Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Türk filmlerini beğendiremedi

Türk filmlerini beğendiremedi

Venedik Film Festivali yöneticisi Marco Müller, beğendiği Türk filmlerini festivalin seçici kuruluna kabul ettiremediği için üzgün olduğunu söylüyor.

Marco Müller, festival boyunca programladığı filmleri yalnız bırakmadı. Yönetmen ve oyuncuların yanında geldiği salonlarda devamlı izleyiciler önündeydi. Her fırsatta, La Mostra'nın dizginlerini ilk kez ele aldığı bu ilk yıl getirdiği değişiklikleri, yenilikleri, genel yaklaşımının gerisindeki felsefeyi açıklamaya özen gösteriyordu. Amerikan sinemasının büyük yapımlarını ve yıldızlarını Venedik'e getirebilmiş olması, Locarno Festivali'ni yönetirken kurduğu yakın ilişkiler sayesinde mümkün olmuştu.
Görevine başlar başlamaz soluğu Los Angeles'ta alarak, sanat sinemasını savunan La Mostra'nın, Hollywood düşmanı olmadığını, büyük bir etkinlik kimliğiyle, sinemanın değişik yüzlerini yansıtmayı hedeflediklerini anlatmış, sonuçta, yaklaşık 20 Amerikan filmiyle birlikte, Al Pacino'dan Nicole Kidman'a, Tom Hanks'tan Tom Cruise'a dek onlarca ünlüyü Lido Adası'na getirmeyi başarmıştı. La Mostra sonuçlanmadan önce yaptığımız bu söyleşide, sinemanın bugünü ve geleceği konusundaki görüşlerini açıklayarak festivalin işlevini tanımlayan Marco Müller, bazı Türk filmlerine ilişkin düşüncelerini de dile getirdi.

Bir yanda Hollywood'da yapılan popüler filmler, öte yanda izleyiciye sıcak gelmeyen sanat filmleri... Bu iki uç arasındaki sinema gerçeğini nasıl tanımlamalı, nasıl tanıtmalı?
Sinema dünyasındaki gelişmeleri çok iyi izlemeye çalışmalıyız. Bugün dengeler değişmiş, yepyeni merkezler ortaya çıkmış durumda. Asya sinemasının yeri ve önemi arttı. Örneğin, Hint sineması popüler filmlerle sanat sinemasının kesiştiği merkezlerden biri. Türk sineması için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ticari olarak nitelediğimiz filmler yanında, özgün yaklaşımların ürünü sanat filmleri de kendilerine yer bularak gelişebiliyor. Venedik gibi bir festivalin bu dünya gerçeğini en sadık biçimde yansıtabilmesi gerekir.

Yakından tanıdığınız Türk sinemasından, festivalin sözünü ettiğimiz üç düzeyinden birinde yer alacak bir film bulamadınız mı?
Görevime nisanda, oldukça geç başlayabildim. Her şeyi yakından izleyebilmek için zaman yeterli değildi. Bu arada, aday olan Türk filmleri arasında beğendiklerimi, seçici kuruldaki diğer arkadaşlarıma kabul ettiremediğimi de itiraf etmeliyim. Zeki Demirkubuz'un 'Bekleme Odası'ını çok sevdim. Ancak, önceki filmlerinin genel çizgisi içinde daha da anlam kazanan bu filmi, Demirkubuz'un sinemasını yakından tanımayan arkadaşlarıma kabul ettiremedim. Savunduğum ikinci Türk filmi, Ahmet Uluçay'ın 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ı oldu. Türkiye'nin bilmediğim bir yüzünü anlatıyordu bana. Uluçay'ın içtenliği, kara mizahı, anlattığı aşk hikâyesinin sıcaklığı, inceliği, beni çok etkiledi. Bu filme de bir yer bulamadığımız için gerçekten üzgünüm.

Gördüğünüz başka Türk filmi var mı?
Gördüğümüz diğer Türk filmleri arasında, Yeşim Ustaoğlu'nun pek sevmediğim 'Bulutları Beklerken'i ve Derviş Zaim'in Kıbrıs gerçeğine ilişkin belgeseli 'Paralel Yolculuklar'ı da vardı. Zaim'in çalışmasında da, beklediğim canlılığı ve özgün sinema dilini bulabildim. Gerçekten başarılı olduğuna inandığım bir Türk filmini, ağırlığımı koyarak kabul ettirmeyi de istemiyordum. Diğer festivalleri yönetirken, belirlediğim sanat çizgisine uygun bulduğum ya da sevdiğim ve önemine inandığım bazı filmleri empoze ettiğim oluyordu. Ancak, Venedik gibi bir festivalde seçici kurulun ortak karar alabilmesi çok önem taşıyor.
(Radikal)
293
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.