Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Küle dönüşen emek...

Küle dönüşen emek...

Çağımızda, artık pikniklerde mangalcıların rağbet ettikleri odunkömürünün "enerji kaynağı" olarak insanlık için çok önemli bir geçmişi var.

Türkiye'de, yerel olarak torakçılık ya da torlukçuluk denilen odunkömürü üretimi çok yaygın şekilde hâlâ yapılıyor. Bir yanıyla otantik bir nostaljiyi simgeleyen bu üretim, diğer yanıyla da Türkiye'nin zengin toprakları üzerindeki fakirliğini gözler önüne seriyor.

Günümüzde akla gelebilecek her nesnenin temel ölçütü, temizlik ve saflık olarak kabul ediliyor. Öyle ki, yakın zamanlara kadar, politikacıların ağzında enerjinin bile temizinden söz ediliyordu. Aslına bakılırsa, temelde insanın neden olduğu ve tüm yeryüzünü tehdit eden enerji kirlenmesi göz önüne alındığında, "temiz enerji", artık hepimiz için yaşamsal önem taşıyor. Kuşkusuz enerji denilen şey, ne türden olursa olsun, ortaya çıkarken bir yanma şeklinde gelişiyor. Bu da bir kirlenmeyi kesinkes gerekli kılıyor.

Ancak, bu önemli fiziksel ve kimyasal olayın, bir tür kirlilik gibi algılanması, sanki biraz günümüze özgü bir titizlenmeymiş gibi geliyor. Çünkü binlerce yıl öncesinden itibaren gözlerimizi geriye çevirip düşündüğümüzde, bütün metal gereçlerin, demirin, altının, tuncun ve daha birçok metalin nasıl kullanılmış olduğunu pek dikkate almadığımızı görüyoruz. Sanki birileri, bu sert ve soğuk metalleri bir şekilde bizim için eritmiş gibidir.

Odunkömürün serüveni
İşte gerilere doğru gidip de, aklın ve emeğin bu ürünlerinin nasıl bir enerji tarafından şekillenmiş olduğunu irdelediğimizde, karşımıza çok ilginç ve belki hiç ummayacağımız bir madde çıkıyor: odunkömürü. Evet kara, tozlu ve pis görünümlü odunkömürü... Önce Demir ardından da Tunç çağlarına, nihayet silahlardan, mücevherlere ve dökme heykellere kadar hep odunkömürü enerjisinin ön planda olduğunu görüyoruz. Çünkü henüz ne kok, ne linyit ne de havagazının bilindiği dönemlerdeyiz ve geriye bir tek ham odunun kendisi kalıyor ki, bunun enerjisi de tek başına yakıldığında yeterli bir sıcaklık oluşturamıyor.

İlk kez kimler tarafından, nerede ve nasıl oluşturulduğunu henüz bilemediğimiz odunkömürü, günümüzde de Türkiye dahil, dünyanın çoğu yörelerinde hâlâ binlerce yıl önceki ilkel yöntemiyle üretilmeye devam ediyor. Tabii, ormanları sessiz sedasız yok etme adına...

Odunkömürü üretimine Türkiye'nin hemen her yöresinde rastlamak olası. Bunun için, gözden uzak tepelerin ve vadilerin arasında kalmış ıssız ve rüzgârı az, ama gerekli odunu bol yerlerin seçilmesi gerekiyor. Nerede tepelerin arasında kalmış uzakta bir ormanın içinden mavi ince bir duman yükselirse, burada odunkömürü üretildiğine emin olunabilir.

Trakya'da yaygın
Türkiye sınırları içinde en kolay görülüp bulunabilecek yerlerin başında Trakya bölgesi geliyor. Adına yörede "torakçılık" (ya da torlukçuluk) denilen odunkömürü yapımcılığı, özellikle Istıranca Dağları'nın çevresinde bulunan köylerde çok yaygın bir ata mesleği olarak sürdürülüyor.

