Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Popun 'Şahin' sesi

Popun 'Şahin' sesi

Selami Şahin, Türk pop müziğinde bir vaka! Zeki Müren'den Sezen Aksu'ya kadar birçok ünlünün bestecisi. 36 yıla 300'den fazla 'hit beste' sığdırmış.

Donat Bayer
Radikal Cumartesi


Selami Şahin kimilerine göre 80'ler boyunca popüler Türk müziği üstünde en etkin olmuş isimlerden biri. Esasında bu tarihi neredeyse bir 10 yıl kadar daha geriye çekebiliriz. Zeki Müren'den Tanju Okan'a, Sezen Aksu'dan Nilüfer'e, Rober Hatemo'ya, Burcu Güneş'e kadar onun şarkılarını söylemeyen kalmadı. Dolayısıyla kimi zaman farkında olmasak da duyduğumuz, dinlediğimiz birçok şarkının altında Selami Şahin'in imzası var. Biz de yeni albümü İyi ki Varsın'ı fırsat bilip Unkapanı'ndaki dükkânında bir buluşma ayarladık. Dükkâna gelenin gidenin haddi hesabı yok. Öyle ki, Selami Şahin tanıdık tanımadık kapısını çalan herkesi içeri kabul edip bir fincan kahve eşliğinde koyu bir muhabbete başlıyor.

Arada da misafirlerini memnun etmek için olsa gerek piyanosunun başına oturup şarkılar çalıyor. Piyanolu odaya girmişken bir de bizim için Atatürk resminin altında poz verdi. Sonra da dükkâna uğrayanların ilgi çekici hikâyelerinin arasında Selami Şahin 60'lardan günümüze neler yaptığını anlattı. Sözün yetmediği yerde ise başladı elleriyle ritm tutup şarkılarını söylemeye...

'Mevsimlik eser' yapmıyor
Hatay doğumlusunuz, Arapça biliyorsunuz ve uzun bir süre Arap müziğini incelediniz. Biraz bu müziğin şarkı yazarlığınızdaki etkisi üzerine konuşabilir miyiz?
Annem Mısırlı, babam Türk. Yani melezim. Türkçe'yi altı yaşından sonra ilkokulda öğrendim. Annem hiç Türkçe bilmezdi. Sanırım sırf bu yüzden bugün dahi Mısırlı aksanıyla konuşurum. Arap müziğini ise gerçekten çok iyi biliyorum. Ancak, Türküm ve Türkiye'de yaşıyorum. Yaptığım müzik de arabesk değil. Tüm şarkılarım modern bir anlayışla yazılmıştır ve tam olarak Türk müziği kalıpları içinde değerlendirilebilir. Ayrıca beste yaparken asla herhangi bir ülkenin müziğinden esinlenmem. Yazacağım şarkıyı bir başka bestecinin eserine benzetmeye çalışmam. Fakat siz de kabul edersiniz ki, Osmanlı'nın kalıntıları bugün hâlâ devam ediyor. Özellikle o dönemde Lübnan, Suriye, Mısır ve diğer Arap ülkeleriyle ciddi bir etkileşim içindeydik. Mesela makamları ele alalım, hicaz, uşşak, rast neredeyse hepsi isimlerine kadar birbirinin aynıdır. Ama bugün Türkiye'de yaşıyoruz ve Konya'dan Karadeniz'e kadar her yörenin müziğinin kendine has bir rengi, bir vurgusu var. Bu da çok önemli bir fark yaratıyor.

İlk çıktığınız dönemde Orhan Gencebay'ın Sabır Taşı isimli şarkısıyla hayli ses getirdiniz. Uzun bir süre de sadece başkalarının şarkılarını söylediniz. Biraz bu dönemden bahsedebilir misiniz?
Evet, ilk yıllarda daha çok Cahit Deringül, İrfan Özbakır gibi bestecilerin eserlerini seslendirdim. Çünkü, çocuk yaşta ünlendim. İsmim duyulmaya başladığında henüz 16 yaşındaydım. Düşünün, o yıllarda long play dahi yoktu. Sadece kırk beşlik plak üretiliyordu. Ancak 1968 yılından itibaren beste yapmaya başladım ve ondan sonra sadece kendi bestelerimi okudum.

Beste yapmaya 1968'de başladınız ve 1978'den itibaren Gülistan Okan, Meral Zeren ve Işıl German gibi şarkıcılar aracılığıyla Türk pop müzik piyasasında ciddi bir Selami Şahin fırtınası esmeye başladı. Türk popunun arabesk müziğin etkisi altına girmesinde biraz da bu fırtınanın etkisi olmadı mı?
Bestelerimin Türk pop müzik piyasasında dolaşmaya başlaması 70'li yılların ilk yarısına denk gelir. Türkiye'de arabesk furyası başlamadan önce özellikle filmler dolayısıyla uzun bir süre Hint müziği etkisi yaşandı. Bu dönemde neredeyse sadece orijinal Batı müziği parçalarının üstüne Türkçe sözler yazılıyordu. Bense bu duvarı yıkmak istedim, ağırlıklı olarak bizim renklerimizden yararlanarak Batı müziği formunda şarkılar yazmaya başladım. Tanju Okan'ın söylediği Dostlarım, Gülistan Okan'ın söylediği Kanım Kaynadı Sana, Düğüm Düğüm Bağlanmışız ve tüm diğer bestelerim bunun en iyi ispatıdır. Kimisi çıkar 'İki bin bestem var,' der, ama biz sadece üçünü biliriz. Benimse 300 küsur eserim var, neredeyse hepsi hit.

