Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Mülk erkeğe güç veriyor!

Mülk erkeğe güç veriyor!

Kadınların ekonomik olarak erkeklere bağlı olması, şiddetin en temel dayanağı.

Ege Üniversitesi Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKAM) Müdürü Prof. Dr. Nurselen Toygar, kadınların ekonomik olarak erkeklere bağlı olmasının, şiddeti üreten en önemli nedenlerden biri olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Toygar, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'ya, 'Türkiye´de Töre ve Namus Cinayetleri' ile ilgili dosya sunduğunu belirterek, dosyanın içeriğiyle ilgili bilgi verdi. Bir insan hakları ihlali olan kadına uygulanan şiddetin, 'erkek egemen inanışın kadın üzerinde kurduğu tahakküm' olduğunu belirten Prof. Dr. Toygar, Türkiye'de de binlerce kadının, cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğradığını ve şiddete maruz kaldığını söyledi.

Prof. Dr. Toygar, otuz yıl öncesine kadar herhangi bir uluslararası sözleşmede yer almayan 'kadına karşı şiddetin', kadın haklarının savunucusu olan sivil toplum kuruluşları ve EKAM gibi merkezlerin mücadelesiyle ülkenin belli başlı sorunları arasında yer aldığını belirtti. Hala dünyada olduğu gibi Türkiye´de de binlerce kadının, cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğradığını ve şiddete maruz kaldığını ifade eden Prof. Dr. Nurselen Toygar, şöyle dedi:

'Şiddeti normal karşılıyorlar'
'Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu verileri, kadınların ve kız çocuklarının ölümünde, şiddetin önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Sorunun en vahim tarafı, çok sayıda erkek ve ne yazık ki kadın, hala aile içi şiddeti normal bulmaktadır. Özellikle kadınların yüzde 86'ısı şiddete uğradığı halde, şiddete maruz kalan kadınların şiddeti normal kabul etmesi, sorunun çözümünü daha da güçleştirmektedir. Türk toplumsal yapısında erkekler mülkiyetin büyük bir kısmına sahiptirler. Erkekler, tüm gayrimenkullerin yüzde 92'sine sahiptir. İktisadi faaliyetleri yönetirler. Tüm karar alma süreçlerinde daha etkindirler ve üretim faaliyetlerinin değerlerini kararlaştırırlar. Ev içi emek üretim tanımsızdır ve üretim olarak kabul edilmez. Kadınların ekonomik olarak erkeklere bağlı olması, şiddeti üreten en önemli nedendir.'

Prof. Dr. Toygar, Uluslararası Af Örgütü'nün 'Türkiye'de kadına yönelik şiddet' raporunda, Türkiye'de 640 bin kızın çeşitli nedenlere zorunlu eğitim alamadığı, çalışan kadınların ücretlerinin erkeklerin yüzde 20-50'si kadar olduğuna yer verildiğini söyledi. Prof. Dr. Toygar, 'TBMM üyelerinin yüzde 76'sı erkektir. Doğu ve Güneydoğu'da kadınların yüzde 50.8'i onayı alınmadan baba zoruyla evlenmekte, itirazıysa ölümle sonuçlanmaktadır' diye konuştu.

'Kocaya karşılık verdin al sana dayak'
Aile dışında gerçekleşen şiddet için toplum sorumlu tutulurken, aile içinde oluşan şiddetin gizli kaldığını, özel hayat olarak kabul edildiğini, çoğu kez olağan ve yasal olarak karşılandığını belirten Prof. Dr. Nurselen Toygar, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Türkiye'de kadınlara yönelik şiddetle ilgili güvenilir, sağlıklı ve bağımsız çok sınırlı veriler bulunmaktadır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün 2003 yılında bin 480 kadın ile yaptığı anket çalışmasında, ilginç sonuçlar tespit edilmiştir. Koca tarafından dövülmesine rağmen, kadınlar bazı konularda kocalarını haklı buluyorlar. Bunlar, kocaya karşılık verme, lüzumsuz para harcama, çocukların bakımını ihmal etme, cinsel beraberliği reddetme, yemeği yakma olarak sıralanabilir. Doğuda yaşayan kadınların hemen hemen yarısı, yüzde 49 gibi bir oranla belirtilen durumlardan en az birini kadının kocası tarafından dövülmesinde haklı bir gerekçe olarak görürken, bu oran batıda yüzde 33'e düşmüştür. Hiç eğitim almayan kadınların yüzde 62'si şiddeti haklı görmüştür. Çalışan kadınların aile ekonomisine katkıları olmasına rağmen, kazancın kullanımında karar verme oranı ancak yüzde 10.1'dir.'

'Karakollara eğitim'
Prof. Dr. Toygar, kadınların şiddete maruz kaldıkları durumlarda ilk başvuru birimleri olan semt karakol görevlilerinin bu konuda eğitilmesinin önemli olduğunu savundu. Prof. Dr. Toygar, 2001-2004 yılları arasında 147 bin 784 kadının şiddete maruz kaldığının resmi kayıtlara girdiğini, kadınların, şiddet gerekçelerini aile sırrı olarak gördükleri için açıklamakta zorlanmakla birlikte, kocalarına itaat etmedikleri için şiddet gördüklerini vurguladıklarını söyledi.

Şiddet gören kadınların sadece dörtte birinin hastane ve sağlık kuruluşlarına başvurdurduğunu, yaşanan şiddetin saklanmaya çalışıldığını savunan Prof. Dr. Toygar, 'Şiddete uğrayan kadınların yüzde 91'i etkin bir çözüm düşünememekte, yalnızca yüzde 15'i evi terk etmekte, yüzde 8'i terk etmeyi düşünmekte, yüzde 5'i boşanma davası açmakta, yüzde 2'si intiharı düşünmekte, çalışan kadınlar, çalışmayanlara göre daha az dayak yemektedir´´ diye konuştu.

'Mağdur kadın, nedeni erkek'
Prof. Dr. Toygar, genel olarak 'şiddetin kaynağının' eğitimsizlik, yoksulluk, cinsiyetçi bakış açısı ve devlet politikalarında 'yer edinememesi' olduğunu öne sürerek, söyle dedi: 'Nedeni de siyasette kadın bakış açısına sahip kadın temsilinin oranındaki azlıkla açıklanabilir. Bu gün Türkiye siyasette kadın temsili açısından dünyada 96, AB´ye üye ve aday ülkeler arasında 29. sırayla en sonda yer almaktadır. Dolayısıyla bu kadar az temsil, kadının ayrımcılığa uğramasını ortadan kaldırmaya yetmemektedir. İstatistiklere göre 4 bin 957 tecavüz, 3 bin 616 tecavüz girişimi olayı yaşanmıştır. 2003 yılında 6147 şiddet davası görülmüştür. Aile içi şiddettin mağduru kadın olabilir ama nedeni erkektir. Bu nedenle erkeğe ulaşarak, uyguladığı şiddetin kadındaki dolayısıyla çocuklarındaki ve ailesindeki toplumsal ve psikolojik yıkımları, bıkmadan usanmadan devletin kurumlarınca anlatılması ve erkeğe yasal yaptırımlar dışında esas olarak uzun süreyle psikolojik destek tedavileri alması zorunlu hale getirilmelidir.'
265
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.