Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Trajik bir boy ölçüşme"ydi onunki

"Trajik bir boy ölçüşme"ydi onunki

Devrimci ve halkın sanatçısı olmak. Şiirlerini, filmlerini halk için yapmak. Kısacası sanatını halka adamak. O ve onlar gibiler sadece sanatçı olmakla yetinmediler. Halkın sanatçısı oldular. Ve bunun sonuçlarına da katlanmak zorunda kaldılar. Bugün 9 Eylül. "Çirkin Kral"ın aramızdan ayrılışının 19. yıldönümü. Anıyoruz...

Hapiste cezasının tamamlanmasını beklerken, yazdığı yazılar nedeniyle hakkındaki cezalar 100 yıllık bir süreyi bulunca cezaevinden kaçmak zorunda kalan Yılmaz Güney, gizlice yurt dışına çıkarak Paris'e yerleşmiş ve kurgusunu yeniden gerçekleştirdiği "Yol", 1982 Cannes Film Şenliği Büyük Ödülü "Missing" adlı filmle paylaşmıştı. Yurda dönme çağrısına uymayınca 1983'te vatandaşlıktan çıkartılan Güney, aynı yıl Fransa'da Duvar adlı son filmini çektikten bir yıl sonra 9 Eylül 1984'te yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak, düşlerindeki sayısız projesiyle birlikte aramızdan ayrıldı. Güney'in ölümünün ardından 19 yıl geçti.

KENDİ AĞZINDAN YAŞAM ÖYKÜSÜ

Bir sanatçı olarak "Yılmaz Güney" diye bilinirim. Asıl adım Yılmaz Pütün'dür. Adım, zorluklar karşısında eğilmez, umutsuzluğa kapılmaz, yılgınlığa düşmez ve başeğmez anlamına gelir; soyadım Pütün ise bir dağ meyvesinin kırılmaz çekirdeği demektir.

1937 yılında, Türkiye'de, bir güney şehri olan Adana'nın Yenice köyünde doğdum. Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim. Annem dindardı ve okuma yazma bilmezdi. Hâlâ sağ... Babam ise okuma yazmayı askerde öğrenmişti. Annem gibi o da hiç okula gitmemişti. 1976'da ben Kayseri Cezaevi'ndeyken öldü. Mezarını göremedim...

Dokuz yaşımdan beri hayatımı çalışarak kazandım. İlk işim dana gütmekti. Liseyi Adana'da bitirdim. O yıllar Doruk adında bir sanat dergisi çıkardım. Sanata meraklıydım ve hikayeler yazıyordum. 1955'te bir hikayemden ötürü takibata uğradım. Hakkımda dava açıldı.

1957 yılında İstanbul'a, İktisat Fakültesi'nde öğrenim görme hayalleriyle geldim. Fakat devam edemedim. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta yedi buçuk yıl ağır hapis ve iki buçuk yıl sürgün cezasına çarptırıldım. Daha sonra temyiz mahkemesi kararı bozdu, yeniden görülen mahkeme sonucu cezam bir buçuk yıl ağır hapis ve altı ay sürgün cezasına çevrildi. Öğrenimim yarım kalmıştı. Önümdeki tek yol, kendimi hayatın okulunda, hayatın kabul ettiği ve dayattığı öğretmenler aracılığı ile eğitmekti. Öyle yaptım...

Kitaplar, sinema, iş, cezaevi, acımasızlık, hayatın katı kuralları, toplumsal baskılar, kahpelikler, yiğitler... Karşılaştığım zorlukları yenmek için direnmek ve kararlılık...
Öğretmenlerimden biri zor'dur...
1961 Mayısı'nda cezaeviyle tanıştım. 1962 Aralığı'nda cezam bitti. Muhafazakarlığıyla ünlü Konya şehrine sürgüne gönderildim. Konya sınırlarından çıkamazdım. Her akşam polise imza vermeliydim. En çok imzayı polis defterine attım. 180 defa...

1968'de askere gittim. 1970 Nisan'ında döndüm. Hayatımdan çalınan iki yıl...
1971 Mayıs'ında on binlerce aydın, sanatçı, yazar gibi ben de gözaltına alındım. Hakkımda hiçbir delil yoktu. Sadece kuşku. Bir hafta gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldım; resmi olmayan bir emirle, sözlü bir emirle ve tehditle Nevşehir'e üç aylığına yine sürgün edildim. Bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni dıştan kolluyordu.

1972'de, Mart'ın 16'sında, devrimcilere yardım gerekçesiyle tutuklandım. Mahkeme sonucu 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldım. Ecevit hükümetinin 1974 genel affıyla serbest bırakıldım. Bugün ise Ecevit cezaevindedir.

