Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Okutsak mı, yaksak mı?

Okutsak mı, yaksak mı?

Kadıköy Belediye Başkanı Öztürk, zabıtanın topladığı korsan yayınları cezaevine gönderdiği için 'korsana meşruiyet kazandırmak'la suçlanıyor. Öztürk 'Okutmayalım, yakalım mı' diyor.

Korsan yayınla mücadelede en çok belediyeler eleştiriliyor. Korsan yayın üreticisi ve satıcısına karşı kararlı tutum göstermedikleri söyleniyor. Eleştirilerin biri, belediyelerin satıcıları 'işsiz güçsüz çocuklar, bazıları üniversite öğrencileri' gibi 'şefkat' tonlu yaklaşımla kollamaları, diğeri de 'ucuz kültür ürünü' olduğu gerekçesiyle korsana göz yummaları.

Kadıköy Belediyesi'nin topladığı korsan kitapları cezaevlerine göndermesi, 'korsan kitaba meşruiyet kazandırması' iddiasıyla mahkeme konusu oldu. Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün savunması şöyle: Depolar ağzına kadar dolu. Ne yapalım bilemiyorum. Cezaevlerine göndermeyip de kitapları yaksa mıydık?

Diğer yandan ilginç bir gözlem var: Korsan kitap ve CD piyasasının sadece az gelirlilerin rağbet ettiği bir hayır işi olduğunu varsaymak yanlış. Örneğin Bağdat Caddesi gibi gelir standardı Avrupa ülkelerinin de üzerinde olan bir yerde adım başı korsan kitapçı ve CD'ci görmek mümkün.

Korsan kültür ürünü satın alan tüketeciyi suçlamanın da kapitalist piyasa mantığıyla ne kadar uzlaştığını soranlar var.
Korsan yayının en yaygın olduğu iki ilçe, İstanbul Kadıköy ve Ankara Çankaya Belediye Başkan yardımcılarıyla konuştuk:
Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin :

Korsan yayında en çok eleştiri alan belediye Kadıköy. Bunu hak ediyor musunuz?
Son beş yıldır Kadıköy sınırlarında korsan yayıncılıkla mücadele ediyoruz. Korsan CD ve kitapları topluyoruz. Depolarımız dolu. Elimizde 100 tane zabıta var. Ve bu kadar kişiyle iş görmeye çalışıyoruz. Bu zabıtadan 28'i de hastane raporlu çünkü kitap-CD toplamaya kalkınca yaralanmalar oluyor. 300 milyona çalıştırdığımız adamı harbe gönderiyoruz. Burada fakir fukara satıcıların peşinde koşmakla bu iş çözülmez. Zaten o adam işsizlikten bu işe girmiş, zabıta yakalıyor, kitapları topluyor, sonra satıcı serbest kalıyor.

Satıcı değil, kaynağına gidilmeli diyorsunuz...
Evet tabii. Asıl sorun kaynağını kurutmak. Bugüne kadar bu iş yüzünden kimse yargılanmadı, kimse ceza almadı. Biz 20 klasör dolusu tutanak tutmuşuz, ama hepsi savcılıktan geri dönüyor. Bu zaten belediyenin asli görevi değil. Bizim işimiz kirliliği önlemek. Hangisinin suç olduğunu belirlemek bizim görevimiz değil. Yoksa korsan mal satmakla silah satmak aynı şey. Ama biz ancak açtığı yer yasal değilse kaldırabiliyoruz.

Ama bunlar dükkânlarda satılıyor. Yazıcıoğlu Pasajı'nda satılıyor. Malın sahibi, telif hakkı sahipleri istemezse biz nasıl gidip dükkânları basarız. Nasıl Yazıcıoğlu'nu basarız. Yazıcıoğlu'nda neler döndüğünü MİT'ten Başbakan'a kadar herkes biliyor ama bir şey yapılmıyor.

