Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Mark: Bush, konuşmaya değmez

Mark: Bush, konuşmaya değmez

Dünyanın önemli fotoğrafçılarından Mary Ellen Mark, kültürel sınırları aşmamız gerektiğine inanıyor. Mark, Bush için 'Konuşmaya değmez' diyor.

Sonunda bir efsaneyi kanlı canlı görebildik. Dünyanın en önemli fotoğrafçılarından Mary Ellen Mark, İFSAK ile TNT Ekspers'in işbirliği sayesinde World Press Photo 2004 yarışma sergisinin açılışı için Türkiye'ye geldi. Yarışmada 'İkizler' projesiyle 'Sanat ve Eğlence' kategorisinde birinci olan Mark için Türkiye, çok önemli ve özel bir ülke. Çünkü yıllar önce, 1965'te Fulbright bursu sayesinde Türkiye'yi sıradan haliyle dolaşan Mark, İzmir, İstanbul ve Trabzon'da çektiği fotoğraflardan oluşturduğu portfolyosuyla profesyonel fotoğraf dünyasında adını duyurmuştu. Yani onun ülkemizle bir gönül bağı var. Hâlâ Türkiye onu heyecanlandırıyor. Bunun için yıllar önce Türkiye'de yaşadıklarınız sizde nasıl bir iz bıraktı diye sorduğumuz zaman, Mark'ın yüzünde tatlı bir tebessüm beliriyor ve sadece "Türkiye'de çok saygın bir maceram oldu" diyebiliyor.

Mark, fotoğraflarında 'Amerikan rüyası'nın ne kadar boş olduğunu anlattı. Ünlü 'American Odyssey' (Amerikan Destanı) projesinde bu rüyanın kaybedenleriyle ilgilendi. Aslında bunun sebebi çok basit, çünkü Mark'a göre her rüyanın boşlukları var. Mark, soruya soruyla karşılık verme âdetinin olmadığını belirtip bir istisna yapıyor: "Rüyaların hep güzel olduğuna bizi inandıran nedir?"

Hindistan'daki fahişeler, sokak çocukları, akıl hastaları, hapishanedeki kadınlar, Mary Ellen Mark'ın objektifinin kahramanları oldular. Yani objektifini hep 'sıra dışı' hayatlara doğrulttu. Elbette bunun bir sebebi var: "Aslında benim anlattıklarım sıra dışı konular değil. Dünyada, bu 30 yıl önce de böyleydi, kültürel sınırları aşmamız gerekiyor. Temelde evrensel olarak paylaşılan konuları seviyorum."

'Artist çekmenizi istiyorlar'
Mark fotoğraf çekmek için, pek de tekin yerlerde dolaşmadı. Üstelik bir de erkekler dünyasında kadın olarak var olma mücadelesi verdi. Kadın olmanın her alanda çok zor olduğunu belirten Mark, erkeklere göre daha çok çalışmak zorunda kaldığını söylüyor. Ama fotoğrafa başladığı döneme de atıfta bulunmayı ihmal etmiyor: "Benim fotoğrafa başladığım dönem fotoğrafçı olmaya çok uygundu. Çünkü Amerika'da çok hareketli günler yaşanıyordu. Her şey çok çarpıcıydı. Çektiğiniz fotoğrafları o zamanlar dergiler kullanıyordu. Şimdi o tür fotoğrafları kullanmıyorlar. Artist falan çekmenizi istiyorlar."

Belgesel fotoğrafın seyri hakkında neler düşündüğünü sorduğumuz zaman o da diğer fotoğrafçı üstatlarıyla benzer kaygıları dile getiriyor. Mark "60'lı 70'li yıllarda olduğu gibi belgesel fotoğrafa önem verilmiyor. Savaş fotoğrafçısı değilseniz fotoğraflarınızı yayımlatmanız çok zor. Çünkü çektikleriniz haber kapsamında düşünülmüyor" diyor.

Mark'ın her projesi onda ayrı bir iz bırakmış. Ama o en çok sirk çalışmasından keyif aldığını söylüyor. Röportajın başında politika konuşmak istemediği belirten Mark, kendisine Bush'la ilgili soru sormadığımız için çok memnun: "Çünkü Bush'la ilgili konuşmak, vakit kaybından başka bir şey değil" diyor.
(Radikal)
320
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.