Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Önce canan, sonra can!

Önce canan, sonra can!

İstanbul'da 112 Hızır Acil Servisi'ne ait 70 ambulansla görev yapan doktor ve hemşireler, 24 saat tetikte bekliyor.

Her gün 60-80 bin kez tuşlanan 112 Hızır Acil Servisi'nin 70 ambulansı, doktoru, hemşiresi ve şoförüyle İstanbul'da kilometreleri, kilitlenen trafiği aşarak hayat kurtarmak için uğraşıyor.

Ancak bazen ambulans geç kaldı diye doktor, hemşire ve şoförler dayak yiyor, ölen birini diriltmeleri için kafalarına silah dayanıyor, tartaklanıyor ve tehdit ediliyorlar. Hız yaptıkları veya yol verilmediği için kaza geçiriyor, hatta bu kazalarda arkadaşlarını kaybediyorlar. Ama onlar daha çok 'Ambulans rezaleti' veya 'Ambulans gecikince hasta öldü' gibi başlıklarla haberlere konu oluyor.

Bir günün hikâyesi
İstanbul'da 112 tuşlandığında Hızır Acil Servisi merkezinin çağrı karşılayıcıları çıkıyor telefona. Komuta kontrol merkezi, ambulansları hemen olay yerine yönlendiriyor. İstanbul'daki 70 tane 112 Hızır Acil Servis İstasyonu'ndan biri olan Taksim İstasyonu en fazla vaka yoğunluğunun yaşandığı bölgelerden. Bir telefon, telsiz, iki kanepe ve televizyonun olduğu bir odadan ibaret istasyon İstanbul Metrosu'nun hemen girişinde. 112 servisinin tüm çalışanları gibi 24 saatlik mesaileri var. İstasyonda geçen ve çalışanlara göre 'sakin' olan bir günün hikâyesi ise 112 hakkında fikir veriyor.

Kurye imdada yetişti
Sabah 08.30'da çalışmaya başlayan Taksim ekibi günün ilk 'ciddi' vakasına saat 13.05'te çıkıyor. Doktor Haşim Kılıç, şoför Ayhan Arpacı ve hemşire Y.B.'ye ulaşan ilk bilgiye göre Beşiktaş Vapur İskelesi'nde bir epilepsi hastası nöbet geçirmiş.

İstasyondan hızla çıkan ambulans sirenlerini çala çala Beşiktaş'a yöneliyor. Arpacı, trafiği seri hareketlerle aşıyor. Ancak Dolmabahçe'ye inerken kırmızı ışığa yakalanıyor. Sirenler çalmasına karşın öndeki araçlar yeşil ışık yanmadığı için geçmiyor.

Bu sırada pizza taşıyan bir kurye, ambulansı fark edip manevra yaparak Beşiktaş yönünden gelen araçların önünü kesiyor motosikletiyle. El işaretiyle 'Geç' diyor ambulansa. Trafik hızla akıyor ve ambulans beş dakika sonra Beşiktaş'a varıyor.

Hasta gidip geliyor
Sara nöbeti geçirirken düşerek başını çarpan Hasan adlı bir vatandaşa Dr. Kılıç hemen pansuman yapıyor. Bir yandan da soru soruyor. Hastanın bilinci gidip geliyor, adresini hatırlayamıyor.

Ambulansa binme tekliflerini de reddediyor. Zorlukla ikna edilen hasta sonunda ambulansta. Tansiyon, nabız ölçülüyor. Eve gitme teklifini reddeden hasta Dr. Kılıç'ın sabrı ve ısrarıyla eşini arıyor. Böylece adres öğreniliyor ve ambulans Bebek'e doğru hareket ediyor.

Hasta eşine teslim edildikten sonra ambulans yönünü Taksim'deki istasyona çeviriyor. Vakaya giderken yaşanan acelenin yerini sakinlik alıyor. Ancak bu da uzun sürmüyor. Çünkü telsizden Fındıklı'da bir arabanın yayaya çarptığı söyleniyor.

Ambulans yönünü Fındıklı'ya çeviriyor bu kez. Çalan sirene araçlar sol şeridi hızla boşaltarak yanıt veriyor. Dört dakika içinde Fındıklı'ya varıldığında kazaya dair bir emare görülmüyor. Trafik polisi Dr. Kılıç'a kazazedenin taksiyle hastaneye götürüldüğünü söylüyor. Ambulans tekrar Taksim'e çeviriyor yönünü.

Gündüz çok fazla vakanın olmadığı Taksim ve civarı, geceleri, özellikle de hafta sonları 112 çalışanlarına nefes aldırmıyor. Vakalar daha çok alkol ve uyuşturucu kaynaklı. Trafik kazaları da diğer ambulans çağırma nedeni. Saat 18.00'i gösterince peşi sıra Taksim İstasyonu'na ulaşan haberler bunun göstergesi.

Üç dakika sonra müdahale
Saat 19.14'te gelen bir ihbara göre Galatasaray Lisesi önünde bir motosiklet yayaya çarpmış. Ambulans tekrar sirenlerini çalarak İstiklal Caddesi'ne giriyor. Caddede sağlı sollu insan trafiği akıyor, ambulans sürat yapamıyor. Dr. Kılıç eldivenlerini takarken, hemşire malzemeleri hazırlamakla meşgul.