1979'da Gülizar'da başlayan bir assolistlik döneminiz oldu. Sanırım o yıllarda assolist olmak çok önemliydi.
Gülizar'ın dışında Maksim ve Çakır gazinolarında da assolistlik yaptım. Sonra bir ara Lunapark'ta Gülden Karaböcek'le beraber çift solist olarak çalıştık. Bunların dışında İzmir Fuarı'nda da sahneye çıktım. Kısacası sayısız sahne çalışmam oldu. O dönemin ruhu, rengi çok farklıydı. Gazinolara çok önem verilirdi. Zaman her şeyi değiştiriyor. Ama benim yıllar önce yaptığım şarkılar bile bugün yeniden okunuyor. Mühim olan ileriyi görebilmek. Sanırım bunu başardım. 1974 yılında yazdığım Boşvere Boşvere yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Kibariye'nin 1978'de kaydettiği Tanrım, Nilüfer'in son albümünde yer alan Hey Bakar Mısın? ve Sezen Aksu'dan Ebru Gündeş'e birçok şarkıcının okuduğu sayısız bestem için hep aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Bir şarkının bir mevsimlik olması benim için anlaşılamaz bir durum. Beste ve eser tanımlaması ancak kalıcı yapıtlar için kullanılabilir. Uzun yıllar geçse de Alışmak Sevmekten Daha Zor Geliyor, Gözler Kalbin Aynasıdır veya Zeki Müren'in söylediği Gitme Sana Muhtacım gibi şarkılarım unutulmaz. Ama bugün artık müzik anlayışı çok değişti. Pop müzik denince herkesin aklına sonuna kadar açılmış davullar geliyor. Asla bu anlayışta eser vermem, şarkı söylemem.

Bununla beraber şarkılarınız Türk sanat müziğinden arabeske, popa kadar birçok farklı stilde yorumlandı. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?
Şimdi bakın, Türkiye'de eğer bir insan pop müzik bestecisi olarak ünlendiyse sadece pop müzik alanında eser verir. Arabeskçi olarak ünlendiyse de sadece arabesk şarkılar besteler. Bu söylediğim, var olan tüm müzik türleri için geçerli. Ama ben her türde eser vermeyi seviyorum. Şarkılarımı İbrahim Tatlıses de okudu, Emel Sayın da okudu, Nilüfer de okudu. Neredeyse okumayan kalmadı. Ben hep aynı çizgide kalmayı sevmiyorum. Her ortama uyum sağlayabilirim. Şu anda Türkiye'de opera ilgi görmeye başlasın oturur opera da bestelerim. Beste yapmak kolay bir şey, ama farklı bir konu bulmak, değişik bir müzik yapmak gerçekten çok zor bir iş.

Araştırmacı besteci
Zamanla şarkı yazmayı bir formüle oturtmuş gibisiniz. Bunu diğer birçok şarkı yazarı için de söyleyebiliriz. Bu biraz riskli bir durum değil mi?
Bakın, her evin bir odası, bir mutfağı ve giriş kapısı vardır. Fakat siz bunları öyle bir konumlandırırsınız ki, gören hayran kalır. Aynı malzemeyi kullanarak farklı olmayı başarmak çok önemli. Zamana uyum sağlamalısın. Ancak zamana uyum sağlarken güzel işler yapmak gerekir. İşlenmemiş konuları ele alıyorum. Amacım yazdığım bir şarkının başka hiçbir şarkıya benzememesi. Kendine has bir müzik yaratmak için savaş veriyorum. Bu da beste yapabilme yeteneğinin yanı sıra iyi bir tahlilci ve araştırmacı olmakla ilişkili bir durum. Bir besteci ancak bu şekilde başarılı olabilir. Tek başına ilhamın bir anlamı yok.

Yeni albümünüz İyi ki Varsın bir süre önce yayınlandı. Tepkiler nasıl? Şu günlerde neler yapıyorsunuz?
Yasa çıkmasına rağmen korsanın önüne geçilebilmiş değil. Hatta durum eskisinden de kötü. Bugüne kadar İyi ki Varsın'ın en az yedi ayrı korsan baskısını gördüm. Bu beni yapıta, müziğe biraz küstürdü. Resmen yapılan gaspa herkes seyirci kalıyor. Neyse şimdi bunları geçelim, yakında 10-12 albüm halinde bütün hit olmuş eski şarkılarımı tekrar yayınlayacağım. Hit olmuş şarkılarım derken sözü ve müziği bana ait olanlardan bahsediyorum. Bunun dışında Almanya, Fransa gibi ülkelerde konserlerim oluyor.

