Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Türkiye insani gelişmede sınıf atladı

Türkiye insani gelişmede sınıf atladı

BM tarafından hazırlanan insani kalkınma raporuna göre Türkiye 1970'lerdeki düşük kategoriden sınıf atlayarak orta kategoriye yükseldi. Türkiye hızla gelişirken eşitsizlik de aynı oranda artıyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan ve "Türkiye İnsani Kalkınma Raporu"na göre, Türkiye insani gelişmede 1970'li yıllara göre sınıf atladı.

Ancak siyasal, ekonomik ve toplumsal olanaklara ulaşmada süregelen eşitsizlikler de büyüyor. Kocaeli, Yalova, İstanbul, Bursa ve Ankara "yüksek insani gelişme"ye sahip iller olurken, Yalova, "düşük" diğer iller ise "orta" insani gelişme sınıfına girdi.

Türkiye`nin en hızla gelişen ülkeler arasında yer almakla beraber, henüz yüksek insani gelişme konumuna erişemediği bildirildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan "Türkiye 2001 İnsani Gelişme Raporu" yayımlandı.

Ekonomik kriter AB'ye engel değil

Bazı değerlendirmelerin aksine, ekonomik kriterlerin Türkiye`nin AB`ye kabulü açısından en önemli engel olmadığı vurgulanan raporda, yaşam standartları gerçekleşten iyileşen Türkiye`nin, analizlere göre yakın gelecekte AB`ye kabul için, gerekli asgari sosyal ve politik ön koşulları gerçekleştirmesinin büyük bir çabayı gerektireceği ifade edildi.

Yoksulluk

Yoksulluğun ortadan kaldırılmasının, Türkiye`nin kalkınma gündeminde önemli yer tuttuğu da ifade edilen rapora göre, Türkiye 1970`lerde, düşük insani gelişme kategorisinden orta insani gelişme kategorisine geçti.

Türkiye`nin 1965 yılında 1,00 üzerinden 0,438 olan ve "yaşam beklentisi, eğitim ile kişi başına milli gelire" dayanan insani gelişme endeksi (İGE) değeri, 1972 yılında 0,500 olarak tespit edilen orta insani gelişme sınırını aştı.

1998 yılına gelindiğinde ulusal İGE değeri yüksek gelişme kategorisi olarak kabul edilen 0,800 sınırına yaklaşarak 0,732 değerine ulaştı. Bu artış, Türkiye`yi 2000 yılında 174 ülke arasında 85. sıraya yerleştirdi.

Erişkin okur-yazarlık oranı 1965 yılında yüzde 53`den 1998`de yüzde 84`e çıkarken, yine aynı dönemde okullaşma oranı yüzde 44.9`dan yüzde 61`e yükseldi.

Yaşam beklentisi 53 yıldan 69.37`e ve satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) 791 dolardan 6.486 dolara çıktı.

Türkiye`nin İGE değerlerinde en büyük iyileşme, 1990-1998 arası dönemde gözlemlendi. Endeks değerlerinde gözlemlenen bu artışlar Türkiye`nin yoksullukla savaşım alanında aşama kaydettiğini gösterdi.

Yüksek insani gelişme değerleri

Rapor uyarınca Türkiye, 1988-1998 dönemi insani gelişme yükseliş trendini sürdürebilirse, yüksek insani gelişme değerlerine ulaşması 11 yıl alacak.

Diğer bir deyişle, Türkiye eğer her yıl İGE değerine yüzde 0.7 oranında artış sağlayabilirse 10 yıl içinde yüksek gelişmişlik kategorisinde yer alabilecek.

Rapora göre uluslararası karşılaştırma da, Türkiye`nin bilgi öğesi açısından geride kaldığını açıkça ortaya koydu.

Orta gelişmişlik kategorisinde yer alıp da okur yazarlık oranları Türkiye`den düşük olan sadece üç ülke bulunuyor. Bunlar Suudi Arabistan, Libya ve Moritanya.

Ayrıştırılmış yaklaşım

Ayrıştırılmış yaklaşım ise Türkiye`de insani gelişme dinamikleri açısından önemli başarılara da işaret ediyor.

1995 yılı verileri incelendiğinde, Marmara ve Ege bölgeleri dışında tüm bölgelerde düşük insani gelişme değerleri gözlendi. 1975 yılı verileriyle İç Anadolu bölgesinde 5, Karadeniz bölgesinde 7, Akdeniz bölgesinde 1, Güneydoğu Anadolu bölgesinde 5 ve Doğu Anadolu bölgesinde 11 il, (toplam nüfusun üçte biri) düşük gelişme değerleri taşıdı.