1974 Eylül'ünde, bir cinayet olayına adım karıştı ve 19 yıla mahkum edildim. Cezaevindeyken Güney adlı bir kültür-sanat dergisi çıkardım. Onüç sayı sonra sıkıyönetimin yeniden gelmesi üzerine, dergimiz kapatıldı ve hakkımda yazılarımdan ötürü on ayrı dava açıldı. Suçum, komünizm propagandası yapmak, milli duyguları zayıflatmak, halkı suç işlemeye teşvik etmek, suç sayılan fiileri övmek ve devletin içte ve dışta itibarını sarsmak... İstenen ceza toplamı yaklaşık 100 yıl...

1981 Ekim'inde, izinli çıktığım Isparta yarı-açık cezaevine dönmedim. Sonra da yurt dışına çıktım.
1981 Ekim'ine kadar, yaklaşık oniki yılımı çeşitli cezaevlerinde geçirdim. Bu oniki yıl içinde, ikisi yarı-açık olmak üzere onbeş cezaevi tanıdım. Ülkemden ayrıldıktan sonra ilk aylarda üç davanın sonuçlandığını, sonuçta, toplam 20 yıl ağır hapis, 7 yıla yakın da sürgün cezası aldığımı öğrendim... Öbür davalarım devam etmekte; ancak henüz hangileri sonuçlandı, ne kadar daha ceza aldım, bilmiyorum...

BU PARAGRAF 18 AYA MAL OLDU
1956 yılında Onüç dergisinde yayınlanan Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde "komünizm propagandası yaptığı" gerekçesiyle yargılandı, 1961 yılında 18 ay hapis ve 8 ay Konya'ya sürgün cezasına çarptırıldı.

İşte öyküden ceza almasına neden olan paragraf: İğrenerek baktı -iyice iğrenememişti-.Yüzü daha bir buruştu. Yapmacıklı bir sinirle "Siz böylesiniz işte"dedi."En iyiniz bile böyle. Kendi çıkarlarınız için neler yapmazsınız. İşçiymiş. Basit bir işçiymiş -seyircilerin durumlarını da görmek istiyordu- ben bir işçiyim. Beni basit görmezsin değil mi? İşine yararım. Keyfini getiririm; doğru değil mi söylediklerim-söyledikleri doğruydu. Birinci şahıs doğru demiyordu-. Ah domuzlar sizi. Bir gün hepinizin topunuzu attıracaklar ya; dur bakalım ne zaman.

ÇİRKİN KRAL NASIL KABUK DEĞİŞTİRDİ?
Yılmaz Güney'in popüler filmlerden sosyal içerikli filmlere geçme sürecini film eleştirmeni Onat Kutlar şöyle anlatıyor:

Çirkin Kral" adıyla milyonlarca seyircinin hayranlığını kazanan popüler bir yıldız'ın, günün birinde tüm ününü, yaygınlığını tehlikeye atarak, ödünsüz, kaliteli filmlerin yönetmenliğine karar vermesi, çok rastlanan olaylardan değildir. Yılmaz Güney, sinemada bunu gerçekleştirdi.Bu anlamda Yılmaz Güney, Türk Sineması'nda yanlızca yöntem olarak değil, aktör olarak da, kendisinden sonra gelenlere önemli bir örnek oluşturdu. 1970 - 80 arası bir düzine genç yönetmen, onun ödünsüz ve gözüpek gerçekliğini benimsediği gibi, birçok genç aktör de, kaliteli filmlerde oynamayı, ilkeli davranmayı benimsedi.

Tutarlılık ve popüler içtenlik
1970'te yaptığı Umut filmi bulunmaktadır. Türk Sineması, Yılmaz Güney'den öncede gerçekçi denemeler yapmıştır. Ama bu filmler, Yeşilçam ın geleneksel abartılı ve melodramatik uslubundan
kurtulamamıştır. Buna karşılık Umut, hem senaryosu ve oyuncularının olağanüstü başarısıyla, ülkemizin gerçeklerini, kırsal kesimin sert ama insancıl atmosferini güçlü bir biçimde dile getirmiştir, tüm Türk ve yabancı seyirciler için inandırıcı olmuştur. Yılmaz Güney'in sinemasındaki en önemli özelliklerden biri popüler içtenlik, tutarlılıktır. Mazlum yiğitlik, erkeksi sevecenlik, utangaç atılğanlık, kurnaz saflık, gerçekçi fantaziseverlik gibi çelişik duygu, tavır ve değerleri günlük yaşam içinde bir tür senteze ulaştıran popüler kimlik, en parlak temsilcilerinden birini Yılmaz Güney'de bulmuştur.

