Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Ponpon kızlar sahaya

Ponpon kızlar sahaya

Bir gençlik coşkusundan ve takım sevgisinden öte, ponpon kızlık ya da İngilizce deyişiyle "cheerleading", büyük fiziksel güç gerektiren bir faaliyet. Saatlerce süren atrenmanların sonunda sahaya çıkıp ciddi bir biçimde sakatlanmak da cabası...

Adrenalin yüklü gösterileri sadece 3 dakika 30 saniye süruyor. Bir sirk akrobatı gibi havaya zıplıyorlar, birbirinden estetik görüntüler sunuyorlar. Birçok uzmana göre, ponpon kızların maç aralarında sundukları gösteri, gerçek anlamda bir dans, şarkı ve artistik jimnastiğin sentezi... Son yıllarda, dünyanın çeşitli yörelerinde ponpon kızların sayısı büyük bir hızla artıyor, Şu sırada, sadece ABD'de 3 milyon genç "cheerleading" yapıyor. Belki, bu ülkede ponpon kızlık tam anlamıyla bir fanatizm boyutuna ulaşmış durumdaysa da, dünyanın başka yörelerinde de benzer bir eğilim söz konusu. Japonya, Malezya ve Singapur gibi Asya ülkeleri, ABD'den hiç de aşağı kalmıyorlar. Bu moda, sadece Avrupa'da yavaş yavaş gelişiyor ve başta Ukrayna, Polonya gibi eski doğu bloku ülkeleriyle İtalya ve İspanya çekiyorlar. ABD dışında "cheerleading" yapan sporcuların sayısının 2 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Uzmanların bazıları, "cheerleading"in basit ve sıradan bir moda olduğunu söylüyorlar. Kimilerine göre ise, başlı başına sportif bir faaliyet. Üstelik, gösteriye dayanan, rekabetci bir takım sporu. Yanı sıra ciddi biçimde riskli olduğu belirtiliyor. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, "cheerleading", sakatlanmalar açısından diğer spor dallarından önde gidiyor.

Nereden nereye?
Peki ama "cheerleading"i bu kadar özel yapan ne? Bir kere hemen belirtelim, cheerleading bir spor değil, taraftarlığın tutkulu bir ifade biçimi olarak doğdu. Gösterinin ilk çıkış noktasındaki amaç koşarak, zıplayarak ve bağırarak kalpten destekledikleri takımın moralini yüksek tutmaktı. Ardından, amaçlara bir yenisi eklendi. Ponpon kızlar, gösterilerini maçın en kritik anlarına taşımaya basladılar. Böylece, sahada oynayan takımın sıkıştığı anlarda, seyircinin desteğine davetiye çıkarılıyordu. Ponpon kızların tarihi önce Amerikan futbolu maçlarıyla başladı. Ardından basketbol sahalarına taşındı. Günümüzde futbol, basketbol maçlarının yanı sıra güreş karşılaşmalarında; hatta, yüzme yarışlarında da ponpon kızların gösterilerine tanık olunuyor. Öte yandan, gösterinin içeriği de zamanla büyük değişikliklere uğradı. Başta dansın basit birkaç, figürüyle başlayan gösteriler, giderek geliştirilmiş, ilginçleştirilmiş koreografilere dönüştü. Bütün bu gelişmelerin sonucu olarak, ponpon kızlık giderek taraftarlıktan uzaklaştı, taraftarların içinden gelen ponpon kızların yerini profesyoneller aldı ve "cheerleading", özellikle ABD'de ulusal bir spor haline dönüştü. Gerçekten de, günümüzde bu ülkede "resmi olmayan" bu sporu uygulayan 72 ulusal ponpon kız takımı bulunuyor. Üstelik, sergilenen akrobatik figürler her geçen yıl daha göz alıcı özellikler taşıyor.


