Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Türkiye'den yeni bir uzay filmi

Türkiye'den yeni bir uzay filmi

Bir grup genç sinemacı Gümüşlük Akademisi'nde uzay filmi çekiyor. Önümüzdeki sezon gösterime girecek olan enteresan filmin yönetmeni Mustafa Belen Ünal.

Onları harıl harıl çalışırken görünce Ed Wood aklıma geldi. Dünyanın en kötü ama en eğlenceli filmlerini çeken Amerikalı yönetmen. Wood, değerleri yıllar sonra anlaşılan filmlerini çok küçük bütçelerle çekerdi.

Öylesine parasızdı ki, ufacık stüdyolarda, olmadı evinin salonunda, eşiyle dostuyla birlikte gerçekleştirdi pek çok filmi. Uzay gemisi diye tabakları, tencereleri iplere bağlayarak havada uçuruyor, sigara dumanıyla bulut efekti yapıyordu.

Filmlerinde karton duvarlar durmadan sallanır, cep fenerinden yapılan ışıkların pili biterdi. Yani bizim 'Dünyayı Kurtaran Adam'ın unutulmaz yönetmeni Çetin İnanç bile prodüksiyon olarak daha şanslıydı.

İki odalık set
İşte, Gümüşlük Akademisi'nde aynı Ed Wood tarzı film yapan bir grup insan gördüm. Akademinin iki küçük odasını set haline getirmişler, kahkaha, şamata hararetle film çekiyorlardı. Filmin yönetmeni Mustafa Belen Ünal, Cem Yılmaz'ı aratmayacak sevimlilikte bir insan. Hararetle anlattı:

"Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nü bitirdim. Orada bir dönem araştırma görevlisi olarak çalıştım. Yüksek lisansım sinema dalında oldu. Bir yandan da, 1991'de kurduğumuz 'Kesmeşeker'de müzik yapıyordum. 1999'a kadar albümler yaptık. Onların kliplerini de ben çektim. Sonra kısa metrajlı filmler yaptım. İlk defa uzun metraja bulaşıyorum."

Genelde akademisyenlerin, yazar- çizer takımının üretim yaptığı Gümüşlük Akademisi'ndeki bu şamataya şaşırdım ve bayıldım. Latife Tekin'e rağmen, orasını daha asık suratlı bir yer olarak düşünürdüm. Yanılmışım. Durumu Ünal kardeş izah etti: "Valla buranın çok güzel bir enerjisi var. Burada çok güzel bir boş mekân vardı ve biz de bu boş mekânı değerlendirelim dedik. O yüzden Akademi'den Ahmet Filmer'le görüştük, filmin dosyasını götürdük.

Kendisine tanıttık ve burayı çok cüzi bir ücret karşılığında bize açtı. Ahmet beyin dedesi de Türkiye'deki ilk sinema salonunu açan insan sanıyorum. Ekip olarak zaten hepimiz Gümüşlük'te yaşıyoruz. Evden buraya gelmek beş dakika. Etrafta araba ve gürültü yok o yüzden insan çok kolay konsantre oluyor. Kaptırıyorsunuz ve gidiyorsunuz."

'G.O.R.A.'nın izinde
Çekimleri izlerken haliyle biraz 'G.O.R.A.' havası sezinliyor insan. İşte karikatür bir Kaptan Kirk, yine yelken kulak Spock filan var filmde çünkü. Acaba bir parodinin parodisini mi yapıyor bu arkadaşlar? Pek değilmiş:

"Sanırım birçok insan farklı noktalardan bakarak bu filmi yapmayı çok istedi. Birtakım nedenlere yol açtı ve nedenler de birtakım sonuçlara yol açtı ve şu anda da bu filmi çekme sonucuna geldik. Esasında bunun senaryosu 1992'den beri mevcut. Zaman içinde imkânlar bir araya geldi. İşte bir tane kameramız oldu. Işıklar edinmeye başladık. Her şey amatörce. Daha sonra bizi burada AFM'nin ortaklarından Ümit Gürsoy gördü. Bizim amatör çalışmalarımızdan heyecanlandı sanırım destek için birtakım ışıklar verdi.

'G.O.R.A.'ya gelince, biz onu bir buzkıran gemisi gibi gördük. Çünkü o çok büyük bir yapım. İyi bir yapım, maddi olarak da kapasitesi büyük. Sanki böyle buzları delerek ve kırarak geçti. Türk sinema seyircisini Türklerin uzaylı olması gibi bir duruma hazırladı. Ben o yüzden 'G.O.R.A.'ya çok olumlu bakıyorum. Biz G.O.R.A.'nın küçük kardeşi mi olacağız bilmiyorum."

İsmi henüz belli olmayan filmin 19 kişilik bir oyuncu kadrosu var. Salon bulabilirse önümüzdeki sezon gösterime girecek olan filmin en ünlü simaları, 'Yazı Tura'da izlediğimiz Levent Can ve Opet reklamlarında Tarkan'ın şoförünü canlandıran Rıza Külegeç. Yönetmen filmin konusunu sadece Radikal'e anlattı:

"Bir görev için uzaya gönderilmiş olan Türklere ait 'Salaktika' adlı uzay gemisinin hikâyesi. Düşman sahasında Seylanlılar var, o sahada gemi arıza yapıyor ve dünyaya geri dönemiyorlar. Mürettebatta görevi sonlandırmış olmanın getirdiği bir rehavet var. Kaptanın sinirleri çok yorgun o yüzden anlamsız çıkışlar yapıyor, otorite sağlayamıyor. Sinir ilacı filan kullanıyor. Buradan çıkmanın bir yolunu arıyorlar. Fakat kimse arızayı çözemiyor. Dünyayla da iletişim kopuk. Bu yüzden Mr. Spock'ın ruhu çağrılıyor. Finali söylemeyeyim o sürpriz."
(Radikal)
383
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.