22 yıl içinde yeni il olan Şırnak hariç tüm bu iller orta insani gelişme düzeyine geçti. Aynı dönemde Türkiye nüfusunun yüzde 25`ni barındıran 5 büyük ve sanayileşmiş il orta insani gelişme eşiğinden yüksek insani gelişme düzeyine geçti.

Eşitsizlik artıyor

"Türkiye gelişmektedir, ancak eşitsizliklerde artmaktadır" görüşüne yer verilen rapora göre, 1975 yılı itibarıyla iller arasında İGE değerlerinde gözlemlenen farkın en belirgin nedeni bilgi öğesi olarak ortaya çıkarken, 1975-1997 döneminde İGE değerlerinde kaydedilen artış, birincil derecede artan gelir düzeyine bağlandı.

Raporda şöyle denildi:

"Gelir artışı, yoksullukla mücadelede önemli bir rol oynamıştır. Ancak farklı ve dengesiz eğitim düzeyleri, gelirlerde de dengesiz artışlara yol açmış ve eşitsizliği daha da derinleştirmiştir.

Yoksullukla savaş ise iki cepheden yürütülmektedir. Yoksunluğa ve eşitsizliğe karşı. Türkiye sadece yoksunlukla mücadelesinde başarılı olmuş görünmektedir. Ulusal varlığın tepeden aşağı yayılmasının muhtemel etkisiyle, mutlak yoksulluk olgusu Türkiye`de yaygınlaşmamıştır.

Ancak aynı şey, eşitsizlik için söylenememektedir. Türkiye`de eşitsizlik bölgeler, gelir grupları, bilgi, insani gelişme ve cinsiyet bağlamında olduğu gibi yaş grupları ile kır-kent yerleşimi arasında ve hatta hane halkı içinde bile gözlemlenebilmektedir."

Raporda, bu tip eşitsizliğin şekillenmesinin ulusal kaynak kullanımında verimsizliğe yol açarken, kontrolsüz şehirleşme, suç ve hatta toplumsal huzur sorunlarını da derişleştirebildiğine dikkat çekildi.

Ekonomik krizin etkisi

Rapora göre, son dönemde yaşanan ekonomik kriz, en ciddi etkilerini gelir üzerinde gösterecek.

İGE bunu sadece gelirdeki değişiklikler oranında yansıtabilecek. Süren krizin ve sonuçlarının kısa sürede üstesinden gelinebilirse, erişkin okuryazarlığı, okullaşma ve yaşam beklentisi göstergelerinin önemli oranda etkilenmesi uzak bir ihtimal. Raporda şöyle denildi:

"İnsani gelişme politikaları temelde, ekonomik krizlerin olumsuz etkilerinden en ciddi şekilde etkilenen sosyal yönden zayıf ve korunmaya muhtaç grupları hedefler.

Bu nedenle, insani gelişme yönünde yapılan yatırımlar, ekonomik krizlerin etkin ve toplumsal huzur içinde aşılması açısından belki en önemli stratejidir.

Diğer bir deyişle, yoksullukla mücadele amaçlı bir ortaklığın içinde olan kimseler, bir ekonomik krizi asla insani gelişmeye yönelik yatırımları ihmal etme bahanesi olarak görmemelidir."

AB giriş kriterleri

Raporda, yoksullukla savaşım, sürdürülebilir insani kalkınma ve AB`ye giriş kriterlerinin sağlanması arasındaki bağlara da yer verildi. Raporda şöyle denildi:

"Eğer insani gelişme prespektifinden bakılacak olursa, bazı değerlendirmelerin aksine ekonomik kriterler, Türkiye`nin AB`ye kabulu açısından en önemli engel değildir. Türkiye aday ülkeler içinde İGE`si en düşük olan, ancak geliri en düşük olmayan ülkeler arasındadır.

Türkiye`nin yaşam standartları, gerçekten iyileşmiştir. İGE`nin hesaaplanmasında kullanılan tüm metodlar kullanılarak yapılan analizlere göre, Türkiye`nin yakın gelecekte AB`ye kabul için gerekli asgari sosyal ve politik ön koşulları gerçekleştirmesi büyük bir çabayı gerektirecektir."
537
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.