Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Sevişmeyi birkaç ufak tefek hareketle çözeceğim

Sevişmeyi birkaç ufak tefek hareketle çözeceğim

Beyazıt Öztürk, filmdeki sevişme sahnesinin nasıl geçiştireceğini çözdü!

Önümüzdeki yaz bir sinema filminde rol alacak olan Beyazıt Öztürk, filmdeki sevişme sahnesinin nasıl geçiştireceğini çözdü! Ünlü şovmen, "Günlerdir film ekibi ile 'Nasıl olur, nasıl çekeriz?' diye konuşuyoruz. Sonunda olabildiğince ufak tefek hareketlerle bu işi halletmeye karar verdik. Çünkü bu ülkede bir imajım var. Dolayısıyla seyircimin, ailemin izleyemeyeceği bir sahneyi asla çekmem" dedi.

Beyazıt Öztürk, reklam çekimleri sırasında kendisine yapılan kamera şakasının perde arkasını Kelebek'e anlattı. "En iyi insan" ödülünü almak üzere gittiği mekanda şakalanan Öztürk, "Şaka yapılacağı aklıma gelmedi ama bu işte bir tuhaflık olduğunu hissetmiştim. Mesela dekan bir tuhaftı. Üzerinde dikişleri çok kötü olan bir takım vardı. Hiçbir dekan ya da rektör böyle giyinmez diye düşünürken adam birden üzerini çıkarınca, onu canlı bomba sandım" dedi.

Fantacılar'ın size yaptığı şaka müthiş... Yaşadığınız şaşkınlık her halinizden belli ama ben yine de sormadan edemeyeceğim; gerçekten bu şakadan haberiniz yok muydu?
Yoktu. Bugünlerde herkes bana "Abi gerçekten kamera şakası mı, değil mi?" diye soruyor. Bu da reklamın doğru çekildiği anlamına gelir.

Biraz da reklamın çekim aşamasından söz edelim...
Fanta'dan bana ilk teklif geldiğinde, film taş devrinde geçecekti. Bu iş büyük bir prodüksiyonla çekilmeliydi. Kısıtlı bütçe ile çekilirse sonuç kötü olabilirdi. Daha sonra bana bu gizli kamera projesini getirdiler. Bu senaryo çok hoşuma gitti. Çünkü benimle örtüşen, samimi bir işti. Spor salonunda, vapurda ve limuzin içinde olmak üzere üst üste üç çekim yaptık. Hepsi çok beğenildi.

Çekimler bitti, Fantacılar bana "Abi dikkat et, bir şaka da sana yapabiliriz" dediler. Gülüştük ve konu kapandı. Tabii bütün bu konuşmalar tam bir yıl önce yapıldı. Neyse, geçtiğimiz aylarda birlikte çalıştığım arkadaşlarım bana Akatlar Kültür Merkezi'nde bir ödül töreni olduğunu söylediler. Bu dönem bizim ödül dönemlerimizdir. Okullardan, şirketlerden falan ödüller alırız. O gün de kalktım, törene gittim.

Her ödül törenine gitmezsiniz, buna nasıl oldu da gittiniz peki?
Her gün şirkete uğrarım. Bu ödülün verileceği salon yani Akatlar Kültür Merkezi, benim şirketime çok yakın bir yer. O gün de bir işim yoktu. Bir de bana sekiz üniversitenin öğrencilerinin birleşerek bu ödülü verdiklerini söylediler, çok etkilendim, gitmek istedim. Ama ne ödülü alacağımı bilmiyordum...

Yani "En iyi insan" ödülü alacağınızı bilmiyor muydunuz?
Ben hangi ödülü almaya gideceğimi bilmem. Bunu kimse bilmez. Çok az insan "Ben ne ödülü alacağım" diye sorar. Ben neden sormam, çünkü benim ne ödülü alacağım bellidir. Orhan Gencebay'ın da hangi ödülü alacağı bellidir. 12 yıldır bu işi yapıyorum. Bana hiç "Festivaldeki palyoço" ödülü verilmedi.. Benim alacağım ödül "En iyi stand-up'çı", "En iyi talk-show'cu", "En iyi talk-show programı" ya da "En iyi komedyen"dir. O yüzden ne ödülü alacağımı sormam. Törene giderim ve orada ne ödülü alacağımı öğrenirim.

Neyse, sonra neler oldu?
Sahneye çıktım, tam konuşma yapacağım, bir hoca geldi ve "Bir dakika, önce ben bir şeyler söyleyeyim, sonra sen konuşursun" dedi. Şaşırdım, hareket hoşuma gitmedi. Neyse hoca konuşurken aralarda bir iki espri yaptım, normalde bu esprilerde öğrenciler gülmekten yıkılırdı, salonda tepki yok! Tuhaf bir durumdu.

