Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Şesu, modern bayanın tutkusu!

Şesu, modern bayanın tutkusu!

Sevilen dizi 'Avrupa Yakası'nda çaycı Şesu'yu canlandıran Bülent Polat, bir anda tüm genç kızların sevgisini kazandı.

Hızır Tüzel / Radikal

'Avrupa Yakası' son yıllarda izlediğimiz kaliteli sitcom'lardan biri. Gerek Gülse Birsel'in metinleri, gerekse tüm oyuncu kadrosu çok başarılı. Ve tabi Şeyhsuvar, yani Şesu, yani Bülent Polat olayı... Dizide, derginin çaycısı konumundaki Şesu, gerçekten de, incelemeye değer bir tipleme. Şesu, metroseksüellikle köylülük arasında turlayan, uyanık bir vatandaş. Ama öylesine sahi, öylesine alışık olduğumuz bir insan ki, onu izlerken çevremizde bir sürü Şesu'yla birlikte yaşadığımız gerçeğini de anlıyoruz.

Şu sıralarda bir ev aletleri firmasının reklam filminde de izlediğimiz Bülent Polat, Sadri Alışık Tiyatrosu'nda sergilenen 'Efsaneler' isimli oyunda da, rol alıyor. Polat, 'Şesu' olmadan önce, aynı Şesu gibiymiş aslında. Tunceli'den İstanbul'a gelmiş, Bakırköy 'Aziz Nesin Sahnesi'nde yer göstericilik yapmış önce. Sonrasını kendi anlatsın gayrı:

"Nikâh dairesi oldu o tiyatro. Ben tiyatroya orada âşık oldum. Belediyeden eleman aranıyor, işçi alınıyordu, ona denk geldim. Sonra açıkçası ben âşık oldum. Sonra sahnede olanları kıskandım. Çok kıskandım, ben de orada olmak istedim yani. Ağlayıp zırlardım bunun için. Çocuk, 'Benim niye oyuncağım yok' diye ağlar ya, durup dururken ben de öyle ağlardım. Sonuçta oradaki profesyonel tiyatrocu arkadaşların da yardımı ve desteği ile şahsen oyuncu oldum. İlk çocuk oyunlarıyla başladım. Sonra ufak ufak büyük oyunlarına geçtim. Daha sonra televizyon serüveni başladı. İlk 'Yılan Hikâyesi'nde oynadım. Sonra, 'Keje', 'Lahmacun ve Pizza', 'Dadı', 'Beşik Kertmesi', 'Estafurullah Yokuşu' gibi diziler oldu."

Geliyoruz Şesu'ya. Şehre şehirliden fazla adapte olmuş köylü durumu. Polat böyle düşünüyor;
"Evet köylü kurnazı. Sistemin içinde böyle köylü kurnazı adamlardan çok var. Köylüdür ve kurnazdır. Onun için çok daha fazla çalışmak istiyor ve sürekli diğerlerini kıskanıyor, hep bir istediği var. Bu karakter beni hareketli de kılıyor. Çünkü değişim ve dönüşüme açık bir karakter. Şesu'nun dönüşümünü de gördük zaten, ilk geldiği günü de gördük. Ben şahsen sinemada da televizyonda da karakterlerin dönüşmüş hallerini çok ama çok seviyorum. Zaten bu da çok kullanılır. Gerçekten iyiye doğru bir dönüşüm de olabilir. Hiç sırıtmıyor, akıllı bir adam ve entegre olmak, adapte olmak kötü bir şey değil tabii ki. Kimse geldiği gibi kalamaz. Şesu Almanya'ya gitse orada da sırıtmayacaktı."

Şesu enflasyonu var
'Bu role hazırlanırken çok zorlanmadınız herhalde, çok var bu Şesu'lardan çünkü' diyorum. Ve yine haklı çıkıyorum: "Evet çok Şesu var, gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda hep bir Şesu var hakikaten. Tabii herkesin bir geliş hikâyesi var İstanbul'a. Bu hikâyeler de Şesu'nun hikâyelerinden çok farklı değil. Ve şunu fark ettim, zaten İstanbul'da gerçek İstanbullu çok az, hep bir yerlerden gelmişiz buraya. Şesu rengiyle de farklı bir karakter. Ve onun hikâyesi gibi pek çok hikâye var. Ben zorlanmadım çünkü ben de bu şehre geldim. Hikâyeler çok benzer. Böyle noktadaki insanlar başlıyorlar ve sonra belli noktalara geliyorlar, mesela bir dergiye ofis boy olarak girip, o dergide yazar olan çok adam tanıyorum ben."

Kötü adam iyidir
'Siz geçmişte rol aldığınız dizilerde çoğunlukla kötü adam oldunuz. Seşu da sütten çıkmış ak kaşık değil. Neden sizce televizyonda artık kötü karakterler beğeniliyor?' diye soruyorum;
"Özel televizyonlar 10 yıldır var, dizilere artık alıştık, prodüksiyonu da biliyoruz, seyirci de kendi kendine level atlamaya başladı, yapılan işin bir şov işi olduğunu, orada bir kamera olduğunu ve bu işin prodüksiyon işi olduğunu biliyor. Şimdi bir tarafta reel bir şey var, hırsızlar, katiller filan var bir tarafta da, daha estetize bir iş, diziye konulmuş karakterler var. Bu noktada seyircinin, oyuncuya oyun alanı yarattığı, ona imkân tanıdığını düşünüyorum.

Böyle olunca kimse kötüyü oynamaktan çekinmemeye başladı. İyi karakter zaten çok düzdür. İyi adamı biliriz, iyidir o. Kötü adam ise gizli detaylarla örülüdür. Seyirci için de o daha inandırıcı oluyor. TRT döneminde izlediğimiz kötülerin yaptıkları belliydi. Şimdi özel televizyon döneminde dramalar için daha özgür alanlar yaratıldı. Sinema şiddeti sever. Ama artık kahramanlara da çok ihtiyaç var. Ben bu kadar çok kötü adamın seviliyor olmasından da, çok rahatsızım. Kahraman olmayınca anti-kahramanlar çıkıyor."
(Radikal)
336
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.