Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Şebnem'de görme kaybı başladı

Şebnem'de görme kaybı başladı

Şebnem Dönmez, diziden sağ gözünde meydana gelen görme kaybı nedeniyle ayrıldığını söyledi.

Şebnem Dönmez, "Eşref Saati" dizisinden sağ gözünde meydana gelen görme kaybı nedeniyle ayrıldığını söyledi.

Hastalık hakkında konuşmayı sevmediği için diziden ayrılma sebebini şimdiye kadar anlatmadığını belirten Şebnem Dönmez, "Geçen yıl 10 Haziran'da, sağ gözümde bir kırmızılık çıktı. Gözümde iltihap oluştu ve bulunduğu noktayı kör etti. Yani sağ gözüm, sol gözüm kadar iyi görmüyor. Bunun geçici bir şey olmadığını da öğrendim ve çok zor günler geçirdim" dedi.

Şebnem Dönmez, şu sıralar bir TV programı, bir reklam kampanyası ve bir de tiyatro oyunu ile sevenlerinin karşısında... Listede TV dizisi de vardı ama sağlık problemlerinden dolayı "Eşref Saati" ekibinden ayrılmak zorunda kaldı. Sağ gözünde görme kaybı olduğunu ve bu durumun psikolojisini etkilediğini belirten ünlü oyuncu, "Hindistan gezisi bana belli bir disiplin sağladı. Disiplinden hoşlanıyorum, çünkü bedenim yaptığım işte benim enstrümanım" diyor.

Saçlarınızın rengi iyice açılmış ve çok yakışmış...
Teşekkür ederim, ben de çok beğendim.

Loreal markasının Matrix adlı boyalarının yeni yüzü oldunuz. Saçınızın rengini de bu yüzden değiştirdiniz, değil mi?
Evet. Saçım koyu kahveydi, rengini birazcık açalım derken böyle bir ton ortaya çıktı. Özel hayatımda doğallıktan yanayımdır. Makyaj yapmam, fön çektirmem kolay kolay. Açıkçası başta bu rengin bana yakışmayacağını da düşünmüştüm ama sonra beğendim.

"Oyunun Oyunu"na ilk başladığınızda epey çekindiğinizi ama çok geçmeden bu tedirginliği üzerinizden attığınızı söylemişsiniz. Neydi bu kadar kısa sürede sizi motive eden?
Korktum tabii, sonuçta ilk kez profesyonel bir ekiple tiyatro yapacaktım. "Oyunun Oyunu" inanılmaz bir matematikle yazılmış ve oynaması fiziksel olarak çok zor bir oyun. Yasemin Yalçın Tiyatrosu oyuncuları da çok profesyonel... Bu yolla çok fazla insana ulaşacağımı bildiğim ve hissettiğim için biraz korkuyordum. Aslında ilk başta her işten korkarım, kendime güvenimi kaybederim. Sonra araştırdıkça, bilgi edindikçe kendime güvenim geri gelir.

Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?
Artık tiyatroyu bırakmak istemiyorum. Tiyatro sahnesine çıkmak, konsere çıkmak gibiymiş. Seyirci canlı canlı orada ve aynı oksijeni paylaşıyorsunuz. Her gece farklı seyirci ve her yaptığın doğru ya da yanlış o gece siliniyor, yarın yeniden başlıyor. Tiyatrocuların bu işi ne kadar severek ve aşkla yaptıklarını anlayabiliyorum.

Negatif eleştiriler almanız olasıydı. Ama siz acımasızca eleştirilenlerden olmadınız hatta hakkınızdaki görüşler gayet olumlu...
Sanırım öyle, ama bunlar beni çok ilgilendirmiyor. Çok övülmek ya da çok sövülmek meselesini kafama takmamayı çok önce öğrendim. İkisi de yaptığınız işe zarar veren şeyler. Kötü eleştiri alacağını bilerek oynayamazsın ki... Bu bir ego işi, eleştirileri kafaya takıp oynayamazsın, yapamazsın. Olumlu eleştirilerde de durum aynı, o zaman da kendini çok bir şey zannedersin ve yine bir şey yapamazsın. Sonuçta kendini en iyi sen biliyorsun. Eleştiriler olmadan olmaz tabii ki ama aradaki denge çok önemli. Şöyle diyebilirim; fikrine ve tecrübesine güvendiğim, inandığım kişilerin eleştirileri benim için önemlidir. Mesela Demet Akbağ... Onun dışında çok takılmamak lazım.

