Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Sarışının adı yeter!

Sarışının adı yeter!

70'lerin punk-rock ikonu Blondie, beş yıl aradan sonra "The Curse of Blondie"yi çıkardı. Blondie, 6 Aralık'ta İstanbul Mydonose Showland'de.

Otuzunu geçen, şehirli olan ve rock'n roll'u radyo dışında takip eden müzikseverlerin gözü ve gönlü aydın olsun! Blondie laneti geri döndü. Ve aklımıza yine ve maalesef şunlar geldi (başta yazalım aradan çıksın!): Muhtemelen mevzubahis Türk rockseverler cümle aleme yaygın nu-metal (Korn, Limp Bizkit vs.) sedalarından fazla hazzetmeyip eski rock demirbaşlarına başvurmakta ısrar ediyor. Ya da pop müzik pazarı korsandı, mp3'tü derken daraldığı için eski test edilip onaylanmış bilimum popçular yeni parçalarla veya best of olarak piyasaya sürülüp kaçınılmaz son ertelenmeye çalışılıyor.

"Nostaljik seyahat" tercih sebebi
Elbette yazının konusu olan 70'lerin punk-pop-rock ikonu Blondie'nin popüler müzik tarihindeki kazanılmış yerini teslim etme yükümlülüğümüz var, ancak geçen hafta Türkiye'de de piyasaya verilen "The Curse of Blondie" adlı yeni albüm, zamane tınılarına uyum göstermek yerine belirli bir kitleyi 70'lerin tınılarına doğru nostaljik bir seyahate çıkarmayı tercih ediyor. Kendileri ABD'deki punk-rock akımının belki de en medyatik ve romantik isimleri olarak tarihe kazındığından, bu yolculuğun keyifsiz olacağını iddia etmek mümkün değil pek tabii.

Devlerin alt grubu
Yıl 1974. Sanat öğrencisi ve gitarist Chris Stein ile eski garson, eski Playboy tavşankızı ve pek tabii sapsarışın Deborah Harry biraraya gelir ve kızlar grubu Stiletto'dan erkek olarak kopup gelen Stein'in bestelerini gözden geçirirler. Bilahare davulcu Clem Burke ve klavyeci Jimy Destri'nin de iştirakiyle tamamlanan ve kamyoncuların Debby'ye laf atarken kullandıkları hitabı pek ironik olarak isim edinen Blondie, New York punk sahnelerinde bir seneye yakın pratik yaptıktan sonra aynı adlı albümle (1977) önce California'da ardından da tüm ülkede ciddi sükse yapar. Hatta o kadarla kalmayıp David Bowie ve Iggy Pop'un alt grubu olma ayrıcalığını bile edinirler.

Debby'nin davetkar solist imajı
O yıl çıkardıkları ikinci albüm "Plastic Letters" ile hem ABD'de hem de İngiltere'de listeli günleri başlar. 1979 tarihli "Heart of Glass", iki ülkede de listebaşı oldukları ilk 45'liktir. Önde gelen punk gruplarının 'uzak dur benden' dercesine dillendirdiği sarkastik ve muhalif güftelerinin tersine, Debby'nin ortaklığında yazılan sözler 'gel bana, gel bana' der. Romantik ve, sarışın olduğundan mıdır nedir, gayet davetkâr olan bu solist imajı, Debby'yi sadece müzik dergilerinin değil hemen tüm magazin dergilerinin kapaklarına taşır.

Rap'e kaynak olan şarkı
"Parallel Lines" albümünde çıkan dördüncü single 'Sunday Girl', Türkiye dahil tüm Avrupa'da o vakitler sıradışı olana meyleden musiki sevenlerin anılarına kazınır. Zira her şey vardır pakette: Müzik, heyecan, isyan, ironi, serbest aşk ve erotizm. Punk'ın sarsak ve tonaliteyi pek ciddiye almayan melodi ve hızlı ritimlerine karşılık yine de gayet melodik ve akılda kalıcı olan Blondie müziği, Debby'nin dumanlı bakışları ve gayet kontrollü vokaliyle tahrik ve cezbeder. Başarı ve para, "Eat to The Beat" (1979) ve "Autoamerican" (1981) ile katlanır. İkincisinde yer alan ve rap'in ilk örneklerinden sayılan 'Rapture'ı hatırlamayan yoktur herhalde.

