bu filmden kafası karışarak çıkan bir izleyici, nereye başvurabilir?
  • M. Kadıoğlu: Artık bugün İnternet'te herhangi biçimde 'climatic change' (iklim değişikliği) diye aradığınız zaman önünüze birçok kaynak çıkıyor. Başta NASA olmak üzere, birçok iklim araştırma enstitüsü var dünyada. Ama petrol lobilerinin kaynaklarından uzak durmanız gerekiyor.

    Filmdeki olay sıralaması ile gerçek yaşam arasında farklar?
  • M. Kadıoğlu: Binlerce yıl önce ani iklim değişiklikleri olmuş. Ama değişiklikler, birkaç bin yıl içinde gerçekleşmiş. Filmde bu birkaç güne düşüyor. Olayların bu kadar hızlı olması imkânsız. Filmdeki donmaların çok hızlı olması mümkün değil; termodinamik kanunlarına aykırı. Binaların donarken kabuk bağlamaları da ilginç.

  • Ö. Madra: Filmdeki zaman sıkışması o kadar gerçeğe uzak olmayabilir. Mesela ABD'li iklimbilimci Richard Alley'in yazdığına bakılırsa, "Sıcak ve soğuk havalar arasındaki çılgın gidiş geliş, yüzyıllar değil, tek bir yıl içinde bile olabilir." Son kertede film, küresel ısınmanın asıl müsebbipleri büyük şirketleri göremememize rağmen, bu konuya eğilmesi açısından önemliydi.
  • M. Kadıoğlu: Bakalım, film iklimbilimine ilgiyi dinozorlar kadar artıracak mı?

    Yoksulların da payı var!
  • Ö. Madra: Bir de şu var: Biz film üzerinde konuşurken, felaketin büyüğü Karayibler'de oluyor. Haiti ve Dominik'te yaşanan selin sebebi, son 200 yılda yok edilen ormanlarla birlikte gelen iklim değişikliği.
  • M. Kadıoğlu: Evet, fakir ülkeler de iklim değişikliğine arazi örtüsünü değiştirmek ve doğal kaynaklarına baskı yapmakla 'katkıda' bulunuyor. Türkiye 24 Mayıs'ta, 'İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf oldu.

    Bu kararın alınması 10 yıl sürdü. Türkiye taraf oldu ama bu sözleşmeyi nasıl yerine getirip uygulayacak? Öncelikle ormanlarına sahip çıkması gerekiyor.
    (Radikal)
    482
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.