Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Yağış bahane Cure şahane!

Yağış bahane Cure şahane!

The Cure, önceki gece Rock'n Coke'çulara unutulmaz anlar yaşattı. 3.5 saatten fazla sahnede kalan grup beş kez bis yaptı. Dün gecenin yıldızı The Offspring'di.

"Hayatta yapılması gerekenlerden biri kesinlikle budur" diyordu biri. Festivalci genç, The Cure konserinden bahsediyordu. Sanki Robert Smith de bunu duymuşcasına izleyenlerden kimsenin unutamayacağı, yıllarca eşe dosta anlatılacak hatta "Evet 'o gün' ben de Hezarfen'deydim" dedirtecek 3.5 saatlik bir anı bıraktı.

The Cure'a bizi ısındıran Korn oldu. Korn, 'Freak on o Leash' gibi ünlü şarkılarının yanına Pink Floyd'dan 'The Wall' ve Metallica'dan 'Sad But True'u da sıkıştırdı. 'The Wall'un hemen ardından yağmurun başlaması da takdiri ilahi olsa gerek. Az yağmur, az çamur ama enerjisi tam patlamamış bir kitle bırakmıştı Korn, The Cure'a. Ve saat 23.00... Robert Smith mütevazı tavırlarıyla sahneye çıkıp gitarının teline dokununca 'Siyah göz makyajı ve elektrik verilmiş saçlarıyla Robert Smith gerçekmiş!' dedik. Sonunun nasıl olacağını bilmediğimiz ama her anından doya doya zevk aldığımız bir maceranın içine girmiştik. Bu duygu hali biraz da karşılıklıydı. Çünkü o da 3.5 saat sahnede kalacağını konserin başında düşünmemiştir herhalde. Aslında The Cure'la 2.5 saat yolculuk etmek de bizim için bir ayrıcalıktı. Ama işte hayat sürprizlerle dolu, bu bir saatlik ekstra, amiyane tabirle söylersek 'konserin şahane' geçmesine neden oldu.

Saatler ilerledikçe 'Friday I'm Love', 'Just Like Heaven', 'In Between Days' bir bir Smith'in ağzından dökülüyordu. Zaman geçiyor, o söylemeye biz dinlemeye doymuyorduk. Saat 01.30... Robert Smith daha 'Boys Dont Cry'ı, 'Love Song'u söylemeden sahneden ayrıldı, ama yaklaşık 40 bin kişi 'ana sahne'nin önünden ayrılmıyordu. Alkışlar ve Robert Smith tekrar sahnede. Bu ilk bis'ti, ama son olmayacaktı. Bir saatlik esktra boyunca o, beş kez bis yapacaktı. Gidiyor, geliyor 'Boys Don't Cry' ve 'Love Song'u söylemiyordu. O söylemedikçe tedirginliğimiz artıyordu. Parkorman'da Deep Purple, 'Child In Time'ı söylemeyerek bizi nasıl boynu bükük bıraktıysa, The Cure'un da aynı şeyi yapmasından korkuyorduk biraz da... Ve 'Boys Don't Cry'ı söyledi. İşte o zaman hepimiz çözüldük. O kadar ki 'Love Song' için ısrar edecek gücümüz kalmadı. O da söylemedi zaten.

Festivalin ikinci gününde The Cure'un tatlı yorgunluğu hâkimdi alana. Festivalciler açılışı saat 14.00'te Manga ile yaptı. The Cure'un arkasına düşmek onların için bir talihsizlikti tabii! Manga'dan sonra Replikas yeni albümünden de birçok parça seslendirdiği konserinde yine ağırlığını korudu. Kitle, Brezilyalı ekip Naçao Zumbi, Hot Hot Heat ve Şebnem Ferah'la 'ısınma hareketleri' yaptı. Asıl hareket Apocalyptica ve The Offspring'den geldi...

Notlar...
* Festivali 50 bin kişi izledi.

* Alanda 10 bin çadır vardı.

* Türkiye-Danimarka maçının izlenememesi futbol meraklısı festivalcileri üzdü.

* Hem kapı girişlerinde hem de festival alanında para yerine kullanılan kartların verildiği standların önündeki kuyruklardan herkes şikâyetçiydi. (Bir festivalcinin tespiti: 'Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Şampiyonlar Ligi Finali'ninde 80 bin kişi vardı, ama böyle bir sıra yoktu. Rock'n Coke'çuların gelecek yıl UEFA'ya danışmalarını salık veririm.')

* Festivalciler iki günde hem kışı hem yazı yaşadı.

* Ceza, 'Rock festivalinde hip hop'çının ne işi var?' diye protesto edenlere küfür etti.

* Bütün basın F klavye kullanıyor ama basın çadırında yine F klavye yoktu.
(Radikal)
500
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.