Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Primadonna öldü

Primadonna öldü

Türkiye'nin 'ilk primadonnası' sayılan Semiha Berksoy, 94 yaşında hayata veda etti. Berksoy, sanat üretimini son günlerine kadar aralıksız sürdürdü.

100'üne merdiven dayamasına karşın 'durulmak' nedir bilmeyen, Türkiye Cumhuriyeti'nde adı operanın doğuşuyla birlikte anılan, Türkiye'nin ilk primadonnası ve ressam Semiha Berksoy dün 94 yaşında her zaman çılgın, renkli yaşadığı hayata gözlerini yumdu. Berksoy, geçen ay kalp ameliyatı olduğu Memorial Hastanesi'nde dün saat 05.00 sıralarında vefat etti. "Ben mesleğime âşığım. Gece-gündüz mesleğimle meşgulüm" diyen Semiha Berksoy'un cenazesi, 17 Ağustos Salı günü AKM'de düzenlenecek törenin ardından Teşvikiye Camii'nde öğleyin kılınacak namazdan sonra Çengelköy Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

Ressam annenin kızı
Semiha Berksoy, 1910 yılında İstanbul'da, şiire tutkun, Maliye'de kâtip olarak çalışan Ahmet Ziya Cenap Bey ile döneminin çağdaş kadınlarından ressam ve heykeltıraş Fatma Saime Hanım'ın kızı olarak dünyaya geldi. Şarkı söylemeyi, tiyatroyu, resim yapmayı küçük yaşlarda annesinden öğrenen Berksoy, henüz dört yaşındayken Mozart söylemeye başlamıştı. 16'sında odasını bir resim atölyesine dönüştüren, 19 yaşında ilk konserini veren, 21'indeyse Muhsin Ertuğrul'un çektiği ve ilk sesli Türk filmi olarak bilinen 'İstanbul Sokakları'nda rol alan Berksoy, çok yönlü bir sanatçıydı...

İlkokuldayken hikâyeler yazıp yazdıklarını resimleyen Berksoy hem Darülbedayi'de tiyatro, hem İstanbul Belediye Konvervatuvarı'nda Nimet Vahit şan sınıfında şan, hem de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi'nde resim eğitimi gördü. 1932'de Darülbedayi'de çalışmaya başlayan Berksoy, 24 yaşında ise Atatürk'ün de hayranlıkla seyrettiği ilk Türk operası 'Özsoy'da sahneye çıktı. Nâzım Hikmet'in yazdığı 'Bu Bir Rüyadır', Cemal Reşit ve Ekrem Reşit Rey'in operetinde, 'Saz Caz'da oynadıktan sonra Ankara Devlet Konservatuvarı'nın açtığı sınavı kazanarak Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera bölümüne girdi. Buradan 'yüksek dramatik soprano' olarak birincilikle mezun oldu. Ardından ülkesine dönerek 1939'da, Carl Ebert'in kurduğu Ankara Devlet Operası'nın kadrosuna katıldı. 1941'de ilk profesyonel opera gösterisi olan 'Tosca'da oynayan Berksoy, 1972 yılında Devlet Operası'ndan emekli oldu.

Berksoy'un renkli dünyası
1997'de 5. Uluslararası İstanbul Bienali için Kutluğ Ataman'la 'semiha b. unplugged' filmini yapmıştı. Ataman'ın 7.5 saatlik performansında Semiha Berksoy 'renkli' yatak odasının kapılarını ağzına kadar açıyor ve bütün 'çıplaklığı'yla izleyiciyi selamlıyordu. 1999'da New York'ta dünya prömiyerini yapan Robert Wilson'ın 'Önceki Günler, Yıkım Detroit III'te sahneye çıkan, 'Luxemburg Manifesta II' performansını gerçekleştiren Berksoy'un 'renkli' yatak odası daha sonra kapısı, komodinin üzerinde duran ojesine kadar her şeyiyle Bonn'a taşınmış, orada sergilendikten sonra Viyana Modern Sanat Müzesi'nde 'Gelecek Milenyuma Bakış 2000' projesinde yer almıştı. Berksoy aynı zamanda bir ressamdı. Geçen yıl sekiz yaşındaki ilk resim çalışmalarından son dönem yapıtlarına kadar hiçbir zaman satmadığı ancak hediye ettiği, Ferit Edgü'nün deyişiyle 'ölüme meydan okuduğu' birçok eserinin yer aldığı retrospektif sergisi Kibele Sanat Galerisi'nde açılmıştı. 2000'de 72. sanat yılını, ilk kez 1952 yılında oynadığı Beethoven'ın 'Fidelio' operasıyla kutlayan Semiha Berksoy, tükenmeyen enerjisi, sönmeyen sanat aşkıyla sadece Türkiye'nin değil, dünya sahnesinin de en büyük yıldızlarından, divalarından biri olarak 20. yüzyıla damgasını vurdu.