İki güçlü ego arasında gidip gelen grup
Özgüveni doruklarda gezinen Debby ve Stein'in egemenliğindeki grup, söylenen o ki, egemenliğin iki kişi arasında paylaşılmak zorunda olmasından ötürü, şöhretin tam ortasında parçalanıverir. Debby pek tabii yerinde durmaz ve piyasa kurtlarının (örn. Nile Rodgers) lojistik ve taktik desteğiyle ilk albümünü yapar. "Koo Koo", Blondie adının garanti ettiği başarıyı ıskalasa da, Blondie eşittir Debby diyen sarışınseverlerce bir hayli teşvik edilir. David Cronenberg eseri "Videodrom" gibi korku filmlerinde rol alır. Bu ikinci mesleğini geniş aralıklarla da olsa devam ettirecektir.

Tınılar aynı, yol aynı
Grubun 1982'deki dağılışın arifesinde çıkardıkları "Hunter" ve barışmalarından sonra yaptıkları "No Exit" arasında tam 16 (on altı) yıl var. Grupta bir değişiklik olmadığı gibi hayattaki ilk single'ları 'X-Offender'ın prodüktörü de yanlarındadır "No Exit"te. Müziklerinde değişen tek şey ise stüdyo kayıt kalitesidir. Bir beş yıl daha bekleyip çıkardıkları "The Curse of Blondie" için de bunları aynen yineleyebiliriz. Albümdeki 14 şarkı, yani hakikaten bir türlü gitmeyen bir lanet gibi, 28 yıl önceki tınıları aynen taşıyor istisnasız. Hele ilk single 'Good Boys', sanki inadına, 70'lerde kaydedilmiş de anca yayımlanma fırsatı bulmuş gibi. Albümdeki parçaların çoğunda bu 'eskilik' seziliyor (bilhassa 'Undone', 'Magic', 'End to End', Joey Ramone'ye saygı olarak yazılmış 'Hello Joe', 'The Tingler' vs.). "The Curse of Blondie" hakikaten cesur bir girişim, zira Blondie'nin yeni dalga ve punk dönemindeki en yakın dostları ya bu dünyadan göçtü ya emekli oldu ya da tümüyle evrim geçirerek bambaşka imaj ve müzikle sanatlarını sürdürdüler. Dijital teknolojinin nimetlerinden yararlanarak Chris'in stüdyosunda Craig Leon'un ortak prodüktörlüğünde halledilen yeni Blondie şarkıları ise, ses kalitesinin iyileşmesi haricinde, yedi stüdyo albümünde yer bulamayıp da yazık olmasın diye kamuoyuna sunulan bir 'Rest of Blondie' toplaması gibi. Hepsi hemen kulağa yerleşen, titreten ama hırpalamayan, tansiyonu artıran ama isyan ettirmeyen, sarkastik ama romantik, eli yüzü fazla düzgün pop-rock şarkıları. Ortayaşlı muhtemel hedef kitle için nostalji unsuru da hediyesi. Blondie'nin eski ve yeni 'eski' şarkılarıyla işbu duygularını tatmin etmek isteyenler, albümü pek tabii alır, iki üç dinleyişten sonra en azından ıslıkla eşlik edecek duruma gelir ve 6 Aralık'ta Mydonose Showland'e gider. 28 yıldır gözü yollarda Debby'yi bekleyenimiz eminim ki vardır!
Editörün notu: Hem de Noyan Ayan'ın sandığından fazla var.
Blondie
The Curse of Blondie
Sony Music

(Noyan Ayan – Radikal 2)
558
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.