Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Ünlü gurme kalbine yenik

Ünlü gurme kalbine yenik

Tuğrul Şavkay, ender rastladığım kibarlıkta bir insandı. Hayatta kapı açmak, palto tutmak gibi şeyler olduğunu onunla hatırladık. İnsanı rahat ettirmek için çırpınırdı.

Tuğrul'u bundan yıllar önce, Milliyet'ten Hürriyet'e gittiğimizde tanımıştım. Enis Batur, Oruç Aruoba, Ömer Madra ve ben, dört silahşorlar. Orada bir pazar eki çıkaracaktık, Oktay Kurtböke bizi çağırmıştı. Daha genç bir başka ekibi de vardı: Serhat Öztürk, Mehmet Tezkan, Altuğ, Tuğrul. İlk üçüyle aramızda bir spor kardeşliği oluşmuştu. Ama Tuğrul'un, Galatasaray Lisesi mezunu olmakla birlikte sporla alıp veremediği yoktu pek. Tıpkı Oruç gibi.
İlk önce, İngilizce ve Fransızcayı iyi bilmesini kıskandım. Meğer Galatasaray ve Boğaziçi mezunuymuş. Sosyoloji, siyaset bilimi okumuş. Ama Tuğrul'a uzun vadeli kızmak mümkün değildi. Tuğrul Şavkay, benim ilk gençlik günlerimden beri pek ender rastladığım kibarlıkta bir insandı. Gerçek bir beyefendiydi, nezaketin ta kendisiydi. Hayatta kapı açmak, palto tutmak, iskemle çekmek gibi şeyler olduğunu onun sayesinde hatırladık.

Kadınlara karşı derin bir saygısı vardı. Ayrıca divan şiiri, iyi alaturka gibi konularda da ruh kardeşimdi. Klasik müzikten, operadan hiç söz etmiyorum, onda beni kat kat aşmıştı. Gurmelik meselesini ise ballandıra ballandıra anlattığı yemekler, adını duymadığım şaraplardan söz etmeler dışında ilk kez Bilsak'ın tepesindeki (şimdiki 5. Kat) o nefis manzaralı restoranda keşfettik. Tuğrul bizi davet etti, sofralar kurdurdu, yüzünden hiç eksik olmayan tebessümle sağa-sola seğirterek rahat ettirmeye çalıştı. Gerçi ben konusunda bildiğini yeme yanlısıyım ama cesaret edip yiyebildiğim şeyler, inanılmayacak kadar lezzetliydi. Bir seferinde de Rumelihisarı'ndaki evine çağırmıştı, o yemeklerin tadını da hiç unutamam. Giderken de üşümeyeyim diye beyaz hırkasını özenle sırtıma yerleştirmişti.

Hürriyet yıllarından sonra da (o, bu ilk 'basın evi'nde kalmış, biz ayrılmıştık) dostluğumuz sürdü. Pek görüşemesek de. Ama en azından, arkadaşım Günsen Açılmış sayesinde yaptıklarını izleyebiliyor, zaman zaman da Tuğrul'u görüyordum. Örneğin, zeytinyağı meselesine aşinaydım. Ama iş sadece zeytinyağıyla kalmadı. Gurmelik meselesine tepeüstü dalmışlardı: Yemekler, geceler, toplantılar Tuğrul'un yemek okulunu kurmasına kadar uzanmıştır. En son Hilton'da karşılaştık. Gene şıktı, zarifti, serapa tebessümdü, kendi daveti olmadığı halde rahat ettirmek için çırpınıyordu. Tuğrul işte...

'Onlar kadınsa biz neyiz?'
Onun zarafetine karşılık benim derbederliğim de aramızda ayrı bir espri konusuydu. Bir seferinde bana iki hanım arkadaşıyla başlarından geçen bir şeyi anlatmıştı. Bebek'te caddede yürüyorlarmış. O iki arkadaşı da benim gibi derbedermiş (elbette Tuğrul bunu çok daha kibar şekilde ifade etmişti). Derken karşıdan bir hanım görünmüş. Süslü mü süslü, sarışın mı sarışın. Arkadaşlarından biri diğerine dönmüş, "Bu mı?" demiş. "Bu kadınsa eğer, biz neyiz?"

Sevgili Tuğrul, seni daha önce de yoklamış olan kalbine bu kadar genç yaşta yenik düşmüş olan, sonuçta senden çok bizim kaybımız. Diğerlerini bilmem ama, ben bundan sonra böylesine nazik bir arkadaşı, kavalyeyi nereden bulurum? Sadece var olduğunu bilmek bile bize yetiyordu.

Sosyoloji mezunu bir aşçı
Ünlü yemek yazarı Tuğrul Şavkay, önceki gece kalbine yenik düştü. İstanbul'daki evinde geçirdiği kalp krizinin ardından İstinye Devlet Hastanesi'ne kaldırılan fakat kurtarılamayan Şavkay, 1951'de Nazilli'de doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Yükseköğrenimine Avusturya Graz Üniversitesi'nde başladı, Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi'nde sosyoloji eğitimiyle devam etti. Aynı fakültede siyaset bilimi üzerine mastır ve doktora yapan Şavkay, okulu bitirdiğinde 35 yaşındaydı. O yıllarla ilgili "Dişimi sıksam öğrencilikten emekli olacaktım" diyen Şavkay, öğrencilik yıllarında bulaşıkçılık ve daha sonra da aşçılık yaptı. Club Mediterranee, Carlton Hotel, Klassis Hotel, Sardunya, Liman Lokantası ve Bilsak'ta aşçı, yiyecek-içecek yöneticisi görevlerinde bulundu. Uluslararası Zeytinyağı Konseyi'nin tanıtım programlarında görev aldı.

19 yıldır Hürriyet için yemek yazıları yazan Şavkay, bir süre önce markalaşma yolunda adımlar attı ve kendi adını taşıyan gurme ürünleri satışa sundu. Bu sene Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne bağlı Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü'nü kuran, 'Dil Devrimi' kitabının da yazarı olan Şavkay'ın cenazesi bugün Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından Nakkaştepe Aile Mezarlığı'na defnedilecek.
(Sevin Okyay-Radikal)
278
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.