Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Seyahat: 32 kısım tekmili birden

Seyahat: 32 kısım tekmili birden

Seyyahın vücudu güçlü ve sağlıklı olmalıdır, bütün yolculuklara dayanabilmeli, duruma göre arabalı veya arabasız gece gündüz yol alabilmeli, önüne ne konarsa yiyip içebilmelidir.En ufak bir zorluktan yılacak kadar dayanıksız ve narin olan kimseler evlerinde otursunlar daha iyi. (Bir seyyahın vücudu nasıl olmalıdır?-Yeni açılan Bilimler Akademisi 1711)

Bir zamanlar eşsiz ve önemli bir olay olan seyahat, bugün artık bir alışkanlığa dönüştü, hayatın bir parçası haline geldi. İnsanlar yalnızca gezmek için seyahat etmiyor, yola çıkmak için çeşitli neden ve amaçları da var artık; her mevsim yoldalar. İş seyahatleri, aile ziyaretleri, kültür, spor, dinlenme ve tatil amaçlı seyahatler, inceleme gezileri ... Yine de, o büyük seyyahlara pek rastlanmıyor artık. İnsanları, seyahatin bütün tehlike ve zorluklarını göze alıp yola çıkmaya teşvik eden güdüler birbirinden çok farklıydı; yüzyıllar içinde bu güdüler de değişti.

Uzak yere duyulan merak, öğrenme arzusu, dünya haritasının genişletilmesi çabası, maceraperestlik, geleneklere karşı duyulan asilikle, özgürlük aşkı ve gitme isteğiyle birleşiyor, siyasi koşulların ötesine geçiyordu. Kazanç elde etme hırsı, hastalıklara şifa bulma isteğinin yanı sıra, salt macera ve eğlence de yolculuk amacı olabiliyordu. Şansı yaver gidip de evine dönebilenler, görmüş geçirmiş, kültürlü kişiler sayılıyor, her yerde kabul görüyorlardı. Seyyahlar yeni fikirlerle dönüp bambaşka ufuklar açıyor, önyargıların yıkılmasına önayak oluyorlardı. Seyahat, dünyayı şeffaflaştırıp insanileştiriyordu.

İlk seyahatler

Sonsuzluğun peşinde koşmak, hayatın sırrına ermeyi istemek insanın özünde vardır ve o gün olduğu gibi bugün de yolculukların nedeni ve amacıdır aslında. Gılgamış ve Odysseus'un serüven dolu yolculuklarından beri, dünyanın mucizelerini keşfetmek için, sirenlerin çağrısına uyup yola çıkanlar saymakla bitmez.

Kraliçe Haçepsut'un kesintiye uğrayan ticari ilişkileri yeniden başlatmak amacıyla, İ.Ö. 1482-1481 yılları arasında, Afrika'nın doğu kıyısında yer alan efsanevi Punta ülkesini ziyareti renkli rölyeflerle anlatılır. Bilindiği kadarıyla, dünyanın en eski seyahatnamesi olan rölyefte şöyle denir: "Gemiler, Punta ülkesinin paha biçilmez mallarıyla ve Tanrılar ülkesinin değerli ahşaplarıyla, çok sayıda abanoz, Aamu ülkesinin saf altını içine oturtulmuş fildişi, mis kokulu kutsal reçine ve göz boyası, köpek kafalı maymunların yanı sıra, uzun kuyruklu maymunlar ve tazılarla, leopar derileriyle, çoluk çocuk yerlilerle tepeleme yüklendi."... "Ve Punta ahalisi sordu: Bu kimsenin bilmediği ülkeye nasıl geldiniz? Gökyüzünden mi indiniz, yoksa Tanrılar ülkesinin büyük denizinden mi geçtiniz?"

Kartacalılar ve Yunanlılar, yeni şeyler keşfetmek, yerleşimler kurmak için tekrar tekrar sefere çıktılar. Tarihçi Miletoslu Hekataios'un İ.Ö. 500 civarındaki yolculuğu ise, ticari çıkar elde etmek değil, dünyaya bakış açısını genişletmek amacını taşıyordu. Günümüze bölük pörçük ulaşabilen bu dünya tasviri, ilk gezi rehberi sayılmasının yanı sıra, antik çağda deniz yolculuğu rehberi olan periploi'lerin de öncüsüdür.

İ.Ö. 310'da Marsilya'da doğan Yunanlı coğrafyacı Pytheas, kuzeyin kalay madenlerine ve kehribar yataklarına bir keşif yolculuğu yaptı. Atlas Okyanusu, "bir uçtan öbür uca yürüyerek geçtiği" Britanya adası, İskandinavya ve Kuzeybatı Almanya kıyıları hakkında ilk güvenilir bilgileri Pytheas verdi. Deniz akıntıları, köpük sütunlarının otuz altı metreye yükseldiği fırtınalar, gelgit olayı, buzlar, uzun kutup gece ve gündüzlerine dair tasvirlerine kimsecikler inanmamış, hatta alay konusu olmuştu. Pytheas kısa zamanda unutuldu, oysa "beyaz geceler" hakkındaki ilk güvenilir bilgileri ona borçluyuz. Çizdiği dünya hartasıyla ve dünyanın çevresini hesaplamasıyla matematiksel coğrafyanın temellerini atan Eratosthenes ise, dönemin en önemli ticaret bölgesi Hindistan'ın ilgi odağı haline gelmesini sağlamıştı.

