Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Türkiye'de popüler film seyredilir"

"Türkiye'de popüler film seyredilir"

Warner Bros. Türkiye Genel Müdürü Haluk Kaplanoğlu: "Sinema yazarlarının beğenmediği film iş yapıyor. 'Vizontele' de çok eleştirildi ama 3,5 milyon kişi seyretti"

Haluk Kaplanoğlu, dünyanın en büyük film yapım ve dağıtım şirketlerinden Warner Bros.'un Türkiye'deki genel müdürü. Gişe savaşlarının iyice şiddetlendiği ve heyecanla beklenen serinin üçüncüsü "Matrix Revolutions"ın gösterime hazırlandığı bir sırada Kaplanoğlu ile hem "Matrix"i hem de yine Warner Bros.'un dağıttığı "Asmalı Konak"ın gişedeki durumunu konuşmak üzere buluştuk.

Sinema herkesin çok ilgilendiği bir alan olduğu için bazı dağıtım teknik ve stratejilerine de girdik. Ve konuşma uzadıkça, olay yeri de Türkiye olduğu için iş "Asmalı Konak" ile "Vizontele" çekişmesinden Galatasaray-Fenerbahçe rekabetine kadar uzandı.

Şu sıralar, özellikle de "Asmalı Konak"tan beri filmlerin sonunu sormak çok moda. "Matrix"in sonunu istirham etsek...
Asla söyleyemem. Bu konuda konuşamam.

Siz seyrettiniz ama değil mi?
Evet.

Pazarlayacağınız bütün filmleri önceden seyrediyor musunuz?
Evet.

Peki; eşiniz, çocuğunuz da seyretmek isterse?
Bazen istiyorlar ama hayır.

Şimdi bu üçüncü "Matrix" de iyi iş yapacak mı?
Birincisi 1 milyon 470 bin yaptı. İkincisi de öyle yaptı. Bu da öyle yapar.

"Asmalı Konak"ı vurur mu?
Bu iki filmin seyircisi farklı ama biz yine de iyi iş yapacak iki film olunca birini üç hafta sonra gösterime çıkarırız.

"Matrix"in sırrı nedir sizce?
Bir kere efektleri çok iyi. Sonra aksiyon sahneleri çok iyi. Felsefi bir içeriği de olan bir film. Özellikle birincisi öyleydi. Hatta ikincisi Türkiye'de biraz da bu felsefi içeriği az bulunduğu için eleştirildi.

Neden, Türkler felsefeye çok mu düşkündür sizce?
Bilmem.

Korsanla mücadele ediyor musunuz?
Bizim bu konuda bir şey yapmamız mümkün değil. Devletin müdahale etmesi gerekiyor. "Asmalı Konak"ın seyircisi korsanı çıktıktan sonra düştü mesela. Bir profesör "Matrix"in ikincisi gösterime girdiğinde filmle ilgili konuşurken, "Oğlumu gönderdim, bir tane korsanını aldırıp seyrettim" diyor ki bu utanç verici.

"Asmalı Konak" beklediğiniz işi yapacak mı?
"Asmalı Konak" iki milyon seyirciye ulaşacak ki bu çok iyi bir iş. "Galatasaray filmi beklediğimiz kadar çok iş yapmadı ama Fenerbahçe'yle ilgili bir film çeksek de yine seyredilmezdi"

"Vizontele"yi geçemeyecek mi?
"Vizontele" gibi filmler her ülkede çok zor çıkar. Ama bu bir yarış değil ki. Mesela benim iki milyonu geçen hiçbir yabancı filmim yok. Bir tek "Titanic" geçti Türkiye'de yabancı film olarak. Yani "Asmalı Konak" muhteşem iş yaptı ama yine de beklentilerimizin altında kaldı. Çünkü televizyonda bir diziyi bedava seyreden, sinema alışkanlığı olmayan seyircilerin para verip filmini de seyretmesini beklemek yanlıştı. "Vizontele"yi üç buçuk milyon sinema seyircisi izledi ama maalesef film basında çok eleştirildi.

Eleştirmenlerin söyledikleri, filmin yapacağı işi etkiliyor mu?
Hayır, "Vizontele" bunun en iyi göstergesi.

"Eleştirmenler bir filmi beğenmezse o film iyi iş yapar" gibi bir formülün olduğu doğru mu?
Maalesef doğru.

"Eski Açık Sarı Desene" filmini de siz dağıttınız. Bu film beklediğiniz işi yaptı mı?
Hayır. Evinde televizyonda maç seyreden, yorumları izleyen seyirci aynı "Asmalı Konak" dizisinin seyircisi gibi sinema alışkanlığı olmayan bir seyirci.

Eğer Fenerbahçe filmi olsaydı daha mı çok seyredilirdi?
Hayır. Galatasaray'ın şehir merkezinden uzaktaki bir stadyumda sattığı kombine bileti Fenerbahçe satabildi mi? Galatasaray filminin az iş yapmasının nedeni biraz da filmin Galatasaray'ın başarılı olmadığı bir döneme denk gelmesiyle ilintili.


