Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Önce yaşadık sonra yazdık"

"Önce yaşadık sonra yazdık"

E. Nihan Durukan ve Yonca Kocadağ 'Sadece Bir Gecelik' adlı romanın yazarları. İki kadın bir araya gelip 'sevgili' ve 'eş' olarak yaşadıkları 'ihaneti' kaleme almışlar.

Bu aslında çok tanıdık bir hikâye; iki ve bir erkeğin, yani bir aşk üçgeninin hikâyesi. Adam ve kadın çok gençken tanışıp evlenirler, ancak adam başka bir kadınla daha birlikte olmaya başlar. Diğer kadın önce adamın bir karısı olduğundan habersizken bir kaza sonucu öğrendiği bu gerçeği kabullenir. Buraya kadar son derece sıradan olan her şey iki kadının bir araya gelip arkadaş olmalarından, adamı sonsuza kadar bırakmalarından ve bu terk edişin ardından oturup yaşadıklarını yazmaya, roman haline getirmeye karar vermelerinin ardından bambaşka bir hal alır.

Bu hikâye, E. Nihan Durukan ve Yonca Kocadağ'ın hem 'Sadece Bir Gecelik' isimli romanlarının konusu hem de bizzat yaşadıkları bir hikâye. Durukan ve Kocadağ, dünyada benzerine az rastlanan, Türk edebiyatında ise pek az rastlanan bir türe imza atıyorlar, iki kişinin yazdığı tek bir romana. Romanın ilginçliği, edebi bir deneme olmasından çok, yazarların kendi hikayelerinde yoğunlaşacak gibi gözüküyor.

Çünkü bu hikâyede yanıtlanmamış sorular var. Yazarlar, bu hikâyenin kendi hikâyeleri olduğunu söylüyorlar. Ama ayrı ayrı yaşanmış maceraların bir romanda birleşmesi mi söz konusu yoksa tamamen kurmaca bir yazar hikâyesi mi? Bu konuda karar vermek güç...

'Sadece Bir Gecelik', içinde pek çok farklılığı, ilginçliği barındıran bir kitap ve bunlardan en önemlisi belki de bu romanı iki kişinin birlikte yazmış olması. Bir roman nasıl olur da birden fazla kişiyle yazılır?
E. Nihan Durukan: Öncelikle bu roman ihanet gibi asla tek taraflı olamayacak, tek taraflı yazılamayacak bir konuya sahip. Biz bu kitabı iki kişi yazarken okuyucuya taraf olma hakkını verdik her şeyden önce, bunu istedik. Yaşadığımız şeyleri ikimiz de ayrı ayrı kaleme aldık. Ayrıca iyi bir romanda en başta dikkat edilen noktalardan biri yazarın karakterlerini gerçekten kendi dilleriyle konuşturabilmiş olmasıdır ya, 'Sade Bir Gecelik'te işte böyle bir edebiyat oyunu yok. Karakterler zaten gerçek kişiler ve zaten kendi dilleriyle konuşuyorlar. İki ayrı bakış açısı, iki ayrı dil var.

Peki ilk çıkış noktanız tam olarak neydi?
Yonca Kocadağ:Romanın gerçek olması. Ama tamamen gerçek olup olmadığı hakkında da çok net bir şey söylemek istemiyoruz açıkçası. Kimi okuyucu böyle bir şey asla gerçek olamaz diyor kitabı okuduktan sonra ve kimisi de bire bir gerçek olduğunu düşünebiliyor.

Özellikle ilk kitapların otobiyografik öğeler taşıdığı söylenir. Çoğu kitapta bu örtüktür ya da inkâr edilir, ancak sizin romanınız bunun tam tersini yapıyor. Daha en baştan gerçekliğini açıkça vurguluyor.
YK: Neden böyle bir cesareti gösterdiğimiz sorusundan yola çıkarak cevap vermek gerekirse eğer, biz bu kitabı aslında bundan beş sene önce 1998 yılında yazmıştık. Fakat o zamanlar kendimizi bu kadar deşifre ettiğimiz bir şeyi ortaya çıkarma konusunda kararsız kaldık. Hem ihanet de o kadar kolaylıkla konuşulan, tartışılan bir konu değildi malum. Ancak bu beş yıl içinde gerek edebiyatta gerek sinemada bu konunun daha sık işlenmeye başladığını ve bu sayede daha rahat tartışıldığını fark ettik.
ND: Ve yazılıp çizilip ortaya çıkarılanların aslında ihanet gibi insanı gerçek anlamda etkileyen, sarsan böyle bir konuyu anlatmada yetersiz ve basit kaldığını gözlemledik. Açıkçası okuduklarımızı beğenmedik. Bizim hikâyemiz daha gerçekti ve yayımlanmalıydı.
YK: Ama tabii 'Sadece Bir Gecelik' yalnız ihanetin romanı da değil, içinde aşkın, dostluğun, cinselliğin ve müziğin olduğu bir roman.

Bir de intikamın?
YK: Kadınların intikamı diyorsunuz! Yok aslında, hiç kimseden yani üçüncü kişiden intikam almak gibi bir amacımız yok. Bu romanda kimse suçlu, haklı veya haksız değil. Herkesin sebepleri ve sonuçları var, herkes kendi penceresinden bakınca aslında kimseye haksızlık etmiyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, gerçekte insanlar ne yaşıyorlarsa bu roman da öyle.

Son zamanlarda gerçek hayatları anlatan filmler, romanlar, televizyon programları çok üretiliyor ve beğeniliyor. Bu durum sizi de etkilemiş olabilir mi?
YK: Hayır, her şeyden önce iki kadın ve bu iki kadının gerçekten yaşadıkları var bu romanda. Bunlar biziz ve yaşadıklarımızı yazdık sadece, işte bu kesin. Önceden planlanıp düşünülmüş bir proje değil bu.

Sizlerin bu roman dışında edebiyatla ilişkiniz nasıldır, sizi edebiyata yönlendiren şey nedir? Sonuçta her insan yaşadığı şeyleri oturup roman haline getirmiyor değil mi?
ND: Yonca zaten, bire bir romandaki Yonca, yani şarkı söylüyor, beste yapıyor, edebiyat çevirileri yapıyor. Nihan ise gerçek hayatta bir gazeteci değil bir oyuncu ve o da senaryolar yazıyor aynı zamanda.
Peki bu roman sayesinde meşhur olursanız ne yapmayı planlıyorsunuz?
ND: Bilmiyoruz... Belki birlikte bir roman daha yazarız ama bu kesin değil. Okuyucunun bizi yine birlikte görmek istemesine bağlı.
YK: İkimiz de daha çok kendi alanlarımızda ilerlemeye devam ederiz herhalde. Ama bu gerçekten heyacan verici bir duygu.
Sadece Bir Gecelik, E. Nihan Durukan-Yonca Kocadağ, Epsilon Yayınları, 219 sayfa, 8 milyon lira
(Radikal)
277
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.