Bu arada hoca konuşmayı uzattıkça uzattıyor. Sıkıldım, bayılacağım. Abi ilk insandan başladı, iyi insan olmaya kadar getirdi konuyu... İşte o sırada ödülün "En iyi insan" ödülü olduğunu anlayınca şaşkınlığım daha da arttı. İnanın aklıma bana şaka yapılacağı falan hiç gelmiyor. Öte yandan ödülü düşünüyorum, çünkü "En iyi insan" ödülü bana çok ukalaca geldi. Sahneye çıkıp bu durumu bambaşka bir yere bağlamam gerektiğini kurguluyordum.

15-20 dakika sonra konuşma sırası bana geldi. Kürsüye çıktım ve "Öncelikli olarak beni insan yerine koyduğunuz için teşekkür ediyorum. Sonra 'En güzel', 'En iyi insan' seçtiğiniz için de teşekkür ediyorum. En iyisini seçmenize gerek yok, 'insan' ödülü vermeniz yeter" dedim. "12 yıldır bu piyasanın içindeyim..." diye konuşmama devam ederken bir anda hoca üzerindekini çıkardı. İşte o an dondum kaldım.

Canlı bomba mı sandınız?
Aynen öyle... Hocayla birlikte herkes ayağa kalktı ama ben o manzarayı hiç hatırlamıyorum ki. Adam üstünü bir anda açınca canlı bomba diye panikledim. Çünkü hocanın konuşması sırasında bir şey olacağını sezmiştim. Bir kere hocanın elbisesinin dikişlerine dikkat etmiştim. Hiç üzerindeki dekan, rektör elbisesi gibi değildi. Kabaydı... Gerçekten bu işin Fantacılar tarafından düzenlenmiş bir şaka olduğunu hiç anlamadım.

Reklamın şaka olduğunu anlamayan izleyiciler de var...
Doğru. Mesela geçen gün bir teyze yolumu kesti, "Geçen gün televizyonda izledim, sana en iyi, en güzel insan ödülünü verdiler. Bu ülkede, bu ödülü o kadar çok hak ediyorsun ki" dedi. Evet, bu filmi gerçek zannedenler var. Sonucunda böyle bir ödül verilmesi, insanlara batmamış...

Ama verilseydi de iddialı bir ödül olurdu...
Tabii ki "En iyi insan", "En güzel insan" başlığı altında ödül vermek, çok iddialı bir durum. Ama böyle bir ödül alacağımı öğrendiğimde çok da şaşırarak bakmadım olaya.

Neden?
Çünkü zaman zaman çok komik ve enteresan ödüller verilebiliyor. Mesela geçtiğimiz hafta bana teknolojiyi en iyi kullanan şovmen ödülü verildi. Eğer böyle bir ödül veriliyorsa, öğrenciler "Bu ülkenin güzel bir şeyini seçelim" de demiş olabilir diye düşündüm. Dolayısıyla garip gelmedi.

Peki şimdi sırada neler var?
Beyaz Show haziran sonu gibi tatile girecek. O tatile girdikten sonra 9 Temmuz'da Fanta turnesine çıkacağım. Sonra da bildiğiniz gibi bir film projesi var, onu çekeceğim. Bu filmin senaryosunu Zülfü Livaneli yazıyor. Yüzde 90 o projede olacağım. Yönetmenimiz ise Ömer Faruk Sorak... Bir kadın-erkek yol hikayesi. Çok güzel bir hikaye. Uluslararası yarışmalara gidecek bir film olacak.

Kendinize baş başa kaldığınızda ne yaparsınız?
Genelde evdeyim ve fasıl yapıyorum. Tek keyfim, meşgalem bu. Sanat müziğindeki birçok şarkının sözlerine bugüne kadar hiç dikkat etmediğimi fark ettim. Şimdi o sözlere bakıyorum. Bir Türk sanat müziği kitabı aldım. Bazen saz arkadaşlarım geliyor, onlarla beraber şarkıların üstünden geçiyoruz, sohbet ediyoruz.

Bugünlerde birçok güzelle adınız anılıyor. Rus bir modelle yazıldınız, bir Türk mankenle flört ettiğiniz gündeme geldi. Hangisi doğru?
Hiçbiri... Tabii ki bir şeyler yaşıyorum, ama herkesin gözü önünde değil. Bu bir tercih. Evet, 2-3 yıl önce bir yıl süren bir ilişkim oldu. Çok keyifliydi, ama olmadı. Olmayınca da olmuyor işte.