"Nota okumayı kendi kendime öğrendim"
Biraz dinlediğiniz müziklerden, etkilendiğiniz isimlerden bahsedebilir misiniz?
Türkiye'de mutlaka çok güzel sesler var, ama tek tek isim vermeye gerek yok. Zeki Müren yorumu ve Türkçe'siyle beni derinden etkiledi. İlkokul mezunuyum ve nota okumayı hiç ders almadan kendi kendime öğrendim. Ama Zeki Müren'e en az 30 beste verdim ve 10'un üstünde albümünü yönettim. Bu dönemlerde müzikal anlamda Zeki Müren'i bir önder olarak benimsedim.

Bu pek açıklayıcı olmadı, etkilendiğiniz tek isim Zeki Müren olmasa gerek.
Türkiye dahil olmak üzere tüm dünya müziklerini alır dinlerim. Mesela opera dinlediğim zaman kendimden geçiyorum, klasik müzik çalınca kendimi unutuyorum. Ama Neşet Ertaş'ın okuduğu bir türküyü duyunca da aynı şeyleri hissediyorum. Türk sanat müziğinde de Müzeyyen Senar, Muazzez Abacı olağan üstü büyük yorumcular. Sezen Aksu'yu da gerçekten çok takdir ediyorum. Ama ben hiç kimseyi örnek alarak, taklit ederek yola çıkmadım. Nitekim ne sesim, ne bestelerim, ne de yorumum bir başka sanatçının devamı niteliğindedir.

Yanılmıyorsam Ajda Pekkan Tanrı Misafiri isimli şarkıyı kaydettiği dönem şarkının bestecisi olarak sizin adınız geçiyordu. Oysa şarkının bestesi Rahbani Brothers'a aitmiş. Bu karışıklığın sebebi nedir?
Tanrı Misafiri'nin bestecisi İlyas Rahbani'dir. Bu şarkıyı dörtte birbuçuğunu rötuşlayarak hazırladım. Ama birçok değişiklik yapmış olsam da Tanrı Misafiri benim bestem değildir. Hiçbir zaman da böyle bir iddiada bulunmadım. Ama kimi zaman baskılarda böyle hatalar oluyor. Bazen bana ait bir sözün altında da Ahmet Bülbülses gibi bir isim yazabiliyor. Bu da aynı tip bir hatadan başka bir şey değil.

Selami Bey'in bombaları
Selami Şahin'in müzisyen kişiliğinin yanı sıra espri dünyası da dikkat çekmiyor değil. Notalardan yola çıkılarak hazırlanan Si-La-Mi Show'da ve katıldığı programlarda bizi güldürmüş bu müstesna insanın espri kapasitesini anmadan edemezdik. İnternette yayın yapan ekşisözlük'ten küçük bir derleme yaptık, buyrun...

***
Karısıyla birlikte katıldığı bir televizyon programında Özledim isimli şarkısını kime yazdığı sorulunca, "Bir sabah uyandığımda karımı yanımda göremedim, aniden beni bırakıp gitti mi diye düşündüm, bu kısa süre zarfında şekillendi bu şarkı, meğerse yumurta pişiriyormuş," şeklinde yanıtlamıştı Selami Abi.

***
Sunucu: Çok paranız var galiba.
S.Ş: Para hiç önemli değil, dolar veya mark da olur.

***
"Sanatçı halkın malıdır, ben malım bakın bana!"

***
Bir gece Bodrum'da, barlar sokağında 'punk'lar ile 'black'çiler arasında şiddetli bir kavga çıkar. Silleler, yumruklar (ve punklar) havada uçuşur, tekme konusunda çığır açılır, kan gövdeyi götürmek üzeredir. Derken, "Arkadaşlar beni biraz seviyorsanız yapmayın," diye bir ses duyulur. Evet, o Selami Şahin'dir.

***
"Oya Aydoğan üç kardeşmiş biliyor musunuz? Oya, Buya, Şuya. Heh heh!.."

***
Sunucu: Sizin bestelerinize ve esprilerinize hayranım.
S.Ş.: Sen yoğurtsun ben de ayranım. Heh heh!..

***
Demet Akalın: Bu akşam Samsun'a gidiyorum Selami Abi.
S.Ş.: Peki ben n'olucam?
D.A.: Siz de gelin.
S.Ş.: Aaa ben gelin olmam. Damat olurum!..

***
Televoleci: Selami Bey, mübarek Ramazan ayındayız. Seyircilerimize orucunuzu neyle açtığınızı söylerseniz, belki biz de o şeyden feyz alır, onla açarız...
S.Ş.: Anahtarla.

***
Sunucu: Programımıza neşe kattınız Selami Bey.
S.Ş.: Neşe mi? Neşeeee, nerdesin? Yoo, Neşe'yi getirmedim ben...

***
S.Ş.: Rahim seni sordu.
Konuk: Hangi Rahim?
S.Ş.: Bismillahirrahmanirahim...
Notçunun notu: Eşhedüenlaaa
616
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.