İhbarın alınmasından üç dakika sonra ambulans olay yerine varıyor. 24 yaşındaki B.Ö. adlı genç kız, ehliyetsiz bir motosiklet sürücüsünün çarpması sonucu belinden yaralanmış. Hemen ambulansa alınan B.Ö. çok korkmuş, Dr. Kılıç'ın "Ciddi bir durum yok" demesi onu teskin etmiyor. Hem ağlıyor hem titriyor.

Aşk adres sormaz
Hemşire, çukurlara girip çıkan ambulansta ayakta durmaya çalışırken, kaza geçirdiği andan itibaren B.Ö.'nün yanında olan restoran görevlisi bir delikanlı, genç kızın elini bırakmıyor. Genç kız da onunkini. Doktor gözleriyle bir aşkın başladığını söylüyor. Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kazazedenin bırakılmasından sonra ambulans sessizce Taksim Meydanı'na yöneliyor.

'Çivi battı, yetiş!'
112 Hızır Acil Servis'e sara nöbeti geçirenler, bayılanlar, kalp krizi vakaları, trafik kazaları en çok başvuru nedenleri arasında yer alıyor. Zaman zaman ayağına çivi battığı için ambulans isteyenler bile oluyor. Pek çok vaka ise 'boş' çıkıyor. Yani ya hasta iyileşmiş oluyor ya da ambulans varmadan hastaneye götürülüyor. Kamuoyuna yansıyan 'ambulans rezaleti' haberleri nedeniyle, artık daha çok dikkatli davranılıyor ve ambulanslar daha fazla vakaya gönderiliyor.

Tıpkı Taksim İstasyonu'nda tekrar çalan telefonun haber verdiği gibi. Hilton Oteli önünde trafik kazası ihbarı üzerine ambulans dört dakikada olay yerine varıyor. Otelin güvenlik görevlisi kazanın maddi hasarlı olduğunu, kendisinin aradığını özür dileyerek belirtiyor.

Bazı yollar çok dar
Ambulans gece karanlığında Taksim'e doğru süzülüyor yeniden. Ama istasyona varmadan Tarlabaşı'nda birinin sara nöbeti geçirdiği haberi geliyor. Tarlabaşı'na yönelen ambulans dar sokaklardaki trafikten ilerleyemiyor. Birden infial oluyor. Polis ve vatandaşlar bir hengâmenin içinde ambulansa yol açmaya çalışıyor.

Güçlükle yerde yatan gence ulaşılıyor. Birkaç dakika içinde yaklaşık 300 kişi birikivermiş. Ambulansa alınan gence alkol koklatılıyor ancak kendine gelemiyor. Dr. Kılıç uyuşturucu aldığından şüpheli.

Bağırıyor, küfür ediyor...
Tarlabaşı'nın arka sokaklarından çıkmaya çalışan ambulansta doktor ve hemşire sağa sola savruluyor. Taksim İlkyardım Hastanesi'ne götürülen genç, bağırarak ve küfür ederek kendine geliyor. Dr. Kılıç , 'Ne yapalım' der gibi kollarını iki yana açıyor. Ekibin 24 saatlik mesaisi bu ve benzer olaylarla uğraşmakla geçiyor...

Ülgen: Kelle koltukta çalışıyoruz
112 çalışanları görevden değil sistemdeki aksaklıklardan yakınıyor. Merter İstasyonu'nda görevli Dr. Veysi Ülgen, 112'nin kurum olarak resmen olmadığını, genelgelerle yürütüldüğünü söylüyor. Resmen olmadığı için ne ödeneği, ne kadrosu bulunuyor 112'nin. Çalışanlar, bölgelerdeki hastanelerin kadrosunda.

Ambulanslar kaza geçirdiğinde tamir için uzun süre bekliyor. Ambulansların yıkandığı, dezenfekte edildiği bir birim de yok. Çalışanlar kendi ceplerinden para vererek yıkatıyor. Dr. Ülgen 'kelle koltukta çalıştıklarını' söylerken aynı gün içinde geçirdikleri kazayı anlatıyor: "Merter'den Cevizlibağ'daki bir kazaya yetişmeye çalışıyoruz. Kırmızı ışıkta geçince kaza yaptık. Polis, bizi kusurlu bulduğu için şoför Tacettin Bozkurt'a 83 milyon 100 bin lira ceza kesti. 112 cezaları karşılamadığı için şoförümüz bu parayı bir hafta içinde ödemek zorunda."

Çoğu bel fıtığı oldu
Dr. Ülgen, kendi görevleri olmadığı halde hasta taşıdıklarını, bu yüzden çalışanların yüzde 50'sinin bel fıtığı olduğunu vurguluyor. Zaman zaman oldukça ağır hastaları üç-beş kat aşağıya taşıyorlar, bazen de kafalarına silah dayanıyor.

Birkaç yıl önce kalp krizi vakası için Sultanahmet'ten Belgrad Ormanları'na giden Ülgen, yetiştiğinde hasta öldüğü için yakınları kafasına silah dayamış. Bazen İstanbul'un en ücra semtlerine gecenin bir yarısı gitmek zorunda kalıyorlar. Ambulanslarına zarar verildiği, tehdit edildikleri oluyor. Ancak tüm bunlara karşın hukuki yollara başvurmuyorlar: "Nasılsa cüzi bir ceza alır, sonra paraya çevrilir, hatta tecil edilir. Uğraşamazsınız."
(Radikal)
486
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.