Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Televizyonun yeni güzeli

Televizyonun yeni güzeli

Özge Özberk, "Kırık Kanatlar" dizisiyle karşımızda. Onu "Çemberimde Gül Oya" ile TV'de, "G.O.R.A." ve "Babam ve Oğlum" ile sinemada izleyip tanımıştık.

Yaprak Aras / Milliyet

Özge Özberk'i nasıl bilirsiniz? Dizileri yakından takip edenler için "Çemberimde Gül Oya"nın Yurdanur'u olabilir. Ama benim için hâlâ Prenses Ceku o. Arif'i öperek G.O.R.A. gezegeninin ateş topundan kurtarılmasına katkıda bulunmuş bir yarı kahraman!

Şaka bir yana, "G.O.R.A."nın üzerine bir film ve iki dizide rol almasına rağmen sokaktaki birçok kişi ona hâlâ Ceku diyormuş. "Aaa G.O.R.A." diyenler de oluyormuş. "İzel'i görüp 'Aa, İzel Çelik Ercan' diyenler gibi" diyor Özberk gülerek ve ekliyor: "Ama yaş ortalaması yüksek olanlar daha çok Yurdanur olarak tanıyor."

"Babam ve Oğlum" filmiyle Çağan Irmak'ın "kadrolu oyuncuları" arasına girdiğine iyice inandığımız Özberk ile "Kırık Kanatlar" dizisini ve "Nazlı" karakterini konuşmak için buluştuk.

Son dört aydır hayatı Ayvalık'ta geçen Özberk dizi furyasına artık bir son verme vaktinin geldiğine inanıyor: "Hiçbir şeye vakit ayıramıyorum. Kazandığım parayı harcamaya bile vaktim yok. Bu yaz karar aldım, kendimi geliştirecek şeyler yapmak, Amerika'ya gidip İngilizcemi ilerletmek, oyunculukla ilgili atölye çalışmalarına katılmak ve tiyatroya dönmek istiyorum."

Proje seçtiğinizi söylemişsiniz. "Kırık Kanatlar"ı kabul etmenizde dizinin milli mücadele zamanında geçiyor olmasının etkisi oldu mu?
Olmaz mı! "Şu Çılgın Türkler"i okumuştum göz yaşlarıyla, teklif tam üzerine geldi. Bir de günümüzde geçen hikayelerde oynamayı çok sevmiyorum. Sınırlarımı zorlamak, neler yapabileceğimi görmek istiyorum.

Ailenizde Kurtuluş Savaşı'na katılmış kimse var mı?
Annemin dedesi, Kurtuluş Savaşı'nda cepheye gitmiş ve bir daha geri dönmemiş. Mezarı nerede, o bile bilinmiyor. Şehit torunu olmak çok büyük bir gurur benim için.

"Kırık Kanatlar"daki rolünüz için araştırma yaptınız mı?
Neyse ki "Çemberimde Gül Oya"ya göre biraz daha hazırlıklıydım. Dizide, Nazlı'yı canlandırıyorum. Keman çalan, Fransızca eğitim görmüş, paşalarla büyümüş bir kız... Bunu araştırarak bilemezsiniz. Hayal dünyanızda yaşatmanız lazım. Babaları ölüyor, Nazlı'nın nişanlısı ölüyor...

Nişanlısına mektup vermek için gara koştururken yaralıları görüyor ve milli mücadele ruhu bu noktada kanına giriyor. Eminim şu anda böyle bir şey olsa, hepimiz canımızı dişimize takıp mücadele veririz. Tüyleri diken diken eden bir şey. Ve inanır mısınız, bunu sette neredeyse birebir yaşadım. Kitapları okumakla falan olacak bir şey değil.

Milli duygularınız hayli kabarmış...
500 kişilik bir yardımcı oyuncu kadrosu geldi. Gar sahnesi çekiliyor, biri kocasını arıyor, biri çocuğunu bekliyor... O kargaşayı görmeliydiniz. Herkes o kadar inanarak oynuyordu ki, gözlerimden yaş geldi. İnanılmaz bir şeydi.

"Senaryo değiştirildi"

At binmeyi de öğrenmişsiniz dizi için...
(Gülüyor) Orada çok kötü at tecrübeleri yaşadım. Bana arızalı bir at denk geldi; sürekli beni üzerinden atmaya çalışıyor. Bir keresinde boynunda bir süre asılı kaldım. At korkusu geldi bana. Beş bölüm kadar atlarla cebelleştim. Altıncı bölümden sonra atlı değil, yaya olarak devam ettim. Senaryo değişti, artık her yere yürüyerek veya at arabasıyla gidiyorum.

