Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Oyunculuk adale gibidir"

"Oyunculuk adale gibidir"

Haluk Bilginer "Oyunculuk tiyatroda yapılır. Ben oyuncuyum deyip de 20 yıl oyunculuk yapmadıysanız artık oyuncu değilsiniz" diyor.

Haluk Bilginer'i tanıyor musunuz? İnsan onunla röportaj yapmaya giderken karşısına nasıl birinin çıkacağını hiç bilemiyor. "Tatlı Hayat"taki sonradan görme, kurnaz İhsan Yıldırım mı, reklamlardaki hiçbir şeyi beğenmeyen aksi baba mı, "Sayın Bakanım"da işini bilen müsteşar mı, "İtiraf" filminin Bekir'i ya da "Neredesin Firuze"nin Hayri'si ya da "Cimri" oyunundaki Harpagon mu? Bu kadar çok gördüğümüz birini bu kadar az tanımamız normal mi? Haluk Bilginer acaba pişpirik oynar mı?

Soramadım tabii. Zuhal Olcay'la boşanmasının hikayesini okuyacağınızı umuyorsanız, o da yok. Bilginer bir tercih olarak o kadar da tanınmak istemiyor. Röportaj vermek istemediği de öyle belli ki "Keşke röportaj vermeyi seven Haluk Bilginer rolü yapsanız" dedim. Oyuncular öyle rol yapamazlarmış günlük hayatta. Peki.


"Hırsız Var" çekildi, bitti. İzleyebildiniz mi filmi, ne çıktı ortaya?
İzlemedim daha. Bana da sürpriz olacak.

Yapım ekibinden birkaç kişinin izlediğini biliyorum. Siz merak etmiyor musunuz?
Biz işimizi yaptık. Gerisini bilmiyorum artık. Seyirciyle birlikte izleyeceğiz. Hem izlesem ne olacak? "Şurayı baştan çekelim" diyemeyeceğimize göre... Korkunun ecele faydası yok. Merak edip ne yapayım?

Gay bir modacıyı canlandırıyorsunuz filmde. Türkiye'de gay denince neredeyse tüm dizilerde, filmlerde kullanılan bir prototip var. Bir tür gay karikatürü... Sizin yorumunuzun farklı olduğunu umuyorum.
Karikatür yapmamaya çalıştım. İnşallah karikatür değildir. Öyle olduysa çok ayıp etmiş olurum. Filmde herkesin başına gelen olaylar onun da başına geliyor. Defilesi mahvoluyor. Birilerinden kaçıyorlar, birilerinin peşine düşüyorlar... Tüm bu olaylar esnasında herkes kendi gibi davranıyor. Bu adam da kendi gibi davranıyor. Gay esprileri, karikatür sahneler yok filmde. Adamın cinsel tercihine, cinsel kimliğine bir referans da yok. Ama gördüğünüz zaman anlıyorsunuz ki adam kesin gay.

Bu arada sürme yakışmıştı size. Günlük hayatınızda da sürme çekmeyi düşünmediniz mi hiç?
Çok teşekkür ederim... Ama o kadar sık makyaj yapıyoruz ki hiç bunları düşünecek vakit olmuyor. Ben kendime krem bile sürmüyorum. Makyözlerim çok kızıyor. (Taklit ediyor) "Niye krem sürmüyorsunuz Haluk bey?"

E kırışırsınız o zaman...
Ruh genç kalsın. Vücut yaşlansın, ne yapalım, o kadar da kötü değil. Yaşanmışlık iyi bir şey. Hele bir oyuncu için. O çizgiler güzel. Ben seviyorum kırışıklarımı. Saçımda ilk beyazlar çıktığında bana "Haluk bey boyayalım mı?" dediler. "Dalga mı geçiyorsunuz?" dedim, "Ben yıllardır bekliyorum saçlarım beyazlasın diye."

