Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Tezgahlardaki tehlike

Tezgahlardaki tehlike

Türkiye'nin ihraç ettiği bazı meyve ve sebzelerde, limitin üzerinde ilaç kalıntısı çıktı. Ziraat Mühendisleri Odası'na göre Avrupa'nın iade ettiği ürünler iç piyasada satıldı.

Türkiye'den Avrupa'ya ihraç edilen, ancak üzerinde zirai ilaç kalıntısı bulunarak geri çevrilen sebze ve meyvelerin gümrüklerde imha edilmesi gerekirken iç piyasaya verildiği ileri sürüldü. İhraç ürünlerde ilaç kalıntısının çıkması, iç piyasayı da gündeme getirdi. İç piyasa için üretilen hemen hemen tüm sebze ve meyvede ilaç kalıntısı bulunduğu iddia edildi.
Türkiye'de, kanser yapıcı özelliği olan bu kimyasal ilaçları denetleyecek bir mekanizma yok. Sebze ve meyvede iç piyasa ve ihracatın büyük kısmını karşılayan Antalya'da ilaç kalıntısını tespit edecek laboratuvar bulunmuyor.

Günaydın: Herkes yiyor
Bir süre önce CHP Edirne Milletvekili Necdet Budak'ın soru önergesine yanıt veren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bazı ürünlerde ilaç kalıntısı bulunarak geri çevrildiğini doğrulamış, ancak imha edildiklerini belirtmişti. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın ise kâğıt üstünde imha edilmiş görünmesine karşın ürünlerin iç piyasaya sunulduğunu iddia etti. İlaç kalıntısı olan ürünleri Türkiye'de herkesin yediğini ileri süren Günaydın, şunları söyledi:

İç piyasa daha vahim
"Tarım Bakanlığı sera ve tarlaları denetlemek zorunda, ama yapmıyor. Her ürüne belli sürelerde, farklı ilaçlar atılıyor. Örneğin bazıları hasattan üç hafta önce atılmalı ki, kalıntı kalmasın. Ancak dün ilaç attığınız ürünü yarın toplarsanız kalıntı mutlaka kalır. Avrupa'ya gönderilen ürünler iç piyasaya oranla daha özen gösterilmiş ürünler ve bunlarda bile ilaç kalıntısı çıkıyor. İç piyasanın halini artık siz düşünün. İç piyasada tüketilen ve ilaç kalıntısı olan ürünleri herkes yiyor." Konuyla ilgili soru önergesi veren CHP'li Prof. Necdet Budak'ın iddiaları ise daha ciddi boyutta. Budak da, Avrupa'dan dönen ürünlerin imha edildiğinden emin olmadığını söyledi.

Budak: Kanser vakası arttı
Budak'ın verdiği bilgilere göre, bilinçsiz zirai ilaç kullanımı nedeniyle Edirne'de son beş yılda kanser vakaları yüzde 90 arttı. Edirne'de günde en az bir kanser vakası tespit ediliyor. 1999'da 275 olan kanser vakası sayısı, 2000'de 341, 2001'de 350, 2002' de ise 432'ye yükseldi. Kayıtlara geçmeyenler de düşünüldüğünde sayının daha fazla olduğu belirtiliyor. Budak, kanser vakasının çok olmasını ise, Avrupa'dan çevrilen yiyeceklerin Marmara Bölgesi'nde, ağırlıklı olarak da Edirne'de tüketilmesine bağlıyor.

Ayrıca, Türkiye'nin çeltik üretiminin yüzde 40'ını sağlayan Trakya'da genç yaştan itibaren tarımla uğraşılıyor. Çeltikte kullanılan zirai ilaçlar suya karışıyor ve insan vücuduna giriyor. Özellikle suya giren insanların kısa süre içinde tüylerinin döküldüğünü anlatan Budak, gençlerde kanserin sıklıkla görüldüğünü söylüyor. Edirne'de sırasıyla en çok akciğer, meme, deri, mesane ve kalınbağırsak kanserleri görülüyor. Sağlık Bakanlığı'nın ise bu konuda herhangi bir çalışması yok.

