Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Türkiye'ye en çok "tembel turist" geliyor

Türkiye'ye en çok "tembel turist" geliyor

Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. H. Suavi Ahipaşaoğlu, turistleri davranış biçimlerine göre sınıflandırdı. Belirlenen 21 değişik turist tipi, Turizmde Rehberlik isimli kitapta toplandı. Türkiye'ye en çok 'Tembel Turist' tipinin geldiği belirlendi.

Doç. Dr. H. Suavi Ahipaşaoğlu, "itabı ve turist tiplerini yazmaktaki amacım, öğrencilerin yetişirken hizmet verecekleri insanları iyi tanımalarını sağlamaktı. Bunları yaparken 25 yıllık rehberlik hayatımdaki tecrübeleri bir araya getirdim'' dedi. Ahipaşaoğlu, belirlediği 21 turist içinde Türkiyeye en çok gelen turist tipinin ise "embel Turist'' tipi olduğunu belirtti. Ahipaşaoğlunun okullarda ders olarak okutulan kitabındaki ilginç turist tipleri şunlar:

İDEAL TURİST: Ön yargıları yoktur ve amacı gezdiği ülkeyi tam olarak tanımaktır. Bilgili, her şeyle ilgili ve üretkendir. Katıldığı geziyle ilgili daha önce araştırma yapmıştır. Akla ve gerçeğe uygun önerileri hemen benimser, çevresiyle kolay ilişki kurar, dengeli olarak sürdürür. Sevecen, cana yakın ve insana saygılıdır.

KABUL EDEN TURİST: Edilgendir, her söyleneni onaylar ve herkesi sevindirmeye çalışır. Kendine güveni yoktur. Her renge bürünür, kişisel girişimlerde bulunmaktan kaçınır, tek başına kaldığında kendisini yitik hisseder. Sorunlarını başkalarına anlatır ve onların önerilerini bekler. Geziyle ilgili görüşü yoktur. Düşünce üretici değil, alıcıdır. Rehberlerin baştan savan bir tavır takınmasından büyük ölçüde etkilenir. Kabul eden turist davranışları genellikle arkadaşçadır. İçtenliği de çoğu kez gerçektir.

SÖMÜREN TURİST: Gezi boyunca herkesi kullanıp sömürmek için hazırdır. Parası vardır ama harcamaz. Başkalarının sırtından geçinir. Kıskançtır, başkasının sahip olduğu her şeye aşırı değer verir, imrenir. Otobüsteki yerinden, oteldeki odasından sızlanır. Alaycıdır iğneleyerek konuşur. Rehberin her işine karışır, onun yerini almaya isteklidir. Uyanıktır, ilişkilerini karşısındakinin duygularını okşayarak ya da zayıf noktalarından yararlanarak yürütür. Sömüren turistin davranışları küstah ve saldırgandır. Düşüncesizliği ve bencilliği yüzünden hoşgörü sınırını kolayca aşabilir.

İSTİFÇİ TURİST: Tutucudur, etrafındakilere soğuk görünmeyi sever. Çevresine sanki koruyucu bir duvar örmüştür. Titiz ve düzenlidir. Gereksinmesi olacağını düşündüğü pek çok şeyi, yiyecek- içecek dahil yanında getirir. Genellikle iki ya da üç bavullu, bir kaç el çantası vardır. Gezinin ilk gününden son gününe kadar otobüste hep aynı yerde oturur ve yerinin değiştirilmesine hiçbir şekilde katlanamaz. Sürekli oteldeki odasının pisliğinden yakınır, inatla çarşafın ve havluların değiştirilmesini ister. Yemekte tabağını, bardağını ve çatalını mendiliyle siler. Saplantılı bir şekilde dakiktir. İstifçi turist genellikle aşırı duygusaldır. Geçmişe ve eski yaşantısının anılarına tutkuyla bağlıdır.