"Asmalı Konak'ı televizyonda bedava izleyenlerin para verip filmini de seyretmesini beklemek yanlıştı"
Amerika'da iyi iş yapan her film Türkiye'de iş yapıyor mu?
Hayır. Mesela yeni gösterime soktuğumuz "Gizemli Nehir". Muhteşem bir film ama Türkiye'de seyirci sayısı 150 ile 175 bini geçmeyecek. Amerika'da çok iyi gidiyor oysa.

Aslında bu Irak savaşı sırasındaki ABD karşıtı çıkışlarından ötürü "Gizemli Nehir"in oyuncuları Sean Penn ve Tim Robbins'in seyirci kaybetmiş olması beklenebilirdi, değil mi?
Amerikalıların bu konuda tavrı farklıdır. Bizde bu tür bir muhalif çıkıştan ötürü bir oyuncunun filmine gitmeyebilir seyirci çünkü maalesef Türk seyircisi işin televolesiyle ilgileniyor. Amerikan seyircisi filmin içeriğiyle ilgilenir daha çok. Ama Türkiye'de iyi filmden çok popüler film iş yapıyor.

Amerikan sinema endüstrisi de biraz daha liberal artık galiba. Vietnam Savaşı sırasında Jane Fonda, Vanessa Redgrave gibi muhalif oyunculara stüdyolar iş vermiyorlardı.
"Bana Amerika'yı sormayın" demem lazım ama şunu söyleyebilirim: Geçen sene belgesel Oscar'ını Amerika'yı en çok eleştiren Michael Moore aldı.


"Her ülke bir kendi filmini, bir de ABD filmini seyreder"
Warner Bros. için Türkiye nasıl bir pazar?
Küçük, hâlâ küçük bir pazar maalesef.

Kriteriniz nedir bunu söylerken?
Sinema seyircisinin, bilet satışının nüfusa oranına bakıyoruz. Avrupa'da Türkiye ile aynı nüfusa sahip ülkelere baktığımızda mesela İngiltere'de 185 milyon bilet, keza Almanya'da 175 milyon bilet satılıyor.

Ama oralarda kendi yerli filmlerinin seyircisi de çok, değil mi?
Tabii. Zaten problem orada, onun için Türkiye pazarı çok küçük. Dolayısıyla pazar küçük olduğu zaman Warner'ın aldığı pay da küçük oluyor.

Warner Bros. yerel sinemayı da destekliyor mu? Mesela Warner Bros.'un Türkiye'nin Türk filmlerine dağıtım dışında herhangi bir desteği oluyor mu?
Biz 1991'den beri yerli yapımları çok destekliyoruz. Çnkü biz yerli yapım - yabancı yapım ayrımı yapmıyor, pazarı bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Biz bu ikisinin rekabet içinde olmasını istemiyoruz. Çünkü Türk filmleriyle sinemaya yabancı filmlerle çekemeyeceğimiz seyirciyi çekiyoruz. Böylece daha geniş kitleler sinemaya gitme alışkanlığı kazanıyor.

Bu destek ya da yerel renge sahip çıkma McDonald's gibi kuruluşların mönülerine bir tane de Türk mutfağından bir tat katması gibi bir şey değil yani... Çünkü çokuluslu kuruluşlar küreselleşme karşıtlığının yükselmesi sonucu bu tür bir yola gider oldular.
Hayır, biz 1991'den beri, henüz küreselleşme karşıtlığı başlamadan yerli yapımları desteklemeye başlamıştık. Bizimki öncelikle pazarı büyütmek için verilen bir destek. Türk filmlerinden para kazanmak mantığı bizim için hiçbir zaman ilk hedef olmadı.

"Hiçbir sinema salonuna destek vermiyoruz"

Türk filmlerini onların pazardaki şansına göre mi değerlendiriyorsunuz?
Hayır. "Vizontele"yi de biz dağıttık ama 25 bin kişinin geleceği Türk filmini de dağıttık.

Siz bir Türk filmini dağıttığınız zaman onun yurtdışında başarı şansı da oluyor mu?
Hayır, bizim yerli filmlere ilişkin faaliyetlerimiz Türkiye ile sınırlı.

Ama "Vizontele" için Yılmaz Erdoğan'ı alıp Amerika'ya gittiniz, değil mi?
Onlar bizden bu konuda yardım istedi, yardım ettik. Ama sinemanın bilinen gerçeği şudur: Her ülkede o ülkenin kendi filmi, bir de Amerikan filmleri seyredilir. Çok seyrek başka bir ülkenin filmi seyredilir.

Sizin dağıttığınız filmleri gösteren sinema salonlarını destekliyor musunuz? Mesela Alkazar Sineması, Avrupa filmlerini gösterdiği için bir destek alıyor.
Evet, onlar Eurimages'dan destek alıyorlar. Biz hiçbir salona destek vermeyiz ama onlara fahri danışman olarak hizmet veririz. Sadece teknik olarak bizim beklentilerimize karşılık vermeyen salonlara filmlerimizi vermiyoruz.
(Milliyet)
527
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.