Ben büyük konuşmuyorum, ama hayat arkadaşımın bu camiadan olmamasına gayret edeceğim. Benim, beni kendi hayatının içine çekecek birine ihtiyacım var. Benim hayatım zaten zor bir hayat. O yüzden bir başkasının hayatının içine girmek, sadeleşmek, rahat ve görünmeden yaşamak istiyorum.

'Beyaz Show'da insan olduğumu hatırlıyorum'
12 yıldır ekrandasınız. Talk show yapmaktan sıkılmadınız mı?
Sıkılmadım Sema'cığım... Benim önümüzdeki yıl Beyaz Show ve CNN'le yaptığım anlaşmalar bitiyor. Ondan sonraki yıl CNN'deki programımı, Pişti programını ve Beyaz Show'u iç içe sokup, yeni bir format yaratmak ve programımı biraz değiştirmek istiyorum. Daha gündemi takip eden bir iş yapacağım. Beyaz Show'un gideceği yer artık, Türkiye'ye gelen ünlü bir konuğun tercih edebileceği bir şov alanı olmalıdır. Önümüzdeki yıl yabancı konuklarımız olacak, yine ünlü sanatçılarımız katılacak, ayrıca gündemi takip eden konuklarımız yer alacak.

Kısacası ben bu işi yapabildiğim kadar yapmak istiyorum. Beyaz Show da benim en eğlendiğim ve en özgür olduğum yer. O üç saat bitip de dışarı çıktığım zaman o kadar eğlenmiyorum. O programda insan olduğumu hatırlıyorum.

'Sevişme sahnesini ufak tefek hareketlerle geçiştireceğim'
Yeni filminizde sevişme sahneniz de olacak ve siz o sahneyi çekip çekmeme konusunda karar verebilmek için kendi programınızda bir anket yaptınız. Neden bu kararı seyirciye bıraktınız?
Onların izleyemeyeceği bir film çekmek istemediğim için. Günlerdir film ekibi ile "Nasıl olur, nasıl çekeriz?" diye konuşuyoruz. Sonunda olabildiğince ufak tefek hareketlerle bu işi halletmeye karar verdik.

Neden ufak tefek hareketler?
Bu ülkede bir imajım var. Bu noktaya tırnaklarımla kazıyarak, adım adım geldim. Dolayısıyla ben, seyircimin, ailemin izleyemeyeceği bir sahneyi asla çekmem. Bu kadar! Neden çekmem; ben sinemada iddiası olan, oyunculukla dünyaya açılmayı planlayan biri değilim ki! Ben güzel işlerde oynamaya çalışıyorum, doğru hareketler yapmaya gayret ediyorum.

Yoksa bana da dünya kadar senaryo geliyor. Her projenin içine girer, hepsini de çekerdim. Benim bir televizyoncu kimliğim var. Her hafta seyircinin karşısına çıkıyorum. Dikkatli yaşamak zorundayım. Ayda yılda bir ekrana çıkan biri olsaydım ve sadece sinemayla uğraşsaydım, böyle sahneleri çekmek biraz daha kolay olabilirdi. Her şeye daha rahat bakabilirdim. Ama şu an bulunduğum pozisyonda bu kadar rahat olamam.

Seyirciye sordunuz... Seyirci size "Bu sahneyi ufak tefek hareketlerle geçiştir Beyaz" mı dedi?
Oradan çıkan sonuç yüzde elli, yüzde elli... Yani bir kısmı sevişme sahnesini çekmemi istedi, bir kısmı da istemedi. Ben yine söylüyorum, içime sinmeyen, rahatsız olacağım bir hareketi, ailemin izleyemeyeceği bir şeyi yapmam.

'Okan olmadan aldığım ödüllerin anlamı yok'
Sizin oyunculuk ve sinema konusunda pek hırsınız yok, neden?
Benim hiçbir konuda hırsım yoktur ki... Beyaz Show'da aldığım ödülleri gösterirken bile "Arkadaşlar bu ödülleri aldım ama bu yıl hak ettiğime inanmıyorum, çünkü Okan (Bayülgen) yok" diyorum. Tek kaldım, o yüzden ödülleri alıyorum. Okan olsun, o zaman ödüllerin bir anlamı olur. Benim için hayat böyle. Her zaman söylüyorum, hırslı bir adam değilim. Birinci adam olmaya çalışmak, çok feci bir durum. O yüzden ikinciliğin de tadını çıkartacaksın.
(Hürriyet)
309
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.