Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

"Modacıların hayatı ahım şahım değil"

"Modacıların hayatı ahım şahım değil"

Ünlü modacı Hüseyin Çağlayan, Türkiye'deki ilk kişisel sergisini açtı. Sergide farklı defilelerinden performansların görüntülerini ses ve ışık gösterileri eşliğinde ziyaretçilere sunuyor. Çağlayan söz giyim tarzına gelince, "Sade bile değil. Çok sade" diyor.

Dünyanın en ünlü modacıları arasında gösterilen Kıbrıslı Türk modacı Hüseyin Çağlayan, Türkiye'deki ilk kişisel sergisini Siemens Mobile'ın sponsorluğunda Maçka Galerist'te açtı. Çağlayan'ın 31 Mayıs'a kadar izlenebilecek "Echoforms" adlı sergisi için Galerist'in içi değiştirildi ve serginin konseptine uygun hale getirildi. Galerinin girişinde ziyaretçileri Çağlayan'ın son defilesinin görüntüleri karşılıyor. Tamamen siyaha boyanmış duvarların arasında kuş sesleri eşliğinde ilerlerken, duvarlara tasarımcının kendi hazırladığı kısa film benzeri görüntülerle eski kreasyonları yansıyor. Daha önce New York'tan Amsterdam'a kadar dünyanın birçok yerinde benzer sergiler düzenleyen Çağlayan yoğun programının arasında bize sergisini ve İngiltere'deki hayatını anlattı.

Bir elbiseyi tasarlamakla onu bir galeriye yerleştirmek arasında nasıl bir fark var?
Zor bir soru. Elbiseyi tasarladığın zaman onun bir galeri ortamında nasıl olacağını göremiyorsun. O elbiseyi başka bir ortama koyup fotoğrafını çektikten sonra onu galeride düşünebiliyorsun. Çünkü bir koleksiyonda yapıta dönüşebilecek az parça var.

"Moda ve sanat çok ayrı şeyler"
Türkiye'de sergi açmak nereden aklınıza geldi? Kişisel bir sergi istiyor muydunuz?
Yok. Hiç düşünmemiştim. Galerist'ten Murat Pilevneli beni aradı. "Böyle bir sergi düşünür müsünüz?" dedi. Malzemelerin çoğu elimde vardı. "Neden olmasın?" dedim.

Sergide normalden az sayıda tasarım var gibi...
Burada sergilediğim video filmlerin hepsini yapmak çok uzun zamanımı aldı. Hepsi ayrı bir proje. Film oldukları için az sanıyorlar ama öyle değil. Hepsiyle tek tek uğraştım. Bazı eserler hiç bilinmiyor daha.

Modayla sanat arasında nasıl bir bağ var?
Çok ayrı şeyler. Çünkü moda endüstriyel bir süreç. Sanat ise endüstriden daha uzak. Ama o tarz çalışan insanlar var. Ayrıca moda gelip geçici bir olay.

Kendinizi tam olarak nasıl tanımlıyorsunuz? Modacı mı, sanatçı mı?
En başta tasarımcıyım. Herhalde aynı zamanda da sanatçıyım. Çünkü fikirler ilgimi çekiyor. Ama kategorize edilmek istemiyorum.

"Erkek koleksiyonumda da kesim ve kumaş önemli"
11 Eylül'den sonra insanlarda Doğu'nun yaşam tarzına, kültürüne karşı bir ilgi uyandı Siz İngiltere'de böyle bir şey gözlemlediniz mi?
Bir dönem isminin önünde Müslüman sıfatı olan herkes bir paranoyaklık yaşadı. Seyahat ettiğinde bile ismin Mustafa ya da Hüseyin ise iki kez bakıyorlar pasaportuna. Mesela beni ilk kez Hollanda'da "Müslüman tasarımcı Hüseyin Çağlayan" diye tanıttılar. Ben de oradaki konuşmalarımda "Katılan diğer tasarımcılar için neden Hıristiyan tasarımcı demiyorsunuz?" dedim.

Türk modacıların yurtdışında şansları var mı?
Var tabii, yeter ki bilinsinler. Eğer yaptığın işleri gösterme fırsatın varsa başarılı olmak için hiçbir engel yok. Burada tarzı iyi olanlar arasında en iyisi Ümit Ünal. Onun gelişimi bana daha ilginç geliyor.

Türkiye'de birçok kişi Hüseyin Çağlayan ismini popçu Nil Karaibrahimgil'in albüm kıyafetlerini hazırlayınca öğrendi. O da tasarımlarınızı çok beğendiğini ama Türkiye'de onlarla rüküş seçildiğini söyledi...
Nil benden sadece albüm için giyindi. O olay benden çok sonra oldu. Biliyorum çünkü Nil'le yazışıyoruz sürekli. Benim kıyafetlerimle rüküş seçilmedi yani.

Modacıların genelde pahalı ve süslü giyindikleri sanılıyor. Ama mesela siz sade giyiniyorsunuz. Tarzınızı nasıl buluyorsunuz?
Sade bile değil. Çok sade. Tasarlanmış şeyleri giymeyi sevmiyorum. Erkek koleksiyonumda da kesime ve kumaşa önem veririm. Özellikle erkeklerin fazla tasarlanmış olması hoşuma gitmiyor. Modacıların ahım şahım bir hayat yaşadığı sanılıyor ama hiç öyle değil. Zamanının çoğunu toz toprak içindeki fabrikalarda prova yaparak geçiriyorsun.

"Geleceğimin farklı olacağını biliyordum"
Hep tasarımcı mı olmak istiyordunuz?
Önce mimar olacaktım. Birçok okula müracaat etmiştim. Bir moda okulu olduğunu bilmiyordum bile. Bir yerde St. Martins diye bir okul olduğunu okudum. Babam da yıllardır İngiltere'de oturuyordu. Türk kültüründe eğer çizimin iyiyse hemen mimarlık okumanı isterler. Çünkü ailen başka şeyden para kazanacağını düşünemiyor. Moda okurken geleceğimin farklı olacağını biliyordum. Sadece modayla ilgilenmeyeceğimin de farkındaydım.

Aileniz destekledi mi sizi bu kararınızda?
Okurken annem destekledi. Babam pek anlamadı aslında tam olarak ne yapmak istediğimi.

Dünyanın en iyi modacıları arasında gösteriliyorsunuz. Bu kadar başarılı olacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Hayır. Ben ilk başta kendi işimi kurmak istemiyordum bile; başkalarının yanında çalışmak istiyordum. Ama yaptığım işlerle komisyonlar almaya başlayınca, bir de mezuniyet defilem basından çok ilgi görünce başladı bu iş.

Tom Ford size Gucci'de çalışmanız için teklif getirdi. Neden reddettiniz o teklifi?
Anlaşamadık. Ayrıca şu anda büyük bir imparatorluğa ait olmak istemedim. Çünkü tektipleşiyorsun. Zaten sahip oldukları tasarımcıların hepsi aynı olmaya başladı.
(Milliyet)
327
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.