Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Türkiye'de hiç eşcinsel futbolcu tanımadım, duymadım"

"Türkiye'de hiç eşcinsel futbolcu tanımadım, duymadım"

Beşiktaş'ın eski oyuncusu Pascal Nouma: Ahmet Dursun ve benim için de homoseksüel dediler. Ne Ahmet Dursun ne de ben homoseksüelim."

Özkan Güven
Milliyet Pazar


Geçen hafta birkaç günlüğüne İstanbul'a gelen Pascal Nouma beni "diskoya götürmedi" ama yaklaşık bir buçuk saatini bana ayırdı. Tanıştıktan bir süre sonra Swissotel'in lobisinde ben, "Fransa'da doğdu Beşiktaşlı oldu, helal olsun sana Pascal Nouma" diye mırıldanırken, Nouma da kapı zilini duyup oynayanlar gibi kendisi hakkındaki bu güzide besteye eşlik etti. Biz böyle slogan ata ata ortalıkta dolanırken oteldeki müşteriler de bize büyük bir ihtimalle deli gözüyle baktı. Hatta üç kişi daha bulsaydım halay çekebilecek kıvama bile gelebilirdik.

Pascal Nouma 2002-2003 futbol sezonunu tamamlayamadan Beşiktaş'tan gönderildi. Fenerbahçe'ye attığı golden sonra elini şortunun içine sokup "ayıp hareket" yapmıştı. Şansını Katar'da bir kulüpte denedi ama mutlu olamadı ve ülkesi Fransa'ya döndü.

Beşiktaş'ın eski futbolcusu Pascal Nouma'yı anlatmak için birçok kelime kullanılabilir: Çılgın, agresif, kavgacı, gece hayatına düşkün, taraftarın hastası, paparazzilerden hoşlanmayan, oynadığı hemen her maçta kart gören ve çok sevimli... Bizimle olan röportajı boyunca da öyle bir ifadeyle oturuyor, konuşuyordu ki sanki birden ayağa kalkacak ve rap yapacak gibi bir havası vardı.

"Emre'nin yaptığı hareketi ben yapsaydım büyük ceza alırdım"
Türkiye'ye neden geldiniz?
Hem Kanal D'de İlker Yasin'in programına katılmak hem de arkadaşlarımı görmek için geldim.

Arkadaşlarınız kimler?
Arkadaşlarımın hepsi futbolcu. Bayram Bektaş, Ahmet Dursun, Yasin Sülün, Ali Cansun.

Beşiktaş-Fenerbahçe maçını nerede seyrettiniz?
Bir arkadaşımın evinde televizyonda seyrettim.

Emre'nin Nobre'ye yaptığı hoş olmayan el hareketi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ben bu konuda yetkili değilim. Bunu bana değil, sahadakilere ve yetkililere sorun.

Emre'nin yerinde olsaydınız sonuç ne olurdu?
Benim yaptığım hareket gibi Emre'nin hareketi de doğru değildi. Benim yaptığım hareketle onunki arasında bir fark yok. Bana yedi ay ceza vermişlerdi. Bakalım Emre'ye ne kadar ceza verecekler. Bence Emre çıkıp özür dilemeli ve konu kapatılmalı. Bana yapılanın ona da yapılmaması gerekir. Ama biliyorum ki aynı hareketi ben yapmış olsaydım yine çok büyük bir ceza alırdım ve gönderilirdim herhalde.

Size haksızlık mı yapıldı yani?
O maçta Carew oyundan çıkarken van Hooijdonk'un yüzüne bir şaplak indirdi. Hooijdonk da pozisyonu göremeyen hakeme Carew'i şikayet etti. Sonuçta Carew yerine Hooijdonk sarı kart gördü. Bugün de ayağıma birisi bassa ya da tokat atsa ben de tepki gösteririm. Ama eğer o maçta ben olsaydım, aynı hareketi yapsaydım hakem eminim ki ne olursa olsun sarı kartı bana gösterirdi.

Yani siz mimlendiniz mi?
Benim mimlenmemle ilgisi yok. Kasten bir harekete maruz kalıp tepki göstermeyen bir oyuncuyu siz tanıyor musunuz? Tanıyorsanız bana söyleyebilir misiniz?

"İyi bir aile babası oldum ama karım beni evde çok görmekten sıkıldı"
Hayatınızda yeni bir şey var mı?
İyi bir aile babası oldum.

Katar'da nasıl geçti günler?
Pozitif hiçbir şey yoktu. Anım bile yok.

Fransa'da futbolsuz günler nasıl geçiyor?
Sürekli antrenman yapıyorum. Ayrıca herkesin yaptığını yapıyorum. Bir yerlerde yiyorum, televizyon seyrediyorum. Kızımı okula götürüyorum, akşamüstü de alıyorum. Bale, piyano derslerine götürüp getiriyorum. Yani ailemle daha çok vakit geçiriyorum fakat karım beni evde çok görmekten biraz sıkıldı galiba.

