Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Padişahın valsi Ankara'da çalındı

Padişahın valsi Ankara'da çalındı

177 yıllık Musika-i Hümayun arşivini tarayan ekip, Sultan Abdülaziz'in 'Vals'iyle Guatelli Paşa'nın konçertosunu buldu. Tarihe gömülmüş iki eser dün seslendirildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nce (TSK) muhafaza edilen 177 yıllık arşiv şöyle bir havalandırıldı, içinden altın değerinde notalar döküldü. Arşivde bulunan eserler, Osmanlı'nın müzik zevki konusunda inanılagelen pek çok şeyin tekzibi niteliğinde. Musika-i Hümayun'dan kalan arşivlerin taranması sonucu ortaya çıkarılan Guatelli Paşa'nın 'Korno İçin Korçertino'su ile Sultan Abdülaziz'in yazdığı 'Vals', Bilkent Senfoni Orkestrası ve TSK Armoni Mızıkası tarafından dün ilk kez seslendirildi. Konser, TSK ve Bilkent Üniversitesi tarafından düzenlenen 'Cumhuriyet Döneminde Askeri Müzik ve Gelişimi' başlıklı sempozyum kapsamında yapıldı.

Arşiv çalışmasına katılan müzikolog, besteci ve şef Emre Aracı, çoksesli müziğin bu coğrafyadaki tarihiyle ilgili araştırmaların yeni başladığını söylüyor. Müzikoloji gibi çok önemli bir alanda Türkiye'nin yetersiz kaldığını belirten Aracı "Bugüne dek konuyu ciddiye almayan insanlar, bir anda bu konunun derinliği olduğunu görecekler. Artık bu müziğin mevcudiyetiyle ilgili daha çok şey duyacağız" diyor.

Böyle bir araştırma ilk defa yapılıyor. Kısa sürede önemli sonuçlar alınıyor. Devamı gelir mi?
Kanımca bu araştırmanın başka safhaları var. Çünkü doktora tezleri bile üç dört yılda yazılıyor. Ama hakikaten ordudaki yetkililer çok çaba sarfetti. Musika-i Hümayun notaları toparlandı, bir kataloglama gerçekleştirildi.
O dönemdeki eserlerin ne kadarı bu arşivlerde saklandı bunu bilemiyoruz. Arşivlerde el yazması olarak birçok nota var. Bunlar daha önce derlenmemiş. Malum el yazması okumak zor.

Envanter çalışmasının daha önce yapılmamasının sebebi nedir?
Çeşitli araştırmalar zaman zaman yapılmış. Ama gözlemlediğim kadarıyla o araştırmalar baz alınıp üzerine yeni bir şeyler konmamış. Sıfırdan başlanıyor, bu da zaman kaybına neden oluyor. Mahmut Ragıp Gazimihal'in ve Refik Halit Sevengil'in 50'li, 60'lı yıllarda yaptığı çalışmalar var. Biz o eserlerden de faydalandık. Ama bu arşivde onların da görmediği birçok notaya rastladık. Bu tür notaların olabileceğini tahmin ediyordum. Bizzat görmek beni çok mutlu etti.

Guatelli Paşa'nın korçertinosunun müzik tarimizdeki önemi ne?
Açıkçası bugüne dek çıkan eserlerin çoğu, polka, vals, marş gibi salon parçaları diye nitelendirdiğimiz popüler tarzda eserlerdi. Önemi konçerto gibi ciddi formda bir eserin Guatelli Paşa tarafından yazılması. Bunun günümüze ulaşmasıysa daha da önemli.