Yol kavramının mucidi Romalılar

Seyahat, milattan sonraki ilk yüzyıllarda son biçimine kavuşmuştu bile. Kolay, güvenli ve hızlı bir yolculuk için gerekli tüm şartların, Roma İmparatorluğu'nda mevcut olduğu söylenebilir.Yol kavramını bize Romalılar tanıttı; ünlü "Via Appia" gibi 90 bin km'yi bulan çift şeritli bulvarlar, toplam 200 bin km uzunluğunda arnavut kaldırımı ya da bazalt döşeli yollar, geçitler, viyadükler ve tünellerden oluşan, düzenli bir biçimde bakımı ve onarımı yapılan bir ulaşıma sahipti onlar. Kuzey Denizi'nden Sahra'ya, Atlas Okyanusu kıyılarından Tuna nehri ülkelerine ve Mezopotamya'ya kadar uzanan bu sistem, dönemin en muhteşem eserlerinden biridir. Roma'da ve diğer ulaşım noktalarında, Cursus publicus'un, yani resmi postanın kurduğu seyahat danışma bürolarına giderek özel bir güzergah hazırlatmak mümkündü. Güzergah haritaları, gezginlerin yollar, kentler, lokantalar ve mesafeler hakkında tuttukları notlardan derlenmişti. İlk haritaların temelini oluşturan bu güzergah haritaları ve gemi rehberleri, kıyılar, limanlar, demir atılabilecek yerler, içme suyu kaynakları ve çeşitli halkların geleneklerine dair bilgiler içeriyordu.

Yunanlıların aksine Romalılar canlı bir turizm geliştirdiler. Kültürlü Romalıların tercihi Delphoi tapınağı, Atina Korinthos, Argos, Sparta kentleriydi. Rehberler bir oraya bir buraya koşturuyor, Paris'in "orijinal" lirini, efsanevi kahramanların üstünde dama oynadıklarını iddia ettikleri bir taşı turistlere ballandıra ballandıra anlatıyorlardı. Hatıra eşya ticareti de gelişmişti. Atina'da Pallas Athena kopyaları, Efes'te Artemis tapınağının gümüşken resimleri satılıyordu. Romalı turistler, firavun mezarlarının üzerine isim, tarih ve şiir kazıyorlardı.

Hamamlara pek meraklı olan Romalılar, kükürt yada demir içeren kaynak sularının yanı başına bazıları hala kullanılan kaplıcalar kurmuşlardı. Bu kaplıcalar, yalnızca şifa arayanların değil, sağlıklı kimselerinde akınına uğrardı. Napoli yakınlarındaki lüks hamam Baja, "dünyanın hanı" olarak tanımlanır. Burası çok geçmeden sefahat yuvasına dönüşmüş, eğlence gezileri, serenatlar, istiridye ziyafetleri, orjiler ve içki alemleriyle dağıtan zengin kesimin buluşma yeri haline gelmişti.

4. ve 5. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte, kaplıca ve eğitim gezileri de azalmaya başladı. Roma yolları ıssızlaştı, zamanla harap oldu. Avrupa'da bu şartlar ancak 19. yüzyılın başında yeniden sağlanabildi.

Erkek dediğin ata biner!
13. yüzyılda kentler gelişmeye, şoseler ve yollarda nal sesleri yankılanmaya başladı yeniden. Ancak, yoldan çok taşlı patikaya benzeyen, derin tekerlek izleriyle dolu çamur deryası güzergahlarda seyahat etmek zahmetli ve tehlikeli bir işti, çok ağır yol alınıyordu üstelik. Geniş ormanlarda hırsızların ve haydutların kurduğu pusular da cabası... Günde ortalama 25 ila 60 km dolayındaki seyir hızı 18. yüzyıla kadar aşılamadı. At arabaları ağır, yaysız ve hantaldı. Hemencecik balçığa saplanıverir, orta çağın daracık sokaklarından geçemezlerdi; onlar yalnızca ve çocuklara, bir de en fazla hizmetçi ve bagajlara ayrılmıştı. Erkek dediğin ata binerdi. Hatta 1588'de Kont Julius Braunschweig erkekliğe yakışmayan bu tür araçların kullanılmasını, "faytona binmenin, tembellik etmekle aynı anlama geldiği" gerekçesiyle yasaklamıştı.

Bu dönemde zengin kesimin dışında, "seyahat" eden başka bir güruhun varlığını gözardı etmemek gerekir. Gezgin çalgıcılar, sihirbazlar, soytarılar, ateş yutanlar, ip cambazları, hokkabazlar, ayı oynatıcıları ve çığırtkanlar. Şarlatan doktorlar, kendi hazırladıkları şurup, hap ve şifalı otları satarlar, diş çeken, kan alan ve hacamat eden cerrah-berberler, işportacılar, bıçak bileyiciler ve kazancılar kasaba kasaba dolaşır, pazar yerlerine tezgahlarını açar, çadırlarını kurarlardı. Yolların müdavimleri arasında dilenciler, asker kaçakları, firari köleler, serseriler ve soyguncular da önemli yer kaplıyordu. Uzaklardan gelen havadislere, savaş, cinayet, doğa olayları, mucizeler ve cadılara dair haberlere, asılsız söylentilere kulak kesilen, ağzı bir kaşık açık dinlemeye hazır topluluklar her daim mevcuttu. Vaktiyle bir gezginin uğradığı bir kasabanın ahalisine bir kadınlar kumpanyasının yaklaşmakta olduğunu söylediği ve halkın saatlerce bu kumpanyanın yoldan geçmesini boşu boşuna beklediği hala anlatılır.
(Haberin devamı için ilgili başlıkları tıklayınız)
(e-kolay Haber)
631
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.