Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Ünlü mülteciler umut oldu

Ünlü mülteciler umut oldu

Yıllar önce mülteci statüsünde bulunan ABD'nin ilk kadın Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, yönetmen Jorge Ulla, yazar Isabel Allende gibi ünlü isimler güvenliğini başka bir ülkede arayan milyonlarca insanın "umut kaynağı" oluyor.

ABD'nin, Afganistan'a yönelik askerioperasyonun ardından mültecilerin dramı bir kez daha dünyanın gündemine gelirken, geçmiş yıllarda aynı acıları çekmiş kimi mülteciler, güvenliğini başka bir ülkede arayan milyonlarca insan için "umut" oluyor.

Birleşmiş Milletler'in, Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi'ne göre mülteci, "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi" olarak tanımlanıyor.

Dünyadaki yaklaşık 50 milyon mülteciden 21 milyonundan fazlası Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin himayesi altında bulunuyor.

Dünyanın tanıdığı mülteciler

Mültecilik kimine açlıktan ya da salgın hastalıklardan ölüm getirirken, kimine itici bir kuvvet olarak başarı getiriyor.

İşte çocukluk yıllarından başlayarak acı içinde geçen yılların arasından doğan başarı öyküleri şöyle:

Madeleine Albright

ABD'nin en popüler Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, 1937 yılında Çekoslovakya'nın Prag şehrinde dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı ve Nazi işgali döneminde, ailesiyle birlikte İngiltere'ye kaçtıve savaştan sonra Çekoslovakya'ya döndü.

Çekoslovakya'da komünistlerin iktidara gelmesi ile aile ikinci kez kaçmak zorunda kaldı. Albright, 11 Kasım 1948'de, 11 yaşındayken, Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaştı.

Çocukluğu kaçmakla geçen Albright, "fırsatlar ülkesinde" hayatına bambaşka bir boyut katarak, önceki Başkan Clinton tarafından Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi.

Albright, Birleşik Devletler'in ilk Dışişleri Bakanı olmanın yanısıra, ABD Hükümetleri tarihinde en üst sırada yer alan kadın olma özelliğini taşıyor.

Jorge Ulla

Havana'da (Küba) doğan Jorge Ulla ise 14 yaşındayken Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçtı. Gazeteci kariyerine 1978 yılında ara vererek filmlerde çalışmaya başladı.

Jorge, yazar, yönetmen ve yapımcı olarak birçok filme imza attı. Reklam filmlerinin yanısıra, dünya çapında ün kazanan filmleri ve belgeselleri ile pek çok ödül kazandı.

1998 yılında görsel sanatlar alanında FACE (Küba Sürgünleri Hakkında Gerçekler) ödülüne aday gösterildi ve kazandı.

Isabel Allende

Amcası Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 11 Eylül 1973'te askeri darbe ile devrilmesinin ardından sürgüne gönderilen Isabel Allende de aldığı ölüm tehditleri nedeniyle, eşi ve iki çocuğu ile Venezuela'ya kaçmak zorunda kaldı.

1998'de, konuk edebiyat profesörü olarak çalışmak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşen Allende,burada da kitap yazıp yayınlamaya devam etti.

Kitapları 27 dile çevrilen ve 2 kitabı filme konu olan Allende, kurduğu vakıfla talihsizkadın ve çocuklara burslar sağlıyor. Demokrasinin yeniden sağlanmasıyla 15 yıllık sürgünün sonunda Isabel Allende, 1990 yılında Gabriela Mistral Ödülü'nü almak üzere Şili'ye döndü.

Nobel ödüllü Menchu Tum

Nobel Barış Ödülü sahibi Rigoberta Menchu Tum da 9 Ocak 1959 tarihinde Guatemala'nın, bin yıllık Maya-Kiş kültürünü devam ettiren Chimel köyünde dünyaya geldi.

Toprak mülkiyeti biçimlerindeki eşitsizlikleri protesto eden Köylüler Birliği Komitesi'nde görev alan Rigoberta, Kızılderili nüfusu ile askeri baskıya direniş kampanyaları nedeniyle, 1981 yılında aile üyelerinden birçoğunun işkence görmesi veya öldürülmelerinin ardından saklanmak zorunda kaldı.