Anlattığı insanların yazgısıyla sıkı sıkıya bağlı
Onun her filminde, sadece kendisinin değil, uçsuz bucaksız Anadolu bozkırlarında yıllarca düşler kurup günün birinde büyük kentlere gene düşler içinde giren ama o susuz topraklardan da hiçbir zaman kopmayan sayısız delikanlının tozlu ayak izlerini bulmak mümkündür. Bu yüzden Güney'in sineması, anlattığı insanların yazgısıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Bu yüzden tematik
bir tutarlılığa, bir öze sahiptir.

Yılmaz Güney'in altı çizilmesi ve incelenmesi gereken bir başka konu, feodal ahlaki değerlerle sürekli bir hesaplaşmadır. Bu hesaplaşmanın serinkanlı bir eleştiriden çok "trajik bir boy ölçüşme...

Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı....
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın.


ROL ALDIĞI FİLMLER
Tütün Zamanı 1959, Ala Geyik 1959, Bu Vatanın Çocukları 1959, Dolandırıcılar Şahı 1960, Tatlı Bela 1961, İkisi De Cesurdu 1963, Kocaoğlan 1964, Koçero 1964, Mor Defter 1964, On Korkusuz Adam 1964, Prangasız Mahkumlar 1964, Zımba Gibi Delikanlı 1964, Halime'den Mektup Var 1964, Hergün Ölmektense 1964, Kamalı Zeybek 1964, Kara Şahin 1964, Kasımpaşalı 1965, Kasımpaşalı Recep 1965, Konyakçı 1965, Korkusuzlar 1965, Krallar Kralı 1965, Mağrur Ve Sefil 1965, Sayılı Kabadayılar 1965, Silaha Yeminliydim 1965, Sokakta Kan Vardı 1965, Tehlikeli Adam 1965, Torpido Yılmaz 1965, Üçünüzü De Mıhlarım 1965, Yaralı Kartal 1965, Ben Öldükçe Yaşarım 1965, Beyaz Atlı Adam 1965, Dağların Oğlu 1965, Davudo 1965, Gönül Kuşu 1965, Haracıma Dokunma 1965, Kahreden Kurşun 1965, Kan Gövdeyi Götürdü 1965, Kanlı Buğday 1965, Kibar Haydut 1966, Kovboy Ali 1966, Silahların Kanunu 1966, Tilki Selim 1966, Ve Silahlara Veda 1966, Vurguncular 1966, Yedi Dağın Aslanı 1966, Yiğit Yaralı Olur 1966, Anası Yiğit Doğurmuş 1966, Aslanların Dönüşü 1966, At Avrat Silah 1966, Burçak Tarlası 1966, Çirkin Kral 1966, Eşrefpaşalı 1966, Hudutların Kanunu 1966, Kızılırmak-Karakoyun 1967, Kozanoğlu 1967, Kuduz Recep (Aslan Arkadaşım) 1967, Kurbanlık Katil 1967, Şeytanın Oğlu 1967, At Hırsızı Banuş 1967, Balatlı Arif 1967, Bana Kurşun İşlemez 1967, Benim Adım Kerim 1967, Bomba Kemal 1967, Büyük Cellatlar 1967, Çirkin Kral Affetmez 1967, Eşkiya Celladı 1967, İnce Cumali 1967, Kardeşim Benim 1968, Marmara Hasan 1968, Öldürmek Hakkımdır 1968, Pire Nuri 1968, Seyyit Han 1968, Toprağın Gelini 1968, Aslan Bey 1968, Azrail Benim 1968, Beyoğlu Canavarı 1968, Can Pazarı 1968, Kurşunların Kanunu 1969, Aç Kurtlar 1969, Belanın Yedi Türlüsü 1969, Bin Defa Ölürüm 1969, Bir Çirkin Adam 1969, Çifte Tabancalı Kabadayı 1969, Güney Ölüm Saçıyor 1969, Kan Su Gibi Akacak 1969, Onu Allah Affetsin 1970, Piyade Osman 1970, Sevgili Muhafızım 1970, Son Kızgın Adam 1970, Şeytan Kayaları 1970, Umut 1970, Yedi Belalılar 1970, Zeyno 1970, Çifte Yürekli 1970, İmzam Kanla Yazılır 1970, Kanımın Son Damlasına Kadar 1970, Canlı Hedef 1970, Namus Ve Silah 1971, Umutsuzlar 1971, Vurguncular 1971, Yarın Son Gündür 1971, Acı 1971, Çirkin Ve Cesur 1971, İbret 1971, Kaçaklar 1971, Sahtekar 1972, Ağıt 1972, Baba 1973, Endişe 1974, Arkadaş 1974, Zavallılar 1975.