Kovancı: Avrupa'da yasak
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bahattin Kovancı, özellikle serada yetiştirilen ürünlerde ciddi denetim yapılması gerektiğini belirterek, Tarım Bakanlığı'nın bu konuda başarılı olmadığını söyledi. Kovancı, Avrupa'nın kısıtladığı pek çok ilacın Türkiye'de kullanıldığını, ilaç satışı konusunda boşluk olduğunu ifade etti. Bilinçsiz ilaç kullanımının bayiliklerden başladığını belirten Kovancı, şöyle konuştu:

"İlaç bayilerinin ziraat mühendisi olmalarının yanı sıra bitki koruma dersi almaları gerekir. Türkiye'deki bayilerin yüzde 50'si bile ziraat mühendisi değil. Amaç kâr etmek olunca bilinçsiz satış yapılıyor. Üretici de zararlı olsa bile işine gelen ilacı kullanıyor.

İlaçlar, bitki koruma şube müdürlüklerindeki yetkililer tarafından reçeteyle verilmeli. İnsan sağlığı bayi ve üreticilerin insafına bırakıldığı ve etkin denetim yapılmadığı sürece sorunlarla karşılaşılacak. Türkiye, Avrupa normlarına uyum sağlamazsa yakında ürün bile ihraç edemeyecek."

İnsana da, doğaya da zararlı
Sebze ve meyvelerde kullanılan ilaçlar, zehirli, orta zehirli ve çok zehirliler diye üçe ayrılıyor. Vücutta kanser yapmaktan gıda zehirlenmelerine ve alerjik rahatsızlıklara kadar çeşitli sağlık sorunlarına yol açan bu ilaçlar doğaya da zarar veriyor. Bilinçsiz kullanım nedeniyle topraktaki yararlı ot ve böcekleri de yok eden bu ilaçlar, toprağın ve suyun kirlenmesine yol açıyor. İlaçların suya kolaylıkla bulaşabilmesi hem suda yaşayan canlıları öldürüyor hem de insanların sağlığını tehdit ediyor.

Geniyle oynananlar
Türkiye'de sağlıksız gıda tüketimi yalnızca zirai ilaç kalıntısından kaynaklanmıyor. Avrupa'nın yasakladığı ve topraklarına sokmadığı genetiğiyle oynanmış ürünlerden mısır, Türkiye'de sıklıkla tüketiliyor. Yıllık mısır gereksinimi 3 milyon ton olan Türkiye, sadece 2 milyon ton yetiştirebildiği için geriye kalan 1 milyon tonu ithal ediyor.

Ağırlıklı olarak ABD'den alınan mısırın ise genetik yapısı değiştirilmiş. ABD'de sözleşmeyle ekilen ve daha pahalı olan bu mısır, Türkiye'de altyapı ve laboratuvar olmadığı için tahlil de edilemiyor. Mısırın nişastasından şeker de elde ediliyor. Bir iddiaya göre kola üretiminde bu şeker sıklıkla kullanılıyor. Genetiği değiştirilmiş mısır tüketmek, kansere neden olduğu gibi alerjik rahatsızlıklara ve vücudun antibiyotiklere direnç göstermesine yol açıyor.

Nasıl bir denetim?
Türkiye'de zirai ilaç kalıntısı bulunan yiyeceklere karşı bireysel anlamda alınabilecek önlemler sınırlı. Daha çok kamusal önlemlerle ilaçlar kontrol altına alınabilir. Uzmanlara göre bir an önce Avrupa'daki gibi 'etiket' uygulamasına geçilmeli. Yine Avrupa'daki gibi, ürünlerde ilaç kullanımını denetleyecek bağımsız firmalar veya kooperatif ve üreticilerin bünyelerinde çalıştırdıkları ziraat mühendisleri vasıtasıyla denetimler sıklaştırılabilir.

Türkiye'de sayıları 10 bini bulan işsiz ziraat mühendislerinin de bu şekilde istihdamı sağlanabilir. Bu görevlilerin yapacağı denetimler ve ürüne yapıştıracağı etiket sayesinde sağlıksız yiyecekler engellenebilir. Bireysel olarak, zirai ilaç kalıntılı ürünler için yapılabilecek çok az şey var. Eğer üründeki kalıntı tolere edilebilecek miktardaysa, yıkama, dondurma, haşlama gibi yollarla zararı önlenebilir. Ancak yiyeceğin içine giren veya hasattan çok kısa süre önce atılan ilaçlara karşı tüketicinin yapabileceği bir şey yok.
(Radikal)
556
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.