Biz hálá karşımızda kıpır kıpır, neşeli bir genç kız görüyoruz. Nasıl oluyor da hiç yaşlanmıyorsunuz?
Çocuksuyum ve içimde bir çocuk hálá var. Hem de öyle 7-8 yaşında değil, 3-4 yaşlarında daha... İçimdeki çocuğu çok seviyorum, onunla ilgileniyorum, onu pohpohluyorum. Çünkü o da benim...

Peki nasıl bir çocuktunuz?
Çok hiperaktif değildim ama hareketli bir çocuktum. İki erkek çocukla büyüdüm. Bir ağabeyim, bir erkek kardeşim var. Erkek çocuklarıyla oynadım hep ama güzelliğine de düşkün bir kızdım.

Ya ergenlik dönemi?
Ben erken olgunlaştım. Hatta teenage dönemlerinde yaşımdan çok olgun yaşayıp, 20'li yaşlarımda geriye dönüş yaptım. Şimdi bile çocuklaşıp hayatın bir oyun olduğunu düşünürüm.

Herkes sağlık sorunlarından dolayı sanıyordu ama siz "arayış için" Hindistan'a gittiğinizi açıkladınız. Aradığınızı bulabildiniz mi?
Arayıştan ziyade ara vermeye, kendime uzaktan bakmaya ihtiyacım vardı. Bence bunu herkesin yapması, bir noktada durup kendine uzaktan bakması lazım.

Peki, neler kattı bu seyahat size?
İçimdeki çocukla daha da haşır neşir olma fırsatı buldum. Ona çok daha özen göstermem ve onu çok daha fazla korumam gerektiğini anladım. Belli bir fiziksel disiplin sağladı. Ben disiplinden hoşlanıyorum çünkü yaptığım işte bedenim benim enstrümanım. Her sabah 5,5'ta kalktım. Zamanı daha iyi kullanmayı, dinlemeyi öğrendim. Dinlemek hem insan ilişkilerinde hem oyunculuk için çok önemli bir şey. İyi dinlemezsen, iyi oyuncu olamazsın. Hindistan'a gitmeden önce bu benim kavradığım bir şeydi. Gittikten sonra orada bunun üzerine yol kat ettiğimi söyleyebilirim, ama daha yürüyecek çok uzun yollar var.

Kontrollü mü yaşıyorsunuz artık?
Kontrolü yüksek bir olduğumu söyleyebilirim.

Sağ gözümde görme kaybı var
"Eşref Saati"nden ayrılmanızdan sonra farklı söylentiler çıktı. Gerçekten sağlık sorunları mıydı bu ayrılığın nedeni?
Geçen yıl sağ gözümde bir kırmızılık çıktı. Gözümde iltihap oldu ve bulunduğu noktayı kör etti. Yani sağ gözüm, sol gözüm kadar iyi görmüyor. Bunun geçici bir şey olmadığını da öğrendim ve çok zor günler geçirdim. Sorunun ne olduğu da anlaşılamadı. Bu benim canımı çok sıkıyor.

Tedavi devam ediyor mu?
Türkiye'de retinamı görmeyen uzman kalmadı. Nisan sonunda İngiltere'ye gidiyorum, orada bir doktora daha görüneceğim. O da olmazsa başka bir doktora gideceğim.

AŞK CANIMI ÇOK YAKMADI
Hem başarılı hem güzel bir kadın olarak çok canlar yaktınız mı?
Ne bileyim, benim böyle bir konuda yorum yapmam yanlış olur.

O zaman, "Çok canınız yandı mı aşktan?" diye sorayım...
Ben korunaklı, kendisini koruyan bir kızım. Bu yüzden çok yanmadı diyebilirim. Bu işe çok erken yaşta başladım. Meslek hayatımın ilk üç yılında her işe annemle birlikte gittim. 90 yılından beri çalışan, bir şeyler üreten bir kadınım. 16 yaşındaydım işe başladığımda ve böyle bir mekanizma oluştu kendiliğinden. Ama tabii ki çok sefil ve perişan hissettiğim zamanlar da olmuştur. Dereye girersen ıslanman gerekir ve aşk yükseltileri olduğu gibi inişleri de olan bir şey.
(Hürriyet)
222
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.