Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Sonic hemşireler

Sonic hemşireler

Sonic Youth son albümü "Sonic Nurse"te de, Bush ve savaş karşıtı şarkılarla politik tavrını açıkça ortaya koymaya devam ediyor.

Donat Bayer
Radikal İki


Başka bir mükemmellik anlayışının peşinde koşmak. Bunu yaparken de çıkan gürültüyle önceden tasarlanamayan, öngörülemeyen yeni bir estetik anlayış yaratmak: Gürültü estetiği. 1970'lerin sonunda New York'ta bilinen tüm şarkı yazma formüllerine, kalıplara, alışılmış tüm müzisyen profillerine karşı yeni bir hareket boy gösterdi. Birbirini tanıyan, birbiriyle takılan bir grup insanın neredeyse sadece Manhattan'ın kimi mahallelerindeki kulüplerde şekillendirdiği bu akımın adı "No Wave"di. Her türlü deneysel çalışmanın doğal karşılandığı, farklı tını arayışları adına gitarların akordunu bozup yeni akort sistemleri geliştirmekten, matkap seslerini müziğe dahil etmeye, doğaçlama sözlerle şarkı yazmaya kadar tüm yolların denendiği bu akım fazlasıyla kendi içine kapalı olmakla beraber popüler müzik tarihinde pek çok yeni kapının açılmasını da sağladı. Glenn Branca, Mars, Teenage Jesus, DNA gibi grup ve kişilerin araladığı, punk ve hardcoredan çıkışı sağlayan bu kapılardan geçen en sarsıcı grup kuşkusuz Sonic Youth oldu.

Gitarist Thurston Moore, Lee Ranaldo ve basçı Kim Gordon'un 1981 yılında biraraya gelmesiyle kurulan Sonic Youth, 1985 yılında davulcu Steve Shelly'nin de gruba dahil olmasıyla bugün bildiğimiz şeklini aldı. REM gibi çağdaşlarının aksine yola bildik şarkı ve melodi anlayışını yıkmak üzere çıkan dörtlü, John Cage, Steve Reich, Karlheinz Stochausen gibi 20. yüzyılın büyük bestecilerinin, Velvet Underground, Stooges gibi avangard rock gruplarının ve hatta Ornette Coleman'ın "free jazz" anlayışının da etkisiyle yeni bir şarkı formu geliştirip öncü bir rol üstlendi. Öyle ki, bugün Nirvana'nın dahi çıkışını Sonic Youth'a borçlu olduğunu söylemek pek de abartılı olmaz. Hem de bahsettiğim sadece müzikal bir etki değil. Kuşkusuz Sonic Youth'un kendilerine göre daha ticari bir müzik anlayışı benimsemiş olan Nirvana'yı konserlerinde ön grup olarak sahneye çıkarması ve ardından ismini tüm dünyanın duymasını sağlayacak olan "Geffen"le anlaşma imzalamasına önayak olması grubun müzik tarihinde sahip olacağı yere yükselişini önüne geçilemez bir biçimde hızlandırdı.

Led Zeppelin çizgisinde
Bugün diskografisinde "Evol", "Daydream Nation", "Goo" ve "Washing Machine" gibi yıkıp geçici nitelikte albümler bulunan dörtlü aralarına post-punk müzisyeni Jim O'Rourke'u da dahil ettikleri son albümleri "Sonic Nurse"le yollarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. "Sonic Nurse"u daha dinlemeden önce ilk dikkati çeken şey, 1994 tarihli "Experimental Jet Set, Trash and No Star"dan beri ses atmosferlerinde ve şarkı yazımlarında belirgin bazı değişikliklere rastladığımız "Sonic Youth"un kapaklarındaki avangart tavırdan bu albümlerinde de vazgeçmemiş olması. Albüm adını iç ve dış kapakta örneklerine rastladığımız, ismini ilk defa Marlboro'nun kovboylarıyla duyuran ressam, fotoğraf sanatçısı Richard Prince'in "Hemşire" serisinden almış. Grup müzikal olarak da şaşırtmaya devam ediyor. Nasıl mı? Röportajlarında sık sık geleneksel şarkı yazma biçimlerine karşı en ufak bir olumsuz önyargıları olmadığını dile getiren fakat bugüne kadar bunlarla hiçbir temaslarına rastlamadığımız grup üyeleri bu sefer neredeyse tamamı Led Zeppelin çizgisinde şarkılardan oluşmuş bir albümle karşımızda. Bunun sebebiyse bu albümde yer alan şarkıların neredeyse tamamının Thurston Moore tarafından 60'ların folk müzisyenlerinin işlerine yakın bir havada olmasını istediği kendi solo albümü için yazılmış olması.

Adını siber-punk romanın öncüsü William Gibson'ın son romanından alan albümün açılış şarkısı 'Pattern Recognition'ın, albüme dair verdiği en önemli ipucu, grubun daha önceki albümlerinde sık sık karşımıza çıkan türden canlı performansların bir uzantısı, bir yansıması niteliğindeki parçalara bu albümde rastlamayacak olmamız. "Sonic Nurse"de sanki her şarkı biraz planlı, programlı bir biçimde kaydedilmiş. Grubun tüm dünyada büyük övgülerle karşılanan bir önceki albümü "Murray Street"in ikinci yarısındaki kimi parçalara yakın bir etki uyandıran 'Unmade Bed', özellikle gitar partisi aracılığıyla "Sonic Nurse"ün tepe noktalarından birini oluşturuyor. Üç gitarın yarattığı bir ritmin Kim Gordon'un etkileyici vokaliyle birleştiği 'Kim Gordon And The Arthur Doyle Handcream' ise gerek düzenlemesiyle gerekse formuyla "Sonic Nurse"ü 80'lerin öncü Sonic Youth'una en çok yaklaştıran parça. Ayrıca bu şarkıyla beraber, grubun "Ciccone Youth" adıyla yayınladığı tamamı Madonna şarkılarının cover'larından oluşan albümü de hatırlanınca, bugün starlık kavramının belirgin bir biçimde Sonic Youth'un ana temalarından biri haline geldiği fark ediliyor.

80'li yıllar boyunca her fırsatta Reagan'a karşı duydukları nefreti dile getiren grup üyeleri "Sonic Nurse"de de politik tavırlarını açıkça ortaya koymaya devam ediyorlar. Gerek gerçek savaş domuzu Bush'un uyguladığı dış politikayı eleştiren, bunu yaparken de özellikle Bush'un Irak'ın geleceği ve Usame Bin Ladin üstüne verdiği demeçlerden yararlanan 'Stones', gerekse albümün sarsıcı bir etkiye sahip olan kapanış parçası 'Peace Attack', Sonic Youth'un son yıllarda yaptığı en güçlü politik şarkılar olarak gösterilebilir. "Sonic Youth" bugün hâlâ 23 yıl önce olduğu gibi dinleyenleri heyecanlandırmaya devam ediyor. Ancak, kendileri hâlâ o yıllardaki kadar heyecanlı mı diye soracak olursanız orası biraz şüpheli.
Sonic Youth/Sonic Nurse/Universal
396
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.