Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Terapist kurbanları

Terapist kurbanları

İÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri Birimi'ne başvuran vakalar üzerinde bir araştırma yapıldı. Bazı terapistlerin 'ihmal, yanlış tanı ve tedavi' gibi hatalar sonucu hastaya zarar verdiği saptandı

Ünlü psikiyatr Dr. Irvin Yalom'un 'Divan', 'Nietsche Ağladığında' ya da 'Aşkın Celladı ve Öteki Psikoterapik Öyküler' kitaplarından birini okumuşsanız, terapi sırasında yaşananları az çok bilirsiniz. Doktor Irvin Yalom'un adeta aklamaya çalıştığı ya da kutsadığı psikoterapi uygulamaları, aktüel yaşam içerisinde bir düş olmaktan öteye geçememiştir. Terapi sırasında yaşanan ama değinilmeye cesaret edilemeyen öteki gerçekler ise Jeffrey Masson'un 'Son Analiz; Bir Psikanalistin Acı Serüveni' adlı kitabında ortaya konmuştur.
Psikiyatri kliniklerinden edebiyata ve beyazperdeye kadar uzanan psikoterapi olgusu, zirvedeki yerine doğru hızlı bir değişim ve gelişim gösteriyor. Ve pek çok terapistin bu değişime uyum gösteremediği ya da muhafazakâr gerekçelerle uyumu reddettikleri biliniyor.

Oysa psikoterapi, tedavi olan kişiye maddi ve manevi büyük yük getiriyor. Bu noktada en can alıcı soru ise şu: Acaba psikolojik açıdan yardım almaya mecbur kalmış olan kişinin karşısında, terapist olarak asıl görevlerini unutmuş ve büyük oranda ticari kaygıları, kompleksleri ve akademik endişeleri olan kişiler mi durmakta?

Bu sorunun cevabı ve öteki gerçekler İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Klinik Psikiyatri Birimi'nde pilot bir çalışma içerisinde aranıyor. Birimde Klinik Psikolog olarak çalışan Dr. Erdinç Öztürk, kendilerine başvuran vakalar üzerinde yaptıkları araştırmanın ilk sonuçlarını değerlendirdi. Dr. Öztürk, psikolojik problemlerini çözmek için terapiste başvuranların, terapistleri tarafından küçümsenmeyecek oranda travmatize edilerek adeta kurban durumuna düşürüldüğü saptamasını yaptı. Terapistlerin vakalarına verdiği zararların, 'ihmal etme, yanlış tanı ve tedavi, cinsel tacize' kadar uzanan geniş bir yelpazede ele alınması gerektiğini vurgulayan Dr. Öztürk'e göre, hastalarına bu noktalardan zarar veren terapistler, 'psiko-sosyal' bir kriz içindeler.


Hastaların şikayetleri
Dr. Öztürk, psikoterapi yaptıkları vakalarda hastaların en çok şikâyet ettikleri konuları şöyle sıraladı: "Hastalarımız, terapistlerinin kendilerini aşağıladıklarını, terapi seansı içinde şahsi telefon konuşmaları yaptıklarını, randevularını televizyon programları gibi sebeplerle iptal ettiklerini, neredeyse saatlere varan ölçüde bekletildiklerini, görüşmelerinin erken bitirildiğini, terapi sırasında terapistin gözünün sürekli saatte olduğunu, görüşmelerden geldiği zamandan daha kötü çıktıklarını, zaman zaman dışlanıp alay edildiklerini, terapistin çok sık esnediğini, hatta uyukladığını, vakit bulamadığı için yemeklerini görüşme sırasında yediklerini ifade ediyorlar. Ayrıca vakalardan yüzde 20'si terapide konuşulan konuların eşlerine ya da ailelerine aktarıldığını, bu aktarım sonrasında ailesi ve eşleriyle yoğun tartışmalara kadar giden krizler yaşadıklarını söylediler." Dr. Öztürk, vakaların bazılarında eğitim ve algılama düzeyine uygun olmayan yöntemlerin kullanıldığını, hatta bazı terapistlerin yöntemlerinin bile olmadığını ifade ettiklerini söyledi. Pilot çalışmaya katılan hastaların bir kısmı da terapistlerin kendilerini 25-30 dakikadan daha az gördüğünü dile getirdi. Bazı terapistlerin ise hasta yaşadığı olayları anlattığında hastalarına inanmadıklarını ifade ettikleri ortaya çıktı. Acil durumlarda ulaşmak için terapistlerinin bir telefon numarası vermediğinden şikâyet eden hastaların sayısı da oldukça fazla. Telefonunu hastasına verenlerin ise gerekli yardımı yapmadıkları belirtiliyor. Böylece hasta, bir terapisti olduğu halde ikinci bir terapiste gitmek zorunda kalıyor.

Dr. Erdinç Öztürk, "Vakaların bazıları, çok önemli bir konuda konuşuyor olsa bile, süre dolunca terapisti tarafından daha cümlesi bile tamamlanmadan görüşmeye son verildiğini ifade etti. Daha da kötüsü dolar karşılığında hasta gören terapistlere bile gitmek zorunda kaldıklarını, hatta süre uzadığında ikinci görüşme ücreti bile isteyen terapistlerle karşılaştıklarını söylediler" diye konuştu. Geçen yıl büyük ilgi gören 'Anlat Bakalım/Analyze This' ve devamında çekilen 'Anlatamadım mı/Analyze That' filmlerinde gördüğünüz psikiyatr Ben Sobel (Billy Sobel) ile mafya babası Paul Vitti'nin (Robert de Niro) arasındaki heyecanlı, komik, hoş ve sürprizlere açık terapiler, belki gerçek hayat için fazla iddialı olabilir; ama terapinizin gidişatından ve terapistinizin yaklaşımından hoşnut değilseniz, bir kez daha düşünün. Unutmayın; bütçenize, sorunlarınıza uygun bir terapist mutlaka vardır.
(Tempo)
503
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.