PAZARLAMACI TURİST: Gözlerinde dolar işareti vardır. Yaklaşım ve ilkeleri ana hatlarıyla fırsatçılıktır. Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden konuşur. Patavatsızdır. Davranışlarına dikkat etmez ve çevresindekilere karşı kayıtsızdır. Pazarlamacı turiste göre, sevgi ve saygı, zayıflık göstergesidir.

BİLGİÇ TURİST: Kitap yüklü çanta ile dolaşırlar. Kan ter içinde, görülmedik tarihi eser bırakmazlar. Rehberlerin anlattıklarını yalanlarlar. Sormadığınız halde size bir şeyler öğretmeye çalışırlar. Rehberlerin anlatacağı yerleri birgün önceden adeta öğrencinin ders çalışması gibi ezberlediklerinden, rehberlerin yanlışını bulmayı adeta kendilerine bir görev edinmişlerdir. Denize girmekten hoşlanmayan bu tipler aynı zamanda, otobüs şoförünün arkasındaki 1- 2 numaralı koltukları ele geçirebilmek ve rehberlerin yakınında bulunabilmek için her zorluğu göze alır, her türlü hakarete de katlanırlar. Bu tiplerin en olumlu yönleri ise rehberlerin bilgilerini her an kontrol ettikleri için rehberlerin yanından hiç ayrılmazlar ve otobüsü hiç kaçırmazlar.

FOTOĞRAFÇI TURİST: Bu tipler her rehber için bir sorundur. Otobüsten daha iner inmez, burada ne kadar kalınacağını sorar sormaz tarihi harabelerin içinde kaybolurlar. Fotoğraf çekmeye kendilerini o kadar kaptırırlar ki, zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmazlar. Otobüsle o ören yerinden hareket edileceğinde şoförün klakson çalması ile ortaya çıkarlar. Ortaya çıkınca antik taşlar arasından, omuzunda kalın bir foto çantası, boynunda birkaç fotoğraf makinesi asılı, kan ter içinde kalmış, taşıdığı fotoğraf makinesi malzemelerinden iki büklüm olmuş bir adam olarak ortaya çıktıktan sonra rehbere çıkışır; Ne o? Rehber bey, burayı amma da çabuk geçiştirdiniz. Hem siz nasıl bir rehbersiniz. Hiçbirşey de anlatmadınız? der. Bu tiplerin en büyük faydası ise ülkelerine döndükten sonra genellikle slayt gösterisi düzenledikleri ve çevresindeki insanlara gittikleri ülkenin bir anlamda ücretsiz tanıtımını yaptıkları gerçeğidir.

ALIŞVERİŞÇİ TURİST: Otobüsten her indikleri yerde, hemen kartpostal standlarına saldırırlar. Onlar gezeceği yere ait olsun veya olmasın bolca kartpostal satın alır. Rehberler onları sürekli ikaz eder ve peşlerine takmaya çalışır. İlk gezi bitmeden tekrar kartpostal seçmeye çalışır ve onunla meşgul olurlar. Bu tiplerin turlara katılmaktaki tek amacı, evlerine döndüklerinde satın aldıkları kartpostalları çevresindekilere göstererek ne kadar çok yer gördüklerini ispata çalışmaktır. Bunlar kendilerine tavsiye edilen her şeyi satın alırlar. Bu nedenle her yerde en çok sevilen turist tipidir. Bakşa bir açıdan aldıkları kartpostallarla farkında olmadan tanıtım yaptıkları için fotoğrafçı turist tipine de benzerler.

DENEYİMLİ TURİST: Gruba hemen uyum sağlarlar, grup içinde nasıl davranılacağını iyi bilirler. Bir de rehber ve şoför için bahşiş toplama konusunda uzmanlaşmışlardır. Bahşişin miktarının tespitini, hiçbir zaman yolcuya bırakmazlar ve kendileri belirlerler. Rehberler en iyi bahşişi bu gruplardan alır. Eğer rehberleri deneyimsiz ise, grubun liderliğini hemen ellerine geçirirler.