Kurtuluş Savaşı için kurulan bir set farklı olmalı. Sizi en çok şaşırtan ne oldu?
Çok pratik çalışan bir sanat grubumuz var. Sürekli çalışmamız gereken köy meydanındaki taş evleri bozup yeniden yapmak mümkün olmadığı için tekerlekli bir sistem geliştirmişler. Var olan evlerin üzerine ahşap dekoru giydirip 1920'li yıllar dekoruna dönüştürüyorlar.

Bir röportajınızda dizi izlemediğinizi söylemişsiniz. Bunun nedeni işin içinde olduğunuz için kanıksamanız mı?
Bir süredir "Hırsız-Polis"i takip ediyorum. Dizileri çok yakın hissetmiyorum kendime. Belki de içinde olduğum için, bilemiyorum. Artık dizi oyuncusu olarak görülmek istemiyorum. Keşke çok iyi bir tiyatro oyunuyla kendimi gösterebilseydim. Bu, 11 yıldır benim içimde büyük bir ukte oldu. Son iki yıldır diziler yüzünden sahneye çıkamıyorum. En büyük isteğim iyi bir tiyatrocu olmak. Asla bir dizi oyuncusu olarak kalmak istemiyorum.

Bir de bir dizide birkaç bölüm görünüp kendini oyuncu olarak tanıtanlar var...
Böyle bir hedefleri varsa ne güzel, kendilerini geliştirsinler. Ama iki kamera hareketi görüp "Ben oyuncu oldum" demeleri garip geliyor. 12 yıl oldu ama ben bile daha böyle bir şey demiyorum.

"Erkek arkadaşım sanki asker yolu bekliyor"
Çekimler yüzünden sürekli Ayvalık'tayız. Erkek arkadaşımla çok az görüşebiliyoruz. Asker yolu bekliyormuş gibi bir durumu var. Ama başarılarımı seyrettikçe gurur duyuyor ve buna katlanıyor. Dizilerle hiç alakası olmayan bir insanken, ailemle birlikte dizi izlerken buldu kendini. "Çemberimde Gül Oya"yı da zorla seyrettiriyordum.

Bundan iki yıl öncesine kadar denemeler yazıyordum. Birikmiş 150 kadar hikayem vardı.
Defterler aldım Ayvalık'a giderken ama yorgunluktan hiçbir şey yapacak halim kalmıyor.
Zamansızlıktan alışveriş yapma lüksüm kalmadı. Marka takıntım yoktur ama İstanbul'a gelince Zara'ya bakmadan dönmem.

"Burnumda problem vardı, neden yaptırmayayım?"
Özge Özberk: "Burnunu yaptırdı, bir yerlere geldi diye yazmışlar bir yerde benim için. Bunlarla kim uğraşır anlamıyorum. 12 yıldır oyunculuk yapıyorum sonuçta. İnsanlar güzel bir şeye bakmak istiyorlar televizyonda. Rahatsız olduğunuz bir şey varsa, ki benim burnumda problem vardı, neden yaptırmayayım? Bunun konuşuluyor olması bile çok saçma."

"Çok çekingendim, dolmuşta 'İnecek var' diyemezdim"

Çocukluğunuzda da meraklı mıydınız oyunculuğa?
Evet ama ilkokuldayken bir gün şiir okuma sırasında bir sahne korkusu geldi ve liseye kadar sürdü. Çok çekingen bir çocuktum. Dolmuşta "İnecek var" diyemezdim. Birisi inerse arkasından inerdim.

Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni neden bitiremediniz?
Atıldım. Sınıfı çok iyi bir puanla geçmişken, bir hocamızın arızası sonucunda birçok arkadaşım benimle sınıfta kaldı. Bunlar arasında "Avrupa Yakası"ndaki Selin'i oynayan Evrim Akın, Özgü Namal gibi isimler de var. Bir daha konservatuvar falan düşünmedim. En büyük konservatuvar BKM'ydi benim için. 1994'te kurulurken girdim ve 11 yıldır oradayım.

Sizin için oyunculuktaki dönüm noktası nedir peki?
"G.O.R.A."da kendimden çok farklı bir oyunculuk yüklemedim Ceku'ya. Zaten benim gibi bir kızdı Ceku. Cem'in (Yılmaz) isminin geçtiği bir işin içinde yer almak zaten isminizi duyuruyor olmak demek. Ama oyunculuk adına bunca yıldır biriktirdiklerimi "Çemberimde Gül Oya"da gösterdim.

Şimdiye kadar en severek oynadığınız karakter hangisiydi?
Yurdanur'un yeri çok özeldir çünkü çok şey kattım ona. Kendimi Özge değil, Yurdanur olarak düşünmeye çalıştım. Çok dişli bir karakterdi. Keşke hepimiz Yurdanur olabilsek, istediklerimizi sonuna kadar savunup peşinden gitsek.
429
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.