Bu araştırma, sadece bilinmeyen eserlerin bulunması dışında bu konuya da dikkatleri çekmesi açısından önemli olsa gerek...
Aytaç Paşa gibi vizyonu olan bir kuvvet komutanının bu konuya önem vermesinin büyük etkileri olacaktır. Bugüne dek bu konuyu ciddiye almayan insanlar, bir anda bu konunun derinliği olduğunu görecek. Bundan sonra bu müziğin mevcudiyetiyle ilgili daha çok şey duyacağız. Bir diğer önemi ise 19. yüzyılda halife olan bir padişahın Batı müziğini dinlediğini, cuma namazına Rossini marşları eşliğinde gittiğini göstermesi. Çünkü ülkemizde şu anda görülen değişik düşüncelerin çatışması düşünüldüğü zaman aslında bu çok enteresan bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Sarayda senfoni orkestrası
Osmanlı denildiği zaman akla mehter müziği geliyor. 19. yüzyıldaki bu gelişmelerin bilinmemesinin nedeni nedir?
Mehter müziği, bizim ortaya çıkardığımız, sarayda çok ufak çaplı cereyan eden müziğe kıyasla çok daha güçlü bir gelenek. Beethoven ve Mozart gibi bestecilerin üzerinde bile etkili olmuş. Halka daha çok hitap ediyor. Bunun dışında insanlar Osmanlı'nın Batı geleneğiyle oluşturduğu müziği yeni yeni görmeye başlıyor.

Tabii unutmamak gerekir ki 1923 yılında büyük bir devrim yaşandı. Bu, müzik alanında da kendini gösterdi. Yeniden başlamanın verdiği heyecan ister istemez eskiyi unutma ihtiyacını doğurdu. Sanırım o dönem, eskiyle belirli bağları koparmak gerekiyordu. Oysa 1923 yılında bir Saray Orkestrası vardı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bu orkestradan oluşturuldu. Ama artık bu konulara çok daha objektif bakabilecek bir nesil var.

Türk müziği Batı'yı etkiledi mi?
Türkler asırlara dayanan bir gelenek olarak müziği askeri amaçlı kullanıyorlar. Avrupa'da askeri müziğe ivme kazandıran mehterdir. Avrupa askeri bandolarında Türk enstrümanların kullanılmasıyla belirli bir akım başlıyor. Örneğin 18. yüzyılda Avrupa bandolarında müzisyenlere Türk kıyafetleri giydiriyorlar. Biz bunu bilmiyoruz. Resmi tarimizde bu tür bilgi yok.

Yalman'ın daveti
İtalyan asıllı müzik adamı Guatelli Paşa, 19. yüzyılda bir İtalyan opera kumpanyasıyla İstanbul'a geldi. Bir süre sonra, ölen Donizetti Paşa'nın yerine Musika-i Hümayun'un başına getirildi. Hacı Arif, Rifat ve Şevki Bey'lerin şarkılarını piyano için armonize etti. Türk makamlarıyla çoksesli marşlar besteledi. Mecidiye Marşı, Marş-ı Sultani, Şefkat Marşı gibi...
Guatelli Paşa'nın 'Korno İçin Korçertino'su ve Sultan Abdülaziz'in 'Vals'i, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın klasik müzik tutkusu sayesinde hayata döndü.

Her şey orgeneral Yalman'ın 'Osmanlı Sarayı'nda Avrupa Müziği' adlı çalışmasını gördüğü Aracı'yı Ankara'ya davet etmesiyle başladı. İngiltere'de yaşayan Aracı, davete uydu. Yalman da Aracı'ya "Ordu olarak biz bu konuyla ilgili nasıl bir çalışma yapabiliriz" diye sordu. Aracı arşivlerden derleme yapılabileceğini, konserler düzenlenebileceği söyledi. Dört kişilik bir ekip oluşturuldu. Emre Aracı, Bando Kıdemli Albay Haluk Erten, Bando Albay Ercan Yenal ve Deniz Bando Kıdemli Çavuş Ersin Antep'ten oluşan ekip, TSK Armoni Mızıkası'nın Ankara'daki arşivine girip Musika-i Hümayun arşivini taradı.
(Radikal)
630
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.