Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Tuba ve aşkı kaçmıyormuş!

Tuba ve aşkı kaçmıyormuş!

Tuba Ünsal ile ilk kez birkaç hafta önce Şile'de görüntülenen genç oyuncu Murat Han konuştu.

Tuba Ünsal ile ilk kez birkaç hafta önce Şile'de görüntülenen genç oyuncu Murat Han, "Gazetelerde çıktı 'Şile'de yakalandılar' diye. Biz kaçmıyorduk ki yakalanalım. Güzel vakit geçirmek için gittik. Hayatıma yeni bir insan girdiğinde gazetecileri çağırıp ilan edecek halim yok ya. 'Kucak kucağa yakalandılar' nasıl bir yorum? Kim çok mutlu olduğu bir zamanda, sevgilisinin dizine sarılıp oturmadı ki! Yani onu yazanlar hiç kucağa oturmamış gibi" dedi.

"Mutluluk" filmindeki Cemal rolüyle oyunculuktaki başarısını kanıtlayan Murat Han, şimdilerde ise Tuba Ünsal aşkıyla gündemde... Ünsal ile ilk kez birkaç hafta önce Şile'de birlikte görüntülenen oyuncu, basından kaçmak gibi bir niyetlerinin olmadığını söylüyor. Eve dergisinin çekimine de sevgilisi ile gelerek bu açıklamasını doğrulayan Murat Han, "Gazetelerde çıktı 'Şile'de yakalandılar' diye. Biz kaçmıyorduk ki. Hayatıma yeni biri girdiğinde gazetecileri çağırıp ilan edecek halim yok" dedi.

Mutluluk filminden sonra tüm gözler üzerinize çevrildi, bu durumu nasıl karşıladınız?
  • Hoşuma gitti! Ne diyeyim, bilmiyorum ki...

    "Mutluluk" sizi mutlu etti yani...
  • Hem de çok. Adı gibi güzel bir başlangıç oldu bence.

    Şimdi sırada "Vicdan" var
  • Evet, "Vicdan'ı Erden Kıral çekecek. Nurgül Yeşilçay ile birlikte oynayacağız. Ay sonunda başlıyoruz. Tüm dikkatimi ve konsantrasyonumu ona vermiş vaziyetteyim. Yine gerçek bir hikaye. İzmir'de geçiyor. Buradaki rolümün, Cemal ile benzer yanları var. Onun gibi biraz psikopat yani...

    Bir gün komedi?
  • Çok isterim! Amerika'daki hocalarımdan birisi, bana "Doğal bir komedi yeteneğin var" demişti. Tabii her zaman görüntünün getirdiği bir dayatma da var. Mesela ben Amerika'da hep kötü adamı oynadım; ya yabancı uyuşturucu kaçakçısı ya da kiralık katil... İnsanlar bir şey görünce hep aynı yerden gitmeye çalışıyor. Türkiye'de de Cemal karakterini gördükten sonra hep yağız delikanlı rolleri geldi bana. Arızalı, psikopat... Eğer çıkışımı komedi ile yapsaydım, kimse bana Cemal rolünü yakıştıramazdı.

    Bir röportajınızda uzun uzun egodan bahsetmişsiniz. Egosuyla derdi olan adamlardan mısınız?
  • Aslında herkesin vardır da, ben derdimi kabul ediyorum. İnadımı kabul ediyorum, değişmeye çalışıyorum. Birini eleştirdiğimde aslında kendimdeki negatif bir şeyi eleştirdiğimin farkına varmaya çalışıyorum.

    "Mutluluk" egonuzu besledi mi?
  • Yok ya... Dengeli mutluluk, egoyla kazanılmaz gibi geliyor bana. Güzel bir şey oldu, takdir kazandım, insanlar bana bir ödül layık gördü. Teşekkür ediyorum ve gerçekten layık olmaya çalışıyorum. Burada kişiselleştirecek, fazla büyütecek, kendimi kaptıracak bir durum yok. Yaptım, çok mutluyum, şimdi önüme bakıyorum.

    Amerika'da okurken pizza dağıtmışsınız evlere. "Bu kapıyı nasıl biri açacak" oyununa dönüştürmüşsünüz bu part-time işi.
  • Evet, oynardım. O kadar merak ederdim ki nasıl biri çıkacağını. Ve hep o kadar ilginç tipler açardı ki! Çıplak kadınlarla karşılaştığım oldu. Giyinikler de en az o kadınlar kadar ilginçti gerçi...

    Hayatla oyun oynayan bir tarafınız var mıdır?
  • E olması gerekiyor. Güzel yaşamak gerek, eğlenmek gerek.

    Peki hayatın sizinle oyun oynadığı oldu mu?
  • Oyun oynamak değil de... Ben evrene inanıyorum, onun gücüne. Bir şeylerin asla sebepsiz olmadığına... Biz bir döngünün parçasıyız, daha fazlası değiliz. Hayat bazen bir şeyleri senin önüne çıkarıveriyor ama amaçsızca değil. İşaretler hep oradadır, yeter ki sen görmek iste.