Çekim notlarına göre film için araştırma yapmak üzere defilelere falan gidilmiş galiba...
Yönetmenimiz ve ekip gitti. Ben gitmedim. Role hazırlanmak için altı ay modacıları inceledim, defilelere gittim falan... Böyle şeyler yok. Bunu söyleyen, röportajda rol yapıyor demektir. Zaten oyuncuysanız sürekli gözlemliyorsunuz her şeyi. Bunun için derin araştırmalar yapmak gerekmiyor.

Siz hiç defileye gittiniz mi?
Hiç gitmedim. Sevmiyorum öyle kalabalık ortamları. Ben galalara da gitmem. Şimdi tabii kendi galama mecburen gideceğim. Yoksa bir problem var zannederler. Bir sürü dedikodu...

Magazin basınına çok mu kızgınsınız?
Yo. Ama magazini sevmiyorum. Hayatın magazinleştirilmesine karşıyım. Magazin dünyada da var. Ama Türkiye'de sadece magazin var. Dikkat ederseniz magazin denilen kavram o kadar çok kapsadı ki her şeyi Türkiye'de, her şey magazinleşmeye başladı. Magazin dışında neredeyse haber verilemez oldu. Gazetelerde, televizyondaki haberlerde magazine kayma eğilimi var. Bunun daha çok izlenmeyi sağlayacağı düşünülüyor. Ben bundan hoşlanmıyorum.

Son soru: İngiltere'de kalmadığınıza pişman mısınız? (Haluk Bilginer Türkiye'ye yerleşmesiyle ilgili sorulara hep "Zuhal Olcay'a aşık oldum. Aşktan daha güzel bir şey var mı?" diye cevap verirdi.)
Asla. Hiç geriye bakmadım. Hiç pişman değilim.

"Homofobi, gizli homoseksüellikten kaynaklanıyor"
Türkiye biraz homofobik, di mi?
Evet ama homoseksüelliğin kurumsallaştığı topraklarda insanların homofobik olması size de garip gelmiyor mu? Osmanlı'da homoseksüellik kurumdur; iç oğlanları...

Belki buna rağmen değil de bu yüzden bu kadar korkuluyordur homoseksüllikten.
Ben size nedenini söyleyeyim: Çünkü homofobiklerin yüzde 99.9'u gizli homoseksüeldir. Siz bir şeyden durduk yerde niye nefret edesiniz ki? Niye onu dövmeye çalışırsınız, niye yolda yatan ölmüş bir homoseksüelin cesedini arabayla bir de siz ezersiniz? Bunu haberlerde izledim. Bu vahşet. Tüylerim diken diken oldu. Bunu yapan insan olamaz.

"İnanç fena bir şey değil ama aklı ihmal etmemek gerek"
Siz İngiltere'de oyunculuk yaparken Freddy Mercury'nin kulise gelip sizi kutladığı doğru mu?
Doğru. Benim oynadığım müzikalde rol arkadaşlarımdan birinin arkadaşıydı. Tanışmamız böyle oldu. Oyundan sonra kulise geldi. "Muhteşem bir sesiniz var, tebrik ederim" dedi.

Ve siz bunu böyle sakin sakin mi söylüyorsunuz?
Onun kulise gelip sizi kutlaması beni bile çok heyecanlandırdı. (Gülüyor) Muhteşem biriydi tabii. Çok alçakgönüllüydü. "Sesiniz çok güzel. Şarkınıza bayıldım" dedi. E haklısınız. Bi'dakka yani, Freddy Mercury söylüyor bunu. Yabana atılacak bir şey değil. O belki dünya rock tarihinde en başta sayabileceğimiz biri.

Bence "Bohemian Rhapsody" rock tarihinde yazılmış en iyi parçadır. Orada o kadar güzel kullanmış ki sözcükleri. Bir sürü yabancı sözcük de var; İtalyanca, Arapça... (Şarkıyı söylüyor:) "Bismillah! We will not let you go-let me go / Will not let you go-let me go / No, no, no, no, no... / Mama mia, mama mia, mama mia let me go."

