Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Matrix'in eski ve yeni yıldızları

Matrix'in eski ve yeni yıldızları

Kimsenin bir fikir birliğine varamadığı ve hâlâ felsefesini sorguladığı "Matrix" yeniden yüklenmiş haliyle karşımızda. İşte ilk Matrix'in ve Matrix-Reloaded'ın eski ve yeni yıldızları.

Matrix-Reloaded özel sitesi için tıklayın

Monica Belluci
Yeraltı Tanrı'sı Hades'in kraliçe yapmak için kaçırdığı Yunan Tanrıça'sı Persephone'un güzelliği dillere destandır. Bu mitolojik hikâyenin "Matrix"teki Persephone ile ne kadar ilgisi var bilinmez ama onu canlandıran Belluci'nin güzelliğinin, filmin destansı öğelerinden biri olduğu kesin. Bir de fettanlığı var ki, Belluci bile "Zaman zaman beni de ürküttü" diyor, "Çok duygusal biri o ama mistik yönü insanı korkutuyor".
Matrix güç kırıcısı olan bu tehlikeli kadının bir de Neo'yu baştan çıkartma çabaları var. Matrix'le ilk büyük yapım denemesini gerçekleştiren Belluci, kocası Vincent Casel'le rol aldığı, Gaspar Noe'nin "Dönüş Yok"uyla adından epeyce söz ettirmişti ama Hollywood kapısının Matrix'le aralandığını söylüyor. Haksız da sayılmaz çünkü sağlam rolleri kaptığı hali hazırda iki Amerikan yapımı film ("Tutku" ve "Gizli Ajanlar") seneye gösterimde.

Neil & Adrian Rayment
"Matrix"in en çok dikkat çeken yeni karakterleri bu İngiliz albino ikizler. 2,5 saat süren makyajları ve görünümleriyle uyumlu metalik giysileri her anlamda göz kamaştırıyor. İstilacı makinelerin dünyasının tüm sırlarını bilen Anahtarcı'yı korumakla görevli olan ikizler, herkesin tam tersine dövüş sahnelerini kolay atlatıp oyunculukta takılmışlar. Çünkü ikisi de yıllardır karate, boks, wu-tai öğretmenliği yapıyor ve bu ilk film denemeleri. "Performansımız çok arttı çünkü etrafımız kaliteli oyuncularla çevriliydi" diyor Adrian. Neil de "Şiddet bizim hayatımızdı zaten. O yüzden sadece teknikleri kamera açılarına göre ayarlamamız gerekti" diye ekliyor.

Hugo Weaving
Gözlükleri ile bir anda tüm dünyada "Matrix" modası yaratan Ajan Smith, intikam için güçlenip geri döndü. Hem de artık virüs gibi klonlanabiliyor ve elinden geleni ardına koymuyor. Böylece de Neo ile Ajan Smith mücadelesi de bir görsel şölene dönüşüyor. 1991'de "Kanıt" filmiyle Avustralya Film Enstitüsü'nden en iyi aktör ödülü kapan oyuncu "Çöllerin Kraliçesi" ile 1994'te ödüllerini ikiledi. Üçüncüyü de 1998'te "The Interview" ile kucaklayan Weaving, bu filmle bir de Montreal'den ödül aldı. "Matrix" ile büyük yapımlarda çalışmaya alışmış olsa gerek ki, filmografisine "Yüzüklerin Efendisi" üçlemesini de ekledi.

Jada-Pinkett Smith
Zion direnişinin önemli isimlerinden Niobe, filme yeni katılanlardan. İsmini Yunan mitolojisinden alan bu hırslı güzel, hem Morpheus'un eski sevgilisi olmasıyla hem de asker filosunun en küçük ve hızlı gemisinin kaptanı unvanıyla tanınıyor. Smith, canlandırdığı karaktere "gerçek bir savaşçı" derken, "Matrix" ekibine katılmak için "Muhteşem" diyor, "Ailenin bir parçası gibi hissetim kendimi." Smith de zorlu antrenmanlardan çaktırmadan yakınan oyunculardan, "Her ne kadar benim sahnelerim diğerleri kadar zor olmasa da tekmelerimi düzeltmek zorundaydım ve çok uğraştım". Asıl uzmanlığı dans olan güzel oyuncu, "Çılgın Profesör" ve "Çığlık 2" filmleriyle tanıttı kendini. Klip yönetmenliği deneyen Smith yakınlarda "Ali" filminde göründü.

