Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Şarapta "sessiz devrim"

Şarapta "sessiz devrim"

Doğayla uyumlu bir bağcılık ve lezzete müdahaleden uzak bir şarapçılık yapan "biyodinamik" üreticiler, şaşırtıcı güzellikte şaraplar yapıyor. Şarap dünyası, Fransa'dan başlayan biyodinamik atağıyla sarsılıyor...

Bir beyaz şarap düşünün... Açar açmaz içmiyor, bir karafa süzüp ağzını kapatarak serin bir mahzene kaldırdıktan bir gün sonra, soğutmadan, hafif serince yudumluyorsunuz. Karafın yarısı bittikten sonra, kalan yarısını ağzı yine kapalı ama yarı yarıya da hava dolu halde yine serine kaldırıyor, bir gün sonra yeniden içiyorsunuz. Bu kez daha güzel oluyor! Birkaç gün boyunca, hava almış şarabı bozulmadan, zevkle içmeye devam edebiliyorsunuz...

Şarap dünyasının kurallarını altüst eden, şaşırtıcı ölçüde dayanıklı ve güçlü bu şarabın üreticisi Nicolas Joly, "Bağın enerjisini, üzümlerin bağışıklık gücünü şaraba yansıttım. Onun için bu kadar dayanıklı" diyor. Kendisinden bir "şarap üreticisi" değil, "doğa asistanı" diye söz edilmesini isteyecek kadar da alçakgönüllü. Aslında orta kırat şarap veren Chenin Blanc üzümlerinden yaptığı Coulee de Serrant şarabının fiyatı ise o kadar alçakgönüllü değil; ABD'de tam 80 dolar...

Eski bankacı, Columbia Üniversitesi'ndeki finans eğitiminin ve mastırının ardından Morgan Guaranty bankasında üst düzey yönetici olarak uzun yıllar görev yapan Joly, bugün geçmişiyle taban tabana zıt bir hayat sürüyor. Fransa'nın Loire Vadisi'nin Savenniers apelasyonundaki aile bağında, ayaklarını çamura, ellerini toza toprağa bulayıp bağcılık ve şarapçılık yapıyor. Ve geleneksel şarap dünyasını sarsmaya başlayan "biyodinamik" şarapçılık hareketinin öncüsü.

Öküz boynuzunda gübre
Nicolas Joly'nin başını çektiği ve kendilerine "Apelasyonların Yeniden Doğuşu" adını veren hareket, ilk büyük çıkışını bu haziranda Bordo'da yaptı. Koca bir hangarda dünyanın dört yanından 74 şarap üreticisi (Tabii ki aralarında Türkler yok!) biyodinamik olarak yaptıkları şaraplarını sergilediler ve Vinexpo fuarı için gelen şarap profesyonellerine tattırdılar. Aralarında Fransa'nın saygın üreticilerinden Burgonya'dan Aubert de Villaine, Rhone'dan Michel Chapoutier, Languedoc'tan Cazes ailesi gibi isimler de bulunuyordu. Kimsenin "Bunlar marjinal yeşilciler. Entelektüel şov peşindeler" diyemeyeceği bir topluluktu bu.

Hareketin tezi, "Günümüz dünyasında endüstriyel bağcılık, kimyasal ilaç ve gübre kullanımı, aromatik mayalar ve şaraba yapılan teknik müdahalelerle, şarapların çoğu bağlarına ve doğaya yabancılaştırılmış ürünler haline geldi. Biz doğanın sesine ve ritmine kulak vererek üretim yapıyor ve bağların yaşam enerjisini, güçlerini ve karakterlerini şaraplara yansıtmaya çalışıyoruz" şeklindeydi.

Biyodinamik bağcılık ve şarapçılık, ilk anda çoğu şarlatan biyo enerjicileri çağrıştırsa da, çok ciddi temellere sahip. Tarımla ilgili biyodinamik ilkeleri ilk ortaya atan, 1800'lerde yaşamış Alman fizik profesörü Rudolph Steiner. Joly ve arkadaşları ise ilkeleri bağcılığa uyguluyor.

Neler mi yapıyorlar? Bağlara asla kimyasal madde atmıyor, böceklerle savaşı böceklerle barışa dönüştürüyorlar. Onları öldürmüyor, sadece dikkatlerini asmalardan uzaklaştıracak otlar, ağaçlar, lavanta gibi bitkilerle bağları zenginleştiriyorlar. Hastalıklara karşı kimyasallar yerine bitki çayları kullanıyorlar. Toprağın ezilmemesi, hava alması için traktör yerine at kullanıyor, atla sürüyorlar. Doğal gübre için inek besliyor, eski çağlardaki gibi öküz boynuzlarına doldurdukları gübreleri toprağa gömüyorlar. Joly, "Bir gram toprakta bir milyon mikroorganizma var. Onların şaraba zenginlik kattığını düşünüyor, asmayı yaşatmak uğruna bu hayatı öldürmeye kalkışmıyoruz" diyor.

Bir de Ay var tabii...
Bir Kaliforniyalı bağcının "Med-cezir hareketlerine yol açabilen Ay'ın, bağları hiç etkileyemeyeceğini düşünemem" sözlerindeki gibi, asmanın Ay'ın hareketlerine olan tepkilerini inceleyerek budamaları ve diğer işlemleri ona göre ayarlıyorlar.

Şarabı üretirken de, doğasına olabilen en az müdahaleyi yapıyorlar. Ekstra aromalar kazandıran kültür mayaları kullanmıyor, üzümün kabuğundaki doğal maya maddelerini tercih ediyorlar. Alkolü yükseltmek için şıraya şeker katmıyor, yoğunluk vermek için şıranın suyunu çekmiyorlar. Sonuç mu? İngilizlerin ünlü Wine International dergisinin yorumu şöyle: "Çok sağlıklı ve güçlü şaraplar. Doğal asitleri yüksek, tatları canlı, aşırılıktan uzak ve dengeli. Tanenleri yumuşak, aromaları ince ve zarif..." Ben de tattığım biyodinamik şaraplardan etkilendiğimi, bir "saflık" duygusu edindiğimi belirtmeliyim.

Türkiye'de de Karagözoğlu Dış Ticaret'in getirdiği Chapoutier ve Adco'nun getirdiği Domaine Cazes şaraplarıyla temsil edilen bu akım, şarap dünyasını saracak gibi gözüküyor. Yakında daha güzel şaraplar içeceğiz. Üstelik doğa daha az hırpalanacak, bakterilerin bile yaşam haklarına saygı gösterilecek. Buna ancak şapka çıkarılır doğrusu!
(Milliyet)
296
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.