'Sıra dışı bir sanatçıyı yitirdik'
  • Bedri Baykam (sanatçı):
  • Semiha Berksoy, çağdaş Türk Sanatı açısından büyük bir kayıp. Hayattaki en yakın arkadaşımı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Semiha Berksoy'un, Türk sahne sanatlarına, opera ve tiyatrosuna neler kazandırdığını çok iyi biliyoruz. Kendisi Atatürk'ün Cumhuriyet için çizdiği yolun ve tüm devrimlerin bir simgesi haline gelmişti. Türk kadınının sahneye çıkması, dünyaya örnek olacak projelerde rol alması ve kadın-erkek eşitliğini en yüksek düzeyde vurgulaması Semiha Berksoy'u yeri doldurulamaz bir 20. yüzyıl ikonumuz haline getirdi. Ayrıca Berksoy'un resim sanatında da önemli, öncü bir kimliği vardı. Dünyanın en önemli müzeleri ve grup sergilerine davet edildi. Yeri doldurulamaz bir büyük insan ve can dostu kaybettik.
  • Mehmet Güleryüz (sanatçı):
  • Semiha Berksoy adeta bir sembol oldu. Modern Türk kadınının sanat alanındaki başarısı üzerinde önemli bir yeri vardı. Sanatını hayatının her noktasına bilinçle taşıdı. Sanatçı kişiliği oluşturmak bakımından da önemli biriydi. O sonsuz enerjisiyle hep yaşayacak gibiydi.
  • Hasan Bülent Kahraman (eleştirmen):
  • Türk modernleşmesinin kendine özgü en önemli isimlerinden biriydi. Türkiye'de modernleşmenin salt Batılılaşma olarak algılandığı bir dönemde Semiha Berksoy bu anlayışın en önemli kimliklerinden birisi olmuştu. Sanatçı sadece kendi üretim alanıyla değil, aynı zamanda toplumda konumu ve portresiyle de önemlidir. Semiha Berksoy bu açıdan bakıldığında yakın tarihin sanatçı olarak, bilhassa sanatçı olarak en önemli ismiydi. Yaratıcılığın yaşsız olduğunu Türkiye onunla öğrenmişti.
  • İnci Eviner (sanatçı):
  • Çok değerli bir insandı. Kendisi bizzat sanat yapıtıydı. Kişisel bir mit olarak önemliydi. Çok üzgünüm. Resimlerini bundan sonra daha dikkatli değerlendirmek lazım.
  • Levent Çalıkoğlu (eleştirmen):
  • Semiha Berksoy, onu tanımlamaya, belirli bir çerçeveye oturtmaya çalışan herkesi afallatan sıra dışı bir sanatçıydı. Kelimeleri kullanışı, tuhaf mizanseni, kendi sesine, Nâzım'a olan aşkı ve renklerle kurduğu sembolik ilişki beni fazlasıyla etkilemişti. Duygularını katıksızca yansıttığı resimlerini Türk resminin hangi bağlamına oturtmak gerektiğini doğrusu bilemiyorum. Herhalde bunun için Türk resminin kendi omurgasını yeni baştan tarif etmesi gerekir.
    (Radikal)
    422
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.