Carrie-Anne Moss
Gözükara dövüşçü ve Neo âşığı Trinity, ikinci filmde epey kadınsı. Bir yanda silah arkadaşlarıyla Zion'u kurtarmaya çalışıp öbür taraftan da bir aşk mücadelesi veriyor. Moss çekimlerin çok zorlaştığını söylüyor, "İki filmi birden çekmek ve gittikçe zorlaşan bir durumu oynamak tam bir delilikti. Ama neyse ki çok çalışmayı seviyorum". Bacağının kırılması ile sekiz hafta setlerden uzak kalması bile 'kısmen' yıldırmış onu, "Bu film bitene kadar katlanırım ama artık böyle aksiyonlarda yer almayacağım". Moss tiyatro eğitimi görmesine rağmen gençliğinde mankenliğin büyüsüne kapılarak tüm Avrupa'yı gezdi. Neyse ki, İspanya'da dizi teklifi aldı da "hayatını kurtardı". "Matrix"in ardından gelen "Ekip", "Memento" ve "Çikolata" ile de iyice yer etti akıllarda. Şimdi ise aksiyondan ağzı yanan Moss, üfleyerek "Suspect Zero"yu çekiyor.

Laurence Fishburne
Tabiri caizse, "kunta-kinte" Neo'nun "usta"sı Morpheus! İsmini Yunan mitolojisindeki uyku tanrısından alan bu savaşçı için durmak yok. Zion şehri gitti gidiyor ve o, Matrix'e dönüp kötüleri yenmeye kararlı. Oyuncu, Matrix'in ne olduğunu hâlâ çözemediğini de itiraf ediyor. "Yönetmenlerimiz Wachowsky kardeşlerle ilk karşılaştığımda, sadece canlı bir Japon animesi yapacağız dediler. Ben de fikri müthiş bularak girdim içine. Sonra bu noktadan pek de öteye gidemedim". Sakatlanmalardan nasibini aldığı için biraz da yakınıyor: "Bu kadar çok çalışmayı ancak profesyonel atletler yapar. Ben belimi ve kolumu incittim. Bu da filme ödediğimiz vergiydi herhalde". Tüm bu şikayetlerin ardından "yanlış anlaşılmasın çok da eğlendim" demeyi unutmuyor. Fishburne, bu güne kadar hep usta isimlerle çalıştı. Acemiliğini de Francis Coppola ("Kıyamet", "Pamuk Kulübü"), Steven Spielberg ("Mor Yıllar") ve Spike Lee ("Uyku Okulu") ile attı. Tiyatroda bir Tony Ödülü olan, arada televizyonda bir görünüp bir kaybolan Fishburne en son, "Galiba hata yapıyorum kendimi saklamakla. İnsanlar artık yanıma gelip 'Pulp Fiction'da çok iyiydiniz Bay Jackson' diyor. Benim de sinirim bozuluyor" diyerek girdiğini söylüyor "Matrix"e. Bir de bu yüzden asla pişman olmadığını!

Keanu Reeves
Keanu Reeves ile hayat bulan Neo, ilk filmdeki kararsızlığını yenmiş, kendine daha çok güvenen biri şimdi. Makinelerin yok etmek istediği Zion şehrindeki insanları korumak için canla başla mücadele ediyor. Artık Neo için "seçilmiş" olmak, sorgulanması değil kabullenilmesi gereken bir şey. Ama kolay bir mücadele değil onun verdiği. Bir de Neo'yu böylesine savaştırabilmek için Reeves'in çabaları var ki o en zoru belki. Aksiyon figürleri için dört ay eğitim alan oyuncu, Ajan Smith'le dövüştüğü ve çekimi 27 gün süren sahne uğruna her gün 12 dublörle çalışmış. Bir de çekimler bittikten sonra dublörlerin hepsine birer Harley - Davidson hediye ettiği rivayeti var. Serinin son halkası olan ve Kasım'da gösterilecek "Matrix-Revolutions"ın aynı anda çekilmesi ise ayrıca yorucu. Fakat Reeves, "Hayatıma bir yıl ara verdim bu projenin bir parçası olabilmek için. Ama şikayetçi değilim çünkü inanılmaz bir deneyim oldu. Kendimi geliştirdim, hatta Matrix'in sırları içinde kayıp bile oldum" diyor. Reeves kendini bu meçhul dünyada kaybetmeden önce, filmografisinde çokça küçük film ve az sayıda önemli yapım bulunduran Hollywood aktörlerinden biriydi. Çıkışını, 1991'deki "My Private Idaho" ile yaptı. Sonra, ilk köşeyi 1994'teki "Hız Tuzağı" ikinciyi de "Şeytanın Avukatı"yla döndü. İlk "Matrix"le de doruğa çıkan oyuncu, kariyerinin parlaklığını hiç kaybedeceğe benzemiyor.
(Radikal)
594
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.