    Amerika'dan buraya taşıdığınız bir şeyler var mı? Özel bir alışkanlık, vazgeçemediğiniz kelimeler gibi...
  • Tabii ki sekiz buçuk yılın getirdiği bazı alışkanlıklar var. Sanırım en çok dünya görüşümü yanımda taşıdığıma seviniyorum.

    Sizin için "mesafelidir, soğuktur" dediler.
  • Yok canım, zor bir adam mıyım? İlk tanıştığımda bir süre izlerim insanları. Biraz gözlemlerim. Benim için en önemli şey samimiyet. Karşımda samimiyetsiz biri olduğunu anlarsam dilim tutulur, tüm şevkim kaçar. İçimden gelmez.

    Yine bir röportajınızda "Sevgilim olsa kimseden saklamam" demişsiniz.
  • E saklamıyorum. (Eliyle biraz arkamızda bulunan Tuba Ünsal'ı işaret ediyor). Gazetelerde çıktı "Şile'de yakalandılar" diye. Biz kaçmıyorduk ki yakalanalım. Güzel vakit geçirmek için gittik. Hayatıma yeni bir insan girdiğinde gazetecileri çağırıp ilan edecek halim yok ya. Bir ilişkiye başladığınız zaman sevgiliyiz demek zaman alır, zaman ister. Yemeğe çıkarsın, görüşürsün birkaç kere, işler zamanla açığa kavuşur. Ne hissettiğini, ne düşündüğünü anlarsın. Kendi kendine itiraf eder hale gelirsin. "Kucak kucağa yakalandılar" nasıl bir yorum? Kim çok mutlu olduğu bir zamanda, sevgilisinin dizine sarılıp oturmadı ki! Yani onu yazanlar hiç kucağa oturmamış gibi...

    Hadi sorayım açık açık. Tuba Ünsal'la birlikte misiniz?
  • Birlikteyim.

    Duygularınızı alabilir miyim?
  • Tuba'ya karşı hislerimi yalnız onunla paylaşırım. Neden başkalarını karıştırayım ki bu işe?

    Hiç evlilik hayalleri kuruyor musunuz?
  • Arada bir kurardım, sonra yine kurmazdım bir süre... Öyle gel-git şeklinde devam etti.

    Erkek arkadaşlarınızla gezip tozar mısınız? Hiç ayrılmadığınız, her yere birlikte gittiğiniz bir grubunuz var mı?
  • Bizim "temiz İstanbul grubu"muz var. Meslek ya da eğitim düzeyi gibi şeylerin önemsiz kaldığı bir grup. Kimisi oto sanayiden, kimisi off-road'çu... Değişik gruplardan dürüst insanların bir araya geldiği, herkesin birbirine kazık atmadan, mutlu mutlu yaşadığı bir topluluk bu. Öyle özel bir grup gibi değil, yani girmek için bir testten geçmek filan gerekmiyor.

    Yalnızca erkekler mi var?
  • Yoo, kadınlar da var. Tuba da var. Onu da aldık. Pozitif enerji üzerine kurulu her şey.

    Genelde ilginizi neler çeker?
  • İnsana ve insan doğasına dair her şeyi merak ederim. Hayatı rahatlatacak her şeyden hoşlanırım. Uzun sohbetler, samimi kahkahalar, derin düşünceler...

    Ne yapmazsanız rahat edemezsiniz?
  • İsterim ki her hafta çıplak ayakla toprağa basayım. Hava alıyoruz, bir şekilde suya da dokunuyoruz. Toprak olmazsa doğa da yok. Eğer biz de doğanın bir parçasıysak demek ki bir şeyleri yanlış ya da eksik yapıyoruz. Kaldırımlarda ayakkabılarımızla yürüyoruz bütün gün, hiç toprağa değmeden. Hastalıkların çıkışını ben biraz buna bağlıyorum aslında. Çünkü o negatif enerji vücuttan toprağa akmıyor. Döngünün tam olması için toprağa çıplak ayak değmek gerek.

    Bir gün uzaklara taşınmak gibi bir hayaliniz var mı peki?
  • Hep isterim onu. Böyle büyük bahçeli bir evim olsun.

    Tiyatroya bulaşmak?
  • Tiyatroya bulaşmak değil, tam içine girmek istiyorum. İlk zaman bulduğumda, doğru zaman geldiğinde öyle yapacağım.

    Bir anda planlarınız alt üst olsa... Beklenmedik şeyler sizi heyecanlandırır mı yoksa tedirgin mi eder?
  • Yeniliklere çok açığımdır.

    Bir de şöyle bir rivayet var; okul zamanında saçlarınızı jöleleyip çapkınlığa çıkarmışsınız.
  • Kim diyor ya bunu? Ben çok çekingendim. Bırakın çapkınlığı, kızlarla konuşamazdım bile. Lisede hiç kız arkadaşım olmadı. Jöle sürerdim ama çapkınlık yapamazdım. İyi görüneyim, bana baksınlar, belki biri gelir konuşur derdim, ama ben konuşamazdım. Kimse de gelmedi...

    Bu sabah aşık bir adam olarak mı uyandınız?
  • Evet.
    (Hürriyet/Kelebek)
  • 387
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.