Sadece sizi tebrik mi etti, yoksa biraz sohbet ettiniz mi?
Şeyi sordum, "Sen bismillahı niye kullandın orada?" dedim. "Onu ben 'Oh god' gibi bir nida zannettim" dedi. "Bismillah, bismillahirrahmanirrahim'in kısaltılmışı. Kuran'ın ilk kelimesi" dedim. "Aa bilmiyordum" dedi.

Siz agnostiksiniz, değil mi? Bilinmezci...
Şöyle tarif edelim onu. Çok soru soruyorum ben. Her insanın sorduğu gibi. Zaten dinler de bu sorulardan çıkmıştır. Ama şu anda bize ne din, ne bilim net cevaplar verebiliyor. Stephen Hawking de vermedi bu cevabı; Musa da, İsa da, Muhammed de... Din sadece bazı yollar açtı bize. İman edelim, bizden farklı bir güce inanalım diye. Ben Büyük Patlama'dan yarım saniye önce ne olduğunu da merak ediyorum. Büyük Patlama'yı başlatan şeyi. Siz merak etmiyor musunuz?

Ediyorum tabii. Galiba sizi zor durumda bıraktım ama niyetim bu değildi. Geçenlerde Rahşan Ecevit "Din elden gidiyor" dedi. Serdar Turgut da dine döndüğünü açıkladı ya...
Öyle mi?

Beyin kanamasının ardından artık inançlı biri olmuş.
İnanç fena bir şey değil ama neye inandığınızı dikkatli seçmeniz lazım. Hayal kırıklığına uğramamak için. Akıl vardır; inancı dizginleyen, yönlendiren. Akıl olmazsa inanç tek başına sağa sola çarpabilir. Aklı ihmal etmeden inanırsanız, o iyi bir şey. Ama "Bir şeye inanıyorum ne olduğunu bilmiyorum"la bir şey olmaz. Orada akıl yok çünkü.

"Birol Ünel, Türkçeyi unutmak için çok uğraşmış belli ki"
Kime en beğendiği oyuncuyu sorsak sizi söylüyor.
İltifat ediyorlar. Türkiye'de oyunculuk konusunda aşağılık kompleksine düşmemizi gerektirecek bir durum yok. Sayıca azız ama benim kalite konusunda şüphem yok.

Ama isim veremezsiniz...
Veremem. Oyunculuğun nasıl olması gerektiğine dair bir-iki kelam ediyorsanız, orada söylediğiniz şeylerin altında isimler saklıdır zaten.

Oyunculuk nasıl olmalı?
Oyunculuğu tiyatrodan başka yerde öğrenemezsiniz. Çünkü oyunculuk kendi kendinize öğrettiğiniz, yaparak öğrendiğiniz bir şey. Adale gibi kullandıkça gelişiyor. Yoksa felç olur. Oyuncuyum deyip, 20 yıl oyunculuk yapmadıysanız oyuncu değilsiniz artık. Bu ben yüksek atlamacıyım diyen 60 yaşında birine benzer. O artık yüksek atlayamaz.

Reklamlardan sonra şimdi de Gülse Birsel'le aynı filmde oynuyorsunuz.
Gülse çok akıllı bir kadın. Eli de kalem tutuyor. Oyuncu olma isteği var. Çabalıyor. Kafayı takarsa, umarım olacak.

Ben yapım ekibinin yalancısıyım, bu filmde Gamze Özçelik parlayacak diyorlar.
Evet, iyi galiba. Gayet iyi...

Bu arada "Hırsız Var"da rol alan Birol Ünel filmin kaba halini izlemiş, beğenmemiş.
Öyle mi?

Haber öyleydi. Ama Birol Ünel çıkıp "Ben öyle demek istemedim" derse de inanırım çünkü çok az Türkçe biliyor.
Ona az biliyor diyemeyiz, yok denecek kadar az biliyor. Özellikle unutmuş gibi bir hali var. Anadilini unutmak çok zordur. Birol bayağı uğraşmış unutmak için belli ki.
(Tuba Akyol - Milliyet)
557
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.