Aynı yılın sonlarında Meksika'ya kaçmaya mecbur bırakıldı. Bu olay hayatında yenibir dönemin başlangıcı oldu ve yurtdışında Guatemala'daki baskıya direnişi ve Kızılderili köylülerinin haklarını savunmayı örgütlemeye başladı.

Guatemala Muhalif Birleşik Cumhuriyeti'nin (United Republic of Guatemalan Opposition -RUOG) kurucuları arasında yer aldı.

Sosyal adalet ve yerlilerin haklarına saygıyı esas alan etnik kültürel uzlaşma konusundaki çalışmaları nedeniyle 1992 yılında Rigoberta Menchu Tum'a Nobel Barış Ödülü verildi.

Alek Wek

Güney Sudan'da Wau bölgesinde bulunan Dinka kabilesinde, dokuz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya gelen Alek Wek ise 14 yaşındayken ailesiyle beraber savaştan zarar gören ülkesini terketti.

Sadece üzerindeki elbiseleriyle kaçan Wek, mültecileri nisbeten güvenli Hartum bölgesine götüren askeri bir uçağa bindi.

Wek 1991 yılında kızkardeşi ile beraber Londra'da mülteci statüsü aldı ve sosyal görevli olan anneleri Akoul Park daha sonradan onlara katıldı. Diğer kardeşleri İtalya, Almanya ve Mısır'a kaçtı.

Aile üyeleri karşılaştıkları seyahat engelleri nedeniyle hiçbir zaman biraraya gelemediler. Afrika'yı terketmelerinden bu yana sadece Wek diğer bütün kardeşlerini görebildi.

Wek, 1995 yılında Londra'daki bir sokak fuarında bir mankenlik ajansı tarafından keşfedildi.

Haziran 1996'da Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınan Wek, halen Manhattan'da yaşıyorve IMG'de mankenlik yapıyor. Bugün New York, Londra, Paris ve Milano'daki defilelerde ençok aranan isimler arasında yer alıyor.

Mikis Theodorakis

Ege'nin iki yakasında Zülfi Livaneli ile verdiği konserlerle Türk halkının yakından tanıdığı Yunan müzisyen besteci Mikis Theodorakis de, Yunanistan'da 60'lı yıllarda iktidarda olan Albaylar Cuntası döneminde (1967-1974) komünist fikirleri nedeniyle siyasi mahkum ve mülteci olarak Paris'te yaşamıştı.

Bizim mülteciler

Zülfü Livaneli, Abidin Dino, Nazım Hikmet gibi pek çok Türk sanatçısı da yurtdışında geçirdikleri yıllarda kazandırdıkları eserlerle Türkiye sınırlarını aştılar.

İsveç'te 1973-78 yılları arasında yaşayan Livaneli, dünyada aydınların ve sanatçıların mülteci olarak yurdışında yaşamalarının neredeyse "gelenek" haline geldiğini belirtti.

İnsanın kendi dilinden ülkesinden kopuk yaşamasının mülteciliği de, "bir hapishane" haline getirdiğini belirten Livaneli, "Bununla birlikte tek yararı, yurtdışında bulunduğunuz süre içinde ülkenizi bugünüyle değil geçmişi ve geleceğiyle kavrıyorsunuz, hasret şiirleri gibi en güzel ürünler yurtdışında veriliyor. Nazım Hikmet'in yurtdışında yazdığı 'Karlı Kayın Ormanı'nı', ben de yurtdışında bulunduğum süre içinde bestelemiştim mesela..." diye konuştu.

Günümüzde politik mülteciliğin boyut değiştirdiğini dile getiren Livaneli, "Artık büyük kitleler yer değiştiriyor. Mültecilik, 21. yüzyılın en büyük sorunu olmaya doğru gidiyor. Dünyanın daha adaletsizbölgelerinden Batı'ya müthiş bir akın var" dedi.
185
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.