İstanbul'daki gibi renkli bir hayat değil...
Gece hayatından bahsediyorsanız, canım çok fazla dışarı çıkmak istemiyordu. Evde kalmayı tercih ediyordum.

Sahaların hırçın çocuğu uslandı mı?
Yo, aynıyım. Tanımladığınız gibiyim. Ben normalim. İnsanlar beni anlamıyor. Bakınca bana psikopat diyorlar. Bana garip birisiymişim gibi davranılmasın. Bu beni çok rahatsız ediyor.

"Hiçbir ülkede Türkiye'de kurduğum kadar sıcak ilişkilerim olmadı"
Atatürk Havalimanı'nda Avrupalılar için değil Türkler için ayrılan kapıdan Türkiye'ye giriş yapmışsınız. Ve "Ben Türküm" demişsiniz galiba.
Evet. Benim burada çalışma iznim vardı. Ben hep Türklerin geçtiği kapıdan geçtim. Çünkü bu biraz da kendimi Türk gibi gördüğüm içindi. Türkiye'yi seviyorum ve burada kendimi evde hissediyorum.

Türk gibi hissetmek ne demek?
Hiçbir ülkeye kendimden bu kadar çok şey vermedim, hiçbir ülke de bu kadar çok şey vermedi bana. Başka hiçbir ülkede Türkiye'de kurduğum kadar sıcak ilişkilerim olmadı.

Neden sürekli Beşiktaş'ta futbol oynamak istediğinizi söylüyorsunuz? Beşiktaş'ın diğer takımlardan farkı ne?
Parmağınızda yüzüğünüz var, evlisiniz anladığım kadarıyla. Siz karınızı seviyorsunuz, ona aşıksınız. Birisi bir çırpıda bu aşkınızı anlatmanızı istese anlatamazsınız. Benimki de böyle bir şey. Benim içimde Beşiktaş aşkı var. Bu konularda bir tek insanın kalbi konuşur. Beşiktaş'tan ayrı olmak çok zordu. Hâlâ da çok zor.

Hâlâ bedelsiz de olsa Beşiktaş'ta oynamayı düşünüyor musunuz?
Evet hâlâ bunu düşünüyorum. Bir insan böyle bir açıklama yapmışsa, bunun arkasında bir sevgi vardır. Benimki de Beşiktaş sevgisiydi.

Beşiktaş taraftarının sizi hâlâ sevdiğini biliyorsunuz.
Evet, biliyorum. Birçok kulüpte oynadım. Çarşı gibi taraftar grubu dünya üzerinde bir tek İstanbul'da var. Futbolu hiçbir zaman kendim için değil, güzel bir gösteri izlemek isteyen insanlar için oynadım. Bazen o gösteriyi kırmızı kart görerek bozsam da böyle düşündüm... Her geri gelişimde onlar beni affetti çünkü onlar beni tanıyordu. Ve ben her zaman verebileceğimin en iyisini vermeye çalıştım.

Beşiktaş'a dönmek için ümitli misiniz?
Nefes aldığınız sürece ümidiniz vardır.

Beşiktaş sizi kabul etse, burada kalıcı olmak için ne yapardınız ya da ne yapmazdınız?
Geçen her gün aynıdır ama birbirine benzemez. Bugün bir şey söyleyemem. Yapacağım ilk şey sahada iyi oynamak ama hayatım kesinlikle değişmeyecek. Değiştirmem.

Geri dönmek için yiyip içtiklerinize de dikkat ediyorsunuzdur herhalde. Rejim yapıyor musunuz?
Yediklerime, içtiklerime dikkat ediyorum ama herhangi bir rejim yapmıyorum. Sadece fast food türü yiyeceklerden uzak duruyorum.

Karınız ne düşünür İstanbul'a dönme konusunda?
Beni destekleyeceğine eminim. Onun da hoşuna gider.

İstanbul'da futbol oynarken sahada ne hissederdiniz?
Maça çıkarken ölüm ve yaşamı düşünürdüm. İstediğimi yapmak için her hafta bir 90 dakikam vardı. Ve ben de bundan faydalanıyordum. Benim sanki kendime ait bir 90 dakikam vardı. Maç bittikten sonra herkesin Nouma'sı oluyordum. Her hafta oynanan o 90 dakika benim özgür olduğum tek zamandı.

Fransa'da veya başka ülkede futbol oynayanların özel hayatına Türkiye'deki kadar karışılmaz. Siz Beşiktaş'ta futbol oynadığınız dönemde paparazzilerden epey şikayetçiydiniz, değil mi?
Evet. Fransa'da bir futbolcu izinli olduğu gün istediği gibi dışarı çıkıp dolaşır. Ama Türkiye'de insanların özel hayatına inanılmaz müdahale ediliyor. 75 yaşından sonra mı dışarı çıkayım? Gençken bunları yapacağım elbette. Bazen insanların özel hayatına bu kadar müdahale edilmesi kötü sonuçlar doğurabilir.

