Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Tek bir hayalim var!

Tek bir hayalim var!

Fırtınanın içinde sessiz kalabilmeyi başardı. Kendini ve çocuklarını, zarar verecek her şeyden korudu. şimdi, olmak istediği yerde, sahip olmak istediği duygularla yaşamına devam ediyor. Defne Samyeli, yaşamındaki değişimleri ve farkındalıklarını Hello!'ya anlattı.

Tek bir hayalim var!
"Son beş yıldır, doğrularım ve yanlışlarımla kendimi yeniden keşfettiğim ve yeniden doğduğum müthiş bir evreyi yaşıyorum" diyorsunuz. Bu yeni doğumun içini neler dolduruyor?

Değişim, durmayan bir gerçek. Devamlı bir devinim ve dönüşüm halindeyiz. Ben buna "gelişme" diyorum. Hayatta yaşadığımız iyi ya da kötü her türlü deneyim, bizi dönüştürmek ve iyiye sevketmek için var.

Bu farkındalık ya da değişim son yaşadıklarınızdan sonra mı gelişti?

Hayır! Benim çocukluğumdan beri hayatım çok inişli çıkışlıdır. Onların doğurduğu bir "ben" vardı zaten. O bilinçle yoluna devam ederken hem iş hem de özel hayatın tekdüzeleşiyor. Sanırım o tekdüzelik insanda yeniden gelişme kapısının açılacağına dair ön bir fısıltı. Bu şimdiki ben ama yarınki ben yine ben olmayacağım.

Yani acılarınız ve korkularınızla yüzleştiniz...

Acı ve korku her insanın hayatında olduğu kadar benim hayatımda da var. Coşkular ve mutlulukların beslediği kadar, acılar da beni büyüttü, geliştirdi, kaçınılmaz olarak bazı taraflarımı nasırlaştırdı. Büyük acılar yaşamış insanların başka acılara tavrı daha donuk oluyor. Korkular da her insanda olması gerektiği kadar. Kendimi cesur, atak ve gözükara olarak tanımlıyorum.

Dünyayı biz yönetsek daha az suç işlenir

"En kötü olayda bile öğrenilecek büyük dersler var. Kendime önce üzülmek için belli bir süre verir, sonra gözyaşlarımı siler, bundan ne öğrendim ona bakarım" diyorsunuz. Peki aşktan, evlilikten, çocuklardan ve boşanma sürecinden neler öğrendiniz?

Çocuklarımla birlikte ne kadar verici olduğumu keşfettim. En bencil kişi bile anne olduktan sonra bir yere kadar kendinden vazgeçmek zorunda... Kendimi yeni baştan tanıdım, anne olmak için doğduğumu anladım. Bu, büyük bir şefkat artışına neden oldu. 23 yaşımda her insanın da bir başkasının evladı olduğu düşüncesi kafama yazıldı ve herkese o gözle bakmaya başladım. Hatta dünya, kadınların yönettiği bir yer olsa daha az suç işlenir. Çünkü biz beyin yapımız gereği farklıyız.

Kendinize üzülmek için belli bir süre veriyor, sonra gözyaşlarınızı siliyor ve öğrendiklerinizle yüzleşiyorsunuz. Peki ruhunuzu nasıl doyuruyorsunuz?

Kendime üzülme ya da çaresiz hissetme hakkı tanıyorum. Ama bu hakkı ne kadar tanıyacağımın kontrolü yine bende!

O zaman çok kontrollüsünüz ve kalkanlarınız var.

Kalkanlarım yok. Aksine çok şeffaf biriyim ve kendimi çok rahat açarım etrafımdakilere.

Bu, zarar getirmiyor mu?

Çok umursamıyorum, bana zararı yok. Ben çok açık bir insanım. Çok şahane dostlarım var. Hayat paylaşmadan geçmiyor ki.

Tamamen yeni biri olarak hayata başlamak mümkün mü? Siz bu zor süreci atlatmayı nasıl becerdiniz?

Aynada baktığım "ben"e güvendim. Ne kadar yük taşıyabileceğinizi, o yük sırtınıza yüklenmeden keşfedemiyorsunuz. Kendime çok güvendim ve çok destek verdim. Bana destek veren ben varken, başkasının desteğine ihtiyacım yok ki. Kendime yetiyorum.

644
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.