Bu görsel figürlerin bazıları günümüzde yasaklanmış durumda. Örneğin "beş katlı insan piramidi" figürü, ABD'de bile yasak. Amerikan Ponpon Kızlar Antrenörleri Derneği, birkaç yıl önce aldığı ortak kararla, bir göstericinin diğerinin sırtına çıktığı "ikili insan piramidi"nden başka her türlü insan piramidi gösterisini, trambolin hareketlerini ve yarışmaların yapıldığı sıralardaki özel gösterileri yasakladı. Çünkü maçlar sırasında yapılan gösterilerde meydana gelen kazalarda sadece ponpon kızlar değil, oyuncular, antrenörler ve hatta seyirciler yaralanıyordu. Bu tür kazalarda o kadar ciddi yaralanmalar oluyordu ki, bazı Amerikan üniversiteleri, ponpon kız takımlarını kurarken önlemler almaya basladılar.
Örneğin Colorado Üniversitesi, ponpon kız seçiminde en fazla 54 kilo ağırlığa sahip olmak gibi sıkı bir kural uyguluyor. Çünkü bu üniversitenin ponpon kız takımı, gösterilerinde tehlikeli akrobatik hareketler yapıyor. Bunlar sırasında birbirini atıp tutan ekip elemanları sakatlanmasın diye bu sıkı kural getirilmiş.

Her babayiğidin harcı değil
Ponpon kızlık hiç de böyle görüldügü gibi kolay bir spor değil. O olağanüstü gösterilerini gerçeklestirmek icin, haftada 5 gün, günde 3 saat aralıksız antrenman yapıyorlar. Bu, basketbol ve futbol gibi sporları yapan oyuncuların gerçekleştirdiği antrenman süresinden daha uzun. Üstelik, egzersizlere çok küçük yaşta başlamak gerekiyor. Uzmanlara göre, başlamak için en ideal yaş, 6. Çoğu ponpon kız, ilk eğitimlerini ilkokullardaki jimnastik derslerinde alıyor. İlkokulda başlayan bu çalışmalar, lise hayatına gelindiğinde profesyonel bir biçimde sürdürülüyor. Ayrıca, çok sayıda lise öğrencisi ponpon kız olmak için adeta yarışıyor, çünkü ponpon kızlar her istedikleri üniversiteye rahatlıkla girebiliyorlar ve burs almalarına yüzde yüz gözüyle bakılıyor. Ponpon kızların öğrenmeleri gereken dans figürlerinin sayısı oldukça fazla. Bu kızlar saha icindeki iletişimin mimarları olduklarının bilincindeler. Birçok degişik hareketi sergilediklerinde kalabalıkları coşturacaklarını biliyorlar. O nedenle, bir ponpon kız ekibi, 100'den fazla dans koreografisine sahip olmak zorunda. Jimnastik ve dans hareketlerini eşzamanlı bir biçimde sergiliyorlar. Ponpon kız takımları 10 kişi ile 40 kişi arasında değişiyor.

Bacasız sanayi
Ponpon kızlık ya da "cheerleading", günümüzde özellikle ABD'de tam anlamıyla bir sanayi konumunda. Sadece Amerika'da, bu sporla ilgili yayınlanan 3 haftalık derginin tiraji bir milyonu geçiyor. Bunlardan "American Cheerleader" dergisi, ingilizce konuşulan diğer ülkelerde de önemli bir satış rakamına ulaşıyor. Ponpon kız takımlarının antrenörleri ve koreografları, müzik dünyasının merkezi sayılan Broadway'den transfer ediliyor. Bu dünyanın starlarına gerçekten çok büyük paralar ödeniyor. Örneğin, piyasaya ponpon kız lanse eden Amerikan Varsity sirketinin bir yıllık karı 150 milyon doları geçiyor.