Topladığınız kitapları cezaevlerine göndermeniz de suç olarak nitelendi.
Evet. Depolar ağzına kadar dolu. Ne yapalım, dedik, cezaevlerine gönderdik. İnsanlar ekmek bulmuş gibi sevindi. Daha çok talep gelmeye başladı ama ben bu yüzden üç dava ile uğraştım. Şimdi hepsinden beraat ettim, ama bakın bir savcı bana mektup yazarak ne hayırlı iş yapmışsınız diyor, bir diğeri de beni dava ediyor. İşte Türkiye'de hukuk bu. Şimdi bu kitapları imha etsek de suç. Burada çürüyüp duruyorlar.

'Kazak satanla kitap satan işportacı aynı değil'
Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Yüksel Işık:

Siz korsan yayın konusunda neler yapıyorsunuz?
Ankara'da Çankaya korsanların en çok rağbet ettiği bölge, doğru. 250 kişilik zabıta ekibimizle ve kurduğumuz 'seyyar ekip'le önlemeye çalışıyoruz. Ama o kadar hızlı çoğalıyorlar ki...
Zabıta memurumuz korsan satıcıyla karşı karşıya geldiğinde olay çıkıyor. İkisi, yani zabıtayla satıcı savcının karşısına çıkıyor ve sanki iki vatandaş kavga etmiş de huzuru kaçırmış muamelesi görüyor. Zabıtaya farklı bir yetki verilmiyor.

Satıcıların üzerine gitmenin 'fakir fukarayla uğraşmak' olduğu gibi bir anlayış var...
Satıcılara hoşgörü göstermek, yok fakirlermiş, yok üniversite öğrencileriymiş gibi duygu sömürüsü yapılarak bu işi meşrulaştırmak doğru değil. Satanlar da ne sattığını biliyor ve bu bir fikir hırsızlığı. Satıcılar bu mafyalaşmış örgütün son ayağı sadece. Ama esas olarak kaynağı kurutulmalı. Başta Kültür Bakanlığı, sonra İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı'nın bu konuya eğilmesi ve yerel yönetimlerin özellikle bu konuda yetkilerinin artırılması bu kaynağın kurutulması adına şarttır.

Korsan yayınla mücadele, işportacılarla mücadeleyle aynı görülüyor galiba...
Aslına bakarsanız gerçekten de yasaya göre bir belediyenin zabıtası için kazakla kitabın arasında bir fark yok. Fakat burada da belediyenin hassasiyeti etkili oluyor. Biz, bir kitabın korsanının basılmasını en büyük hırsızlık olarak niteliyoruz. Çünkü bu fikir ve sanat hırsızlığı dolayısıyla kazakla arasında önemli bir fark var.

New York'lu ile İstanbullu farkı
Türkiye'de korsanın yaygınlaşmasının en büyük gerekçesi olarak kitap pahalılığı gösteriliyor.
New York'ta vasıfsız bir işçinin saat ücreti 7-15 dolar arasında. Müzik CD'lerinin 10-20 dolar, yeni kitapların ise 5'ten 100 dolara kadar daha geniş bir yelpazede fiyatlandırıldığı bir ortamda vasıfsız bir işçi rahatlıkla istediği kitap ve müziğe ulaşabiliyor. İstanbul'da ise vasıfsız bir işçi 400 milyon lira civarında para kazanıyor. Türkiye'de yabancı CD'lerde 20-30 milyon, yerlilerde 5 milyon civarında, kitaplarda ise 5 ila 30 milyon lira arasında fiyatlar var. Buna göre New York'lu bir vasıfsız işçi haftada beş gün, günde sekiz saat çalışırsa tüm maaşı yaklaşık tanesi 10 dolardan 170 kitaba denk gelirken, İstanbullu arkadaşı tanesi 10 milyondan 40-45 kitaplık bir bütçeye sahip. New York'lu, yerli-yabancı fark etmeksizin 120-150 CD alabilirken, İstanbullu çalışanın maaşı 80 yerli ve sadece 15-20 yabancı CD'ye denk gelmekte. Bu arada New York gibi büyük metropollerde bizdeki sahaf piyasasına kıyasla daha geniş , ucuz ve dinamik bir ikinci el piyasası var.
(Radikal)
519
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.