Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Üç müze kayboldu

Üç müze kayboldu

İstanbul, kentin birkaç yüzyıllık tarihini bugüne aktaran 'Su', 'İtfaiye' ve 'Taşıt' müzelerine sahip çıkmayı beceremedi. Müzeler kayıp ya da perişan durumda...

"İstanbul'un neden hak ettiği gibi bir şehir müzesi yok" diye iç geçirenlerin ilk önce şu önemli soruyu sormakla işe başlamasını öneriyorum: İstanbul Şehir Müzesi'ne şehrin yakın tarihi ile ilgili önemli katkı sağlayabilecek ve çok önemli bir birikim oluşturan üç müzeye ne oldu? Kısıtlı imkânlarla, ancak ilgili kuruluşlarda çalışan kişilerin kendi gayretleri ile oluşturulan bu müzelerin başına gelenlerin acaba farkında mıyız?

Ulaşım hafızası silindi
İETT'nin Hasanpaşa'daki eski tramvay deposu, 'Taşıt Müzesi' haline getirilmişti ve eşine az rastlanır zenginlikte, ayrıntıda malzeme ile doluydu. Karda kaymaya karşı, kum öğüterek döken özel tramvaydan ray bükme araçlarına, genel müdürün antika otomobilinden tramvayların teknik yapısını anlatan parçalara ve elektrik motorlarına, bilet örneklerinden vatmanların fes kalıbına kadar müzede o kadar çeşitli malzeme vardı ki burası belki de bugün yeni bir anlayışla düzenlendiğinde başka ülkelerdekilerden çok daha gelişmiş bir müze olabilirdi.

Hatta, müze çevresinde tramvayla küçük bir tur atmak dahi mümkündü. Atlı tramvaylardan elektrikli tramvaylara, Tünel'in eski vagonlarından buhar makinelerine kadar burada başka şehirlerdeki müze yöneticilerini kıskandıracak öyle örnekler bulunuyordu ki "Kim bunları toplamayı akıl etmiş?" diye sormamak elde değildi.

Müzenin bu kadar ayrıntılı bir malzeme birikimine sahip olmasının büyük olasılıkla önemli bir nedeni aynı aletlerin, makinelerin, araçların yakın zamanlara kadar kullanılmış ve İETT'nin kurum olarak, tamir atölyeleri, imalathaneleri ile büyük bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiş olmasıydı.

Bu müzenin son birkaç kalıntısını işporta gibi yere serilmiş ve kırık dökük vaziyette İETT'nin Karaköy'deki o korkunç binasının altında gördüm. Oradaki görevliye bir şeyler sormaya kalktığımda kendisinin "bu döküntülerle" bir ilgisinin olmadığını, Mavikart kuponu sattığını söyledi.

Bir gün
İETT Genel Müdürü'ne rastgeldiğimde kendisine müzenin akıbetini sordum. Böyle bir müzenin varlığından bile haberi yoktu! İkinci önemli müze 'İstanbul Sular İdaresi Müzesi' idi. Bu müzede elle yazılmış abone faturalarından, su kanallarının projelerine, döküm sokak çeşmelerinden, su sayaçlarının örneklerine kadar birçok malzeme sistemli bir şekilde İSKİ Genel Müdürlüğü binasının içinde sergileniyordu. Son olarak birkaç gün önce İSKİ'ye gittiğimde müzeyi yerinde bulamadım. Üstelik kime sorduysam, hiçbir kimsenin müzeden haberi yoktu. Sanki müze yer yarılmış, içine girmiş, bundan da hiçbir yetkilinin haberi olmamıştı! Saatlerce yetkili kişilerle yaptığımız görüşmelerden hiçbir sonuç alamadık.

Bütçe büyük ama...
İtfaiye Müzesi'ni ilk gezdiğimde iki katlı, Fatih'deki İtfaiye Daire Başkanlığı binalarına bitişik bir yapıydı. İçinde İETT Müzesi gibi sistemli bir sınıflandırma ile çok sayıda malzeme sergileniyordu. Burada eski itfaiyeci kıyafetlerinden su tulumbalarına, Beyazıt Kulesi'nden sarkıtılan balonlardan önemli olaylardaki hasar tiplerini gösteren kalıntı örneklerine çok sayıda malzeme toplanmış ve yanlarına da açıklamalar konmuştu. Müzeye ikinci gittiğimde içeride son derece niteliksiz bir dekorasyon projesinin gerçekleşmekte olduğunu gördüm. Değerli eserler moloz, harç, tuğla ile birlikte darmadağın olmuştu. Son olarak müzeye gittiğimde artık üst katı yoktu. Bu defa ortada eskiden var olan malzemelerin küçük bir bölümü kalmıştı ve hiçbir sınıflandırma, açıklama plaketi olmadan oraya buraya konmuştu. Kapıdaki görevliye müzedeki eserlere ne olduğunu sordum. Gene aynı cevabı aldım. Kendisinin bu işle bir ilgisi yoktu ve müze ile ilgili bir kimse de bulunmamaktaydı.

Sonuçta bırakın eldeki malzemeleri çoğaltıp müzeleri geliştirmek, varolanı dahi koruyamadık. İstanbul'un metrosu gibi işlev gören, döneminin en gelişmiş metropoliten ulaşım sisteminin unsurları olan vapurlardan birkaç tanesi saklanamadı. Bu müzeler İstanbul'un modernleşme tarihini ve şehirsel gelişimini anlayabilmemiz için önemli. 19. yüzyıl sonunda, 20. yüzyıl başında Londra, Paris, Berlin gibi büyük bir dönüşüm yaşayan ve bu nedenle önemli bir birikime sahip olan İstanbul'un gelişiminin bir izdüşümünü müzelerde bulmak mümkündü. Müzeler, tam da belediyenin elinde büyük bütçeler olduğu, zaman yok oldular! Belki de bu müzeleri korumak, geliştirmek bir yana, yok etmemiz, üstelik de bunun farkına bile varmamamız, bize kentin neden bu hale geldiği hakkında bir bilgi verebilir.
(Radikal)
355
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.