DALGIN TURİST: Bunlar nerede olsalar, nereye gitseler orada olay vardır. Ya otelde bir şey unuturlar, ya otelin havlularını yanlışlıkla valize koyarlar. Bir çay içmek için oturdukları sandalyede el çantalarını asılı bırakıp otobüse binerler, 100- 200 kilometre sonra bunun farkına varırlar. Otel anahtarlarını otele bırakmayı unuturlar. Rehberin verdiği broşürü kaybederler. Ertesi gün için verilen kalkış saatini unuturlar, sık sık aynı şeyi sorup dururlar.

ŞANSSIZ TURİST: Nereye gitseler mutlaka ters bir şeyler olur. Örneğin; yaz ortasında hava bozar, kar veya yağmur yağar. Genelde başkalarını kırarlar, ya da bağırsaklarını bozarlar. Çoğu zaman yankesicilerin gazabına uğrarlar, bitkin ve mutsuz bir halde tatilden dönerler. anssız turistler için yapılabilecek bir şey yoktur. İnsanın yakın çevresindekilere nasıl davranılıyorsa onlara da öyle davranmaktan başka çare yoktur.

OBUR TURİST: Bunlar herhalde evlerinde bir yıl pişirmeyen turistlerdir. Çorbadan önce tatlı bulur, tatlı yerler. Açık büfeden bir tabağa doldurdukları dağ gibi yemek arasında bir de yaş pasta ve revani vardır. Hepsini bulamaç gibi yapar yerler. Damak zevkleri olduğunu iddia ederler, yemek adabını, yemek sırasını bilmezler. Sonra çok yediklerinden şişkin karınlarını tutarak Ah, Of çekerler. Yeni tanıştıkları mutfak midelerini dokunur, haftanın birkaç gününü sanki yemeklerin bir gazabı olarak klozette oturarak geçirirler.

KİBİRLİ TURİST: Grup seyahatlerine hayatlarında ilk kez katıldıklarını anlatır dururlar. Ancak bu doğru değildir. Aslında bunlar her zaman charter dışındaki normal havayolu uçakları ile uçar. Bunlar çalıştıkları yerde şef veya amir durumunda sevilmeyen kişilerdir. Otobüste bir demiryolu işçisinin anlattığı fıkra hoşlarına gitse bile gülmezler. Grup dostlukları rehberlerle sınırlıdır. Rehberlerini sürekli yemeğe ve içkiye davet ederler. Rehberleri amir olarak gördükleri için tur sonunda rehbere ayrı bir zarf içinde yüklü bir bahşiş verirler.

MIZMIZ TURİST: Bu tipler hemen hemen her konuda şikayet edecek bir şeyler bulur. Ya çorbalarında bir sinek vardır, ya da hava çok sıcaktır, veya gezdikleri ülkenin insanları çok tembeldir. Bunlara diş geçirirseniz hemen susar, bir daha seslerini çıkaramazlar. Çünkü korkaktırlar. Ancak mızmızlanmalarını dönüşte de sürdürür ve acenteye ipe sapa gelmez şikayetlerde bulunurlar. Fakat bu tipler seyahate gönderilen acenteler tarafından da iyi tanınırlar.

MÜŞKÜLPESENT TURİST: Kendi ülkelerinde olmadıklarına bir türlü inanamazlar. Özellikle Almanlar herkesin Almanca konuşması gerektiğini düşünürler. Hindistanda dana bonfile yemek, Arap ülkelerinde içki içmek isterler.

ZORAKİ TURİST: Aslında tatile çıkmaktan pek hoşnut değildirler. Ancak komşuları, tanıdıkları ve çalıştıkları yerdeki kişilerle seyahat ile ilgili ortak bir konuşma ortamı yaratmak için seyahat ederler. Veya evlerinin bodrumlarında sanki seyahate çıkmış gibi günlerce saklanarak anlatacak seyahat öyküleri hazırlayanlar da bu tiplemeye dahildir. Kendi yaşantılarını her yere götürürler, sürekli kendi ülkelerinden söz ederler. Evlerini müthiş şekilde özlerler.

