Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

O 'ebedi kadın', İtalya gibi, opera gibi...

O 'ebedi kadın', İtalya gibi, opera gibi...

Usta yönetmen Betrrand Blier, Dönüş Yok filminde izlemiş Monica Bellucci'yi. Ve kendi deyimiyle 'şok olmuş'.

Monica'nın fotoğrafları sağda

Öyküsünü 'Marilyn Monroe bile böyle oynayamazdı' dediği Bellucci için yazdığı Beni Ne Kadar Çok Seviyorsun? 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin ardından şimdi de ticari gösterimde. Bellucci filmle ve hayatla ilgili düşüncelerini anlattı.

"Fahişe rolü oynamadan, bir aktrisin büyük bir kariyeri olmaz". Bu gerçekten mecburi bir geçiş mi?
Bunu şaka olsun diye söylemiştim. Ama sinema tarihinin bir parçası olan muhteşem roller vardı: Sophia Loren ve Marcello Mastrioanni'yi "İtalyan Usülü Evlilik"te, Catherine Deneuve'ü "Gündüz Güzeli"nde ve Giulette Massina'yı "Cabiria Geceleri"nde düşünüyorum.

Filmde birlikte çalıştığınız yönetmen Bertrand Blier'yi nasıl görüyorsunuz?
Beni tanımadan, benim için, bir kez Gaspar Noé'nin filminde gördüğü bir aktris için bir rol yazmasından ötürü çok etkilendim. Bu da alışılagelenin dışında bir duyarlılığı ve aktörleri çok sevdiğini kanıtlıyor. Bertrand'la çalışmaya başladığımda, bana "dikkatli ol, o bir düşmanıdır falan" dediler. Kesinlikle böyle bir şey yok, yönetmenin arkasında, bir kadının ne olduğunu, nasıl yaratıldığını tahmin etmeye çalışan bir erkek var. Bir yanıt bulabileceğini sanmıyorum ama en azından, deniyor.

Bu rolle, fiziğinizin çok üstüne çıktığınız, geliştirdiğiniz hissine kapıldınız mı?
Şimdiye kadar, gerek Dönüş Yok'ta (Irréversible) gerek Gizli Ajanlar'da (Les Agents Secrets), gerekse Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi'nde (La Passion du Christ) farklı ve oldukça ilginç rollerde oynadım. Sanırım bu rol, oyunculuk yolumda kesinlikle bir evrimi temsil ediyor.

Çıplak sahnelerde nereye kadar gidilebilir? Edeple utanmazlık arasındaki sınır nedir?
Bu yönetmene bağlıdır. Ben vücut dilinin de en az yüzümüz kadar limitsiz bir ifade gücü olduğuna inanıyorum. Vücudumu göstermekten korkmuyorum. Bunu, bedenimin bir obje olarak vurgulandığı "Irréversible" filminde kanıtladım. Aynı zamanda, bu çok şahsi bir durum. Çıplaklık rol için önemliyse, yönetmene güvenirim. Blier'yle, bir rahibe rolü oynamayacağımı gayet iyi biliyordum. Ama film çok edepli kalıyor.
Monica Bellucci fotoğrafları için tıklayın.

Küçük kızınızı doğurmak için bir süre sinemayı bıraktınız. Bu sizin hayatınızı veya iş kavramınızı değiştirdi mi?
Bir kadın olarak kendimi daha mutlu hissediyorum. Annelik, yaşamayı çok istediğim bir deneyimdi. Hamile kalmak, doğurmak, emzirmek, bunların hepsi beni çok mutlu etti. Çekim sırasında, kızım benimle birlikte karavanımdaydı ve bu durum bana çok yardımcı oldu. Bir aşk sahnesi çekip, iki dakika sonra süt vermek, benim için çok güzel, aktrislikten kadınlığa geçişte çok sağlıklı bir durumdu. Zaten, kızımın sürekli yanımda olması, çok çalıştığımı unutmama yardımcı oluyor.

Filmde canlandırdığınız Daniela kimdir? İki erkek arasında yani, loto'yu kazanan müşterisi ile onu satmakta tereddüt eden adam arasında, ikiye bölünen iyi kalpli bir fahişe mi?
O, aşkı bilmeyen ve erkeklerde arzuya neden olan karmaşık bir kadın. Bertrand Blier ile karşılaştığımda, bana bir fahişe rolünden bahsetti, ama rolün böyle olduğunu hayal etmemiştim. Sonra, farklı yaklaştım.

Çok fazla aşk verebilecek bir kadın gibi.
Evet, ama o bunu bilmiyor. Hatta giyinişiyle bile bir fahişe gibi durmuyor. Ben, senaryoyu okurken, jartiyer takan, çiklet çiğneyen, göğüslerini öne çıkartarak yürüyen yani bir fahişe gibi görünen bir kadın olacak sanmıştım. Ama kesinlikle öyle değil. Şehvetli bir kadın, ama çok klasik biri; normal etekler, kısa kazaklar, sivri topuklu ayakkabılar ve kilisede bir ayine bile giyeceği kadar düzgün bir manto giyen bir kadın. Sonuç olarak, karakter bayağı değil. Bu da Blier'nin güçlü yanı. "Ben sevilmek için yaratıldım" dediğinde, bu lafında çok ironi var. Bu komik bir şey, değil mi? Bence özellikle arzulanmak için yaratılmış bir kadın o.

Prensipte, aşık olmaması gereken bu hayat kadını, nasıl oluyor da, sonunda müşterilerinden biri olan François'ya sonunda aşık oluyor?
Çünkü gerçek hayatta, fiziksel olarak sevimli bir adam olan Bernard Campan, kişiliğini çok cazibeli birine dönüştürmeyi başarıyor. Onu keşfettikçe daha çok seviyorsunuz. Gerçek hayatta sanki bir sinema platosundaymış gibi. Sonuçta, çiftimiz uyum sağlıyor. Daniela, kendisini başka kimsenin sevmediği gibi seven François'yı keşfetmeyi öğreniyor. Utanma, sıkılma duygusunu yeniden keşfediyor, bu onu çok etkiliyor.

Bu, aşk hikayesine dönüşen para hikayesini, biraz belirsiz bulmuyor musunuz?
Belirsiz olduğu kesin, ama aynı zamanda, fahişelerin büyük çoğunluğu bu işi para için yapıyor. Bir bakıma, bu kendini aşktan korumanın bir yolu. Ve aşkla karşılaştığında, tüm kadınlar gibi çözülüyor.

Siz bu soruyu nasıl yorumlarsınız: Beni ne kadar seviyorsun?
Bu başlığa bayılıyorum. "Ne kadar?". Bu filmin başı, "beni seviyorsun" da sonu. Kazanan aşk. Ve aşkın gözü kör olduğu için de, paranın bir değeri yok.
(Hürriyet)
345
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.