Kötü sonuçlanabilecek durumla karşılaştınız mı?
Evet, böyle bir şey başıma geldi. Karımdan neredeyse ayrılıyordum. Bir bar çıkışında benimle fotoğraf çektirmek isteyen bir grup kız geldi. Oradaki gazeteciler de bizim yan yana fotoğraflarımızı çekti. Ertesi gün gazetede yeni sevgilim olarak yayımlandı. Karıma durumu açıklamak zorunda kaldım. Zor bir durumda bırakılmıştım.

"Dönersem paparazzileri takip eden bir dedektiflik şirketi kuracağım"
Mesela Türkiye'de tekrar futbol oynayacaksınız diyelim. Paparazzilere karşı bir önleminiz olacak mı?
Beşiktaş'ta oynarsam aynı şeyler olacak, değişen bir şey olmayacak. Yine onlarla karşı karşıya geleceğiz herhalde. Ama eğer Türkiye'ye gelirsem beni sürekli takip edenleri takip eden bir dedektiflik şirketi kuracağım. Bir elin sürekli boğazınızda olmasının nasıl bir şey olduğunu ancak bu şekilde anlayabilirler herhalde.

Daha kaç yıl futbol oynayabilirsiniz?
Kalbim attığı, kafam çalıştığı ve vücudum beni taşıdığı sürece futbol oynamak istiyorum.

"Futbolcu olmasaydım suçlu biri olurdum"
Mutlu bir çocukluk geçirdim ama olmaması gereken bir yerde. Yedi kardeştik. Ailem benim doktor olacağımı düşünüyordu. Kardeşlerimle sokak aralarında futbol oynuyordum. Futbol aşkı da böyle başladı. Yaşadığım mahallede insanlar soygun falan yapardı. Futbol sevgim olmasaydı beraber büyüdüğüm arkadaşlarım gibi suçlu biri olurdum herhalde. Paris banliyösünde diğerleri gibi yatardım. Futbol beni kurtardı oradan.

"Bir erkekle birlikte olacağıma ölmeyi tercih ederim"
Son dönemde Türkiye'de eşcinsel futbolcu tartışmaları yaşanıyor...
Futbol hayatımda böyle bir şeye tanık olmadım. Türkiye'de hiç eşcinsel futbolcu tanımadım, duymadım. Başka ülkelerde olabilir ama Türkiye'de bu mümkün değil. Ahmet Dursun ve benim için de homoseksüel dediler. Ne Ahmet Dursun ne ben homoseksüeliz. Bir erkekle beraber olacağıma kendimi öldürmeyi tercih ederim. Silahı başıma dayarım.

Peki, neden böyle bir iddia ortaya attılar?
Bilmiyorum. Bir gün Ahmet Dursun beni insan olarak çok sevdiğini söyledi ve bunu hemen çevirdiler. Ahmet benim çok iyi arkadaşım, dostum. Karıma Pascal'ın homoseksüel olduğunu söylemeleri benim başka kızlarla birlikte olduğumu söylemelerinden daha iyi.

"Kovulduğumu söylediklerinde ailemden birini kaybetmiş gibi hissettim"
Başta Serdar Bilgili olmak üzere sizi gönderenlere karşı kırgınlığınız, kızgınlığınız var mı?
Hayır. Hiç kimseye karşı böyle bir duygum yok. Tek kızgınlığım o hareketi yaptığım için kendime.

Bu hayattaki en büyük hatanız mı?
İstanbul'daki en büyük hatamdı. Bir de Fransa'da kızımın attığı ilk adımı deplasmandaki bir maç yüzünden göremediğim için kendime çok kızgınım.

Kovulduğunuzda başınızı yastığa koyunca ne hissettiniz?
Hayatımda hiç hissetmediğim bir şeydi. Kovulduğumu söyledikleri an sanki ailemden, en yakınımdan birini kaybetmiş gibi hissettim. Yatağa yatıp gözlerimi tavana diktiğimde tavan yüzüme kadar iniyormuş gibi daraldım o gece.

Karınız, kızınız ne tepki gösterdi kovulma işine?
Bir gün evde çok ilginç bir diyalog yaşandı kızımla aramda. Sekiz yaşındaki kızım bana "Beşiktaş'tan benim yüzümden kovuldun" dedi. Ben de ona "Neden?" diye sordum. Marsilya'da futbol oynarken kızıma "Beşiktaş beni transfer etmek istiyor, Marsilya'da mı kalayım Beşiktaş'a mı gideyim" diye sormuştum. O da bana "İstanbul'u çok seviyorum. Beşiktaş'a git" demişti. Bu olaydan sonra kendini suçlu hissetmiş ve bana "Marsilya'da kalsaydın bunlar başına gelmeyecekti" demişti.

Türkiye'den uzaklaştıktan sonra Beşiktaş'ın ligde nasıl olduğunu takip ettiniz mi?
Gizli bir takip etme durumuydu benimki. Fransa'daki Türk arkadaşlarıma her hafta Beşiktaş'ın durumunu soruyordum.
590
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.