NEŞELİ TİP TURİST: Genellikle otobüsün en arka koltuklarını işgal ederler. Gençlerinin ellerinde bir çalgı aleti de olabilir. Yaptıkları esprilerle grubu adeta gülmekten kırar geçirirler. Genelde ticaretle uğraşan evli erkekler olmalarına rağmen kendilerini bekar olarak tanıtırlar. Yalnız tatil yapmayı tercih ederler, karşılaştıkları her kadını tavlamaya çalışırlar. Ancak bu genellikle konuşma ile sınırlı kalır. Rehber yeterli önlemleri almazsa bu turist tipi gruptaki yolcuları kendisine bağlayarak liderliğe de soyunabilir. Bu tipin yalnız erkek olmaları şart değildir. Genellikle genç, çoğu zaman çiftler halinde bayan grupların da olduğu gözlenebilir.

OTOSTOPÇU TURİST: Tatillerinde gittikleri ülkeleri, rekor denebilecek sürelerle geçmek en büyük zevkleri olan bu kişilerin, gezdikleri ülkelerden hatırladıkları tek şey otoyollardır. Bu tipler özellikle tarihi ören yerlerinde turist rehberlerine; bir sonraki gezi noktasına gitmek için musallat olurlar. Böyle kişilerin can ve mal güvenliği açısından otobüslere alınmaması yerinde bir karar olur. Otostopçu turistler veya diğer bir deyişle sırt çantalı turistler çoğunlukla parasal olanakları kısıtlı genç gezginlerden oluşmaktadır.

TEMBEL TURİST: Hiçbir zaman turlara katılmazlar. Bütün tatillerini kızgın güneşin altında hareketsiz yatarak geçirirler. Yalnız yemek ve diğer gereksinimleri için kalkarlar. Sabahın erken saatlerinde ve herkes kahvaltıya inmeden önce otelin plaj şemsiye ve şezlonglarını havlularını üzerine atarak işgal ederler. Yavaş hareketlerle yağlanırlar ve bu arada plaja yeni katılmış beyaz tenlilere alaycı bakışlar fırlatırlar. Ne yazık ki kitle turizmi ile birlikte ön plana çıkan deniz- güneş- kum turizmi bu tip turistleri ağırlamalı turlar ile ülkemizin baş konukları arasına yerleştirmiştir.

GÖSTERİŞÇİ TURİST: Tembel turist gibi turlara katılmayan ikinci tip ise gösterişçi turistlerdir. Bunların tatile çıkmalarının tek amacı, vücutlarını sergilemektir. Plajda veya havuz kenarında yavaş adımlarla bir ileri bir geri yürürler. Bir beden küçük olan tangalarının herkes tarafından görülmesi için ellerinden geleni yaparlar. Geziye katılanları da genellikle birden çok ve markalı valizle yolculuk yapar. Fırsat buldukça gündüzleri dahi elbise değiştirirler. Takılarından vazgeçmezler. Akşam yemekleri ve yemek sonrası dış etkinlikler veya bar sohbetleri onlar için çok önemlidir. İyi yönlendirildiklerinde iyi bir alışverişçi turist olurlar.

MÜKEMMEL TURİST: Böyle bir turist tipi de var mı diyeceksiniz. Rehberlerin her dediğini yapan, rehbere hiçbir zorluk çıkarmayan, şikayet etmeyen, yüklü bahşiş veren böyle bir turist tipi, yapılan araştırmalara göre maalesef daha anasının karnından doğmamış ve doğacağa da benzemiyor. O zaman bizim işimiz de ideal olurdu, değil mi?''
(DHA)
411
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.