YÖNETTİĞİ FİLMLER
At Avrat Silah 1966, Benim Adım Kerim 1967, Pire Nuri 1968, Seyyit Han 1968, Toprağın Gelini 1968, Aç Kurtlar 1969, Bir Çirkin Adam 1969, Umut 1970, Yedi Belalılar 1970, Canlı Hedef 1970, Piyade Osman 1970, Acı 1971, Umutsuzlar 1971, İbret 1971,
Kaçaklar 1971, Yarın Son Gündür 1971, Vurguncular 1971, Ağıt 1972, Baba 1973, Endişe 1974, Arkadaş 1974, Zavallılar 1975, Sürü 1978, Yol 1981, Duvar 1983.

YAPIMCILIĞINI ÜSTLENDİĞİ FİLMLER
Umut 1970, Ağıt 1972.

SENARYOSUNU YAZDIĞI FİLMLER,
Bu Vatanın Çocukları 1959, Ala Geyik 1959, Karacaoğlan'ın Kara Sevdası 1959, Yaban Gülü 1961, Ölüme Yalnız Gidilir 1962, İkisi De Cesurdu 1963, Kamalı Zeybek 1964, Koçero 1964, Prangasız Mahkumlar 1964, Hergün Ölmektense 1964, Kasımpaşalı Recep 1965, Krallar Kralı 1965, Konyakçı 1965, Kasımpaşalı 1965, Kovboy Ali 1966, Tilki Selim 1966, Yedi Dağın Aslanı 1966, Aslanların Dönüşü 1966, At Avrat Silah 1966, Burçak Tarlası 1966, Eşrefpaşalı 1966, Hudutların Kanunu 1966, Şeytanın Oğlu 1967, At Hırsızı Banuş 1967, Bana Kurşun İşlemez 1967, Benim Adım Kerim 1967, Çirkin Kral Affetmez 1967, Kardeşim Benim 1968, Pire Nuri 1968, Toprağın Gelini 1968, Seyyit Han 1968, Azrail Benim 1968, Aç Kurtlar 1969, Belanın Yedi Türlüsü 1969, Bir Çirkin Adam 1969, Sevgili Muhafızım 1970, Canlı Hedef 1970, Şeytan Kayaları 1970, Umut 1970, Yedi Belalılar 1970, Piyade Osman 1970, İmzam Kanla Yazılır 1970, Kaçaklar 1971, Acı 1971, Umutsuzlar 1971, Yarın Son Gündür 1971, Bir Genç Kızın Romanı 1971, Çirkin Ve Cesur 1971, İbret 1971, Vurguncular 1971, Ağıt 1972, Baba 1973, Endişe 1974, Arkadaş 1974, Zavallılar 1975, Bir Gün Mutlaka 1975, İzin 1975, Sürü 1978, Düşman 1979, Yol 1981, Duvar 1983.

ÖDÜLLERİ
  • Berlin Film Festivali, 1979, Düşman, En İyi Senaryo

  • 1. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1969, Seyyit Han, En İyi Erkek Oyuncu

  • 2. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1970, Umut, En İyi Senaryo

  • 2. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1970, Umut, En İyi Erkek Oyuncu

  • 3. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1971, Acı, En İyi Erkek Oyuncu

  • 3. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1971, Ağıt, En İyi Senaryo

  • 3. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1971, Ağıt, En İyi Yönetmen

  • 4. Antalya Film Şenliği, 1967, Hudutların Kanunu, En İyi Erkek Oyuncu

  • 7. Antalya Film Şenliği, 1970, Bir Çirkin Adam, En İyi Erkek Oyuncu

  • 12. Antalya Film Şenliği, 1975, Endişe, En İyi Senaryo


  • KİTAPLARI
    Aç Kurtlar, Acı, Ağıt, Arkadaş, Baba, Boynu Bükük Öldüler, Dağlar Kendini Seveni Sever, Duvar, Endişe, Herkes Ondan Bahsediyor, Hücrem, Hudutların Kanunu, Oğluma Hİkayeler, Ölüm Beni Çağırıyor, Salpa, Sanık, Selimiye Mektupları, Seyyit Han, Soba Pencere ve İki Ekmek İstiyoruz, Söz Sanığın, Sürü, Umut, Umutsuzlar, Yol, Zavallılar.
    (e-kolay Haber)
    506
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.