Avrupa'da ponpon kızlık son 10 yıl içinde gelişen bir kurum. Bu konuda başı, özellikle basket maçlarını bir şova dönüştüren İtalya geliyor. Ülkenin en tanınmış ekibinin adı "Angels". Ferrara kentindeki üniversitede okuyan 18 kiz öğrenciden oluşan Angels ekibi, İtalyan Basket Ligi'nin resmi ponpon kız ekibi...

George Bush bir zamanlar ponpon oğlandı!

Ray, Ray, ray, tiger, tiger, tiger, sis, sis, sis, boom, boom, boom, Princeton, Princeton, Princeton... İste tarihteki ilk "cheerleading" ekibinin sloganı buydu. Princeton Üniversitesi'nin "cheerleading" ekibindeki genç erkekler, 1884 yılında futbol takımlarını bu sözlerle destekliyorlardı.

O tarihlerde "cheerleading", tamamen erkekler arasında modaydı ve kısa bir süre içinde diğer üniversitelere de yayıldı. "Cheerleading" ekipleri, takımlarını o gunlerde megafonlarla bağırarak ve trampet çalarak destekliyorlardı. İkinci Düya Savaşı sırasında erkekler Avrupa'ya cepheye gittikleri için, bu gösteriler kız öğrencilere kaldı ve gelenek böylece günümüze kadar geldi. 1960'larda "cheerleading" takımlarının kız erkek dağılımı şöyleydi: Yüzde 95'i kız, sadece yüzde 5'i erkek. 1960 yılında Dallas kentinde yaşayan Lawrence Herkinen, kızların ellerinde salladıkları "ponpon"ları renkli krepon kağıdından üretti. Daha sonra, ponpon üretiminde yağmura karşı dayanıklı olan "vinil" maddesi kullanıldı. Amerikan tarihinde birçok ünlünün üniversite yıllarına ait bir "ponpon"luk dönemi var. Örneğin, geçen yıl En iyi Oyuncu Oskarı'nı kazanan zenci sinema oyuncusu Halle Berry, 1980 yılında Ohio Üniversitesi ponpon kızlar takımındaydı. Amerikan devlet başkanı George W. Bush da, 1960 yılında Massachusetts Üniversitesi "cheerleading" takımının elemanlarından biriydi.

Çalışma evresi
Ponpon kızlık gerçek anlamda zor ve çetin bir uğraş. Günlerce, haftalarca ve hatta aylarca aralıksız antrenman ve egzersiz gerekiyor. Yapılan bazı gösteriler ciddi sakatlanma riski tasıdığı için, hazırlık süresinin uzun ve yoğun olması kaçınılmaz bir durum.

Ponpon kızların kuzinleri, "majoret kızlar"
Onlara, kimileri "ponpon kızların kuzinleri" diyor, kimileri ise "yeni ponpon kızlar". Ama, asıl adları "majoret kızlar". Beyaz çizmeler, çizgili şort ve tişörtler giyiyorlar. Boyunlarından geçirdikleri trampetlerle ritmik bir biçimde, açılış törenlerinde sporcuların önünde yürüyerek seyirciyi hem selamlıyorlar hem de heyecanlandırıyorlar. Majoret kızların bu yaptıklarından giderek günümüzde bir spor daha doğdu: "baton twirling". Olay basit görünüyor. 400 gram ağırlığında çelik ya da lastikten yapılmış bir sopayı, elinizde çeşitli yönlere çevirip duruyorsunuz ya da havaya atıp tutuyorsunuz. Ancak çok fazla incelikleri ve dümenleri olan bir sapor. Üstelik, günümüzde sopa atma dünya şampiyonası bile yapılıyor. Artık, çeşitli ülkelerde lisanslı 5.700 sopa atma yarışmacısı bulunuyor. "Baton Twirling" sporcuları, genellikle günde 2 saat antrenman yapıyorlar. Bu spor, dengeli bir kas yapısı, koordinasyon yeteneği, denge, kas gücü, hızlılık ve eşzamanlılık gibi beceriler ve fiziksel özellikler gerektiriyor.
(Focus)
677
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.