Bazı isimler vermek gerekirse, kuzeybatıda Binkılınç ve Kofçaz arasındaki köylerle, Çatalca'nın Aydınlar, Başak ve Çiftlik köyleri söylenebilir. Bu arada Türkiye'nin güneybatısındaki Gaziantep ve Hatay çevrelerini de unutmamak gerekiyor. Son yıllarda Arap ülkelerinden gelen odunkömürü talebi, torakçılığı buralarda yeniden canlandırmış. Odunkömürünü üretmeleri için orman köylülerine, Orman İdaresi her yıl aile başına "bir makta" olmak üzere bir hak veriyor. Bir makta yaklaşık 10-20 ton arasında değişiyor. Ormanda makta olarak kesilen yerler, 20 yıl süreyle yenilenmeye bırakılıyor.

Bir torak (torluk) ya da 2,5-3 m. yüksekliğinde koni biçimli bir odun yığını yapmak için, öncelikle kömür yapımına uygun meşe, kayın, gürgen, dişbudak, karaağaç ve huş gibi sert dokulu ağaçların seçilmiş olması gerekiyor. Torağın kurulması için en uygun mevsim sonbahar; seçilen yer ise, sanki çok eski bir geleneği sürdürme kaygısından kaynaklanıyormuş gibi, geçmişten beri üretimin yapılmış olduğu alanlar.

23 işlemden geçiyor
Tabii bu kaygı geleneğin devamından çok, en uygun yerlerin yüzyıllar boyu denenerek bulunmuş olması. Bunun için aranan ön koşul, rüzgâra açık olmamak ve olabilirse, bir dere kenarında bulunmak. Çünkü odunkömürü, söylendiğine göre yaklaşık 23 ayrı işlemden geçtikten sonra kömür haline geliyor ve bunların arasında suyun da önemi büyük. Bu işlemlerin bir kısmı şöyle; kesim, budama, kümbet yapma, çeltik sapı ya da samanla örtme, toprak örtme, dolma, besleme, soğutma, eleme ve yıkama gibi...

Yapım aşamaları
Bu binlerce yıllık ilginç üretimin yapım şekli kısaca şöyle anlatılabilir: Torak (ya da torluk) yapımı için uygun odunlar seçilip hazırlandıktan sonra, torak (torluk) konisinin kendisi hazırlanır. Torak aslında, üzeri son olarak toprakla örtülmüş bir ocaktan başka bir şey değil. Torağın ilk kurulma aşamasında, orta noktasından 30 cm. aralıkla 3-4 sırık dikiliyor.

Torağın boyundan daha yüksek olan bu ağaç sırıklar, konik ocak yanarken ona bir baca işlevi sağlıyorlar. Ancak bu sırıkların, hava çekişini kolayca sağlayan tam bir baca özelliğini kazanması için uçlarından birleştirilmesi şart. Yine konik yapıdaki bu bacanın içine, daha sonra yanmayı kolaylaştırmak üzere talaş, yonga, kuru yaprak ve çalı çırpı doldurmak gerekiyor.

Bacanın etrafına ilk yapım aşamasında, havalanmayı sağlamak amacı ile ince çaplı ve yarılmış kuru odunlar altlık olarak yerleştiriliyor. Ardından kömür elde edilecek odunlar, çepeçevre, ama dikine olarak, bacanın etrafındaki oluşuma diziliyorlar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken incelik, odunların merkezden dışarıya giden diziminde, kalından inceye doğru sıralanması...

Torluğun tepe noktasına doğru odunların istiflenmesi, bu kez bir parabolik (hafifçe yana kaykılmış bir ovallik) oluşturacak şekilde gerçekleşiyor. Bu nedenle, en üstteki odunlar dikey değil, nispeten yatay şekilde yerleştiriliyor.

Yerleştirmeden sonra odunların kömürleştirilmesine başlandığında, önce hava ile doğrudan temasını kesmek için koninin üstü, yeşillik ve toprak olmak üzere iki örtü tabakasıyla kapatılıyor. Yeşil örtü denilen birinci örtü, tahmin edileceği gibi yosun, eğreltiotları, çimen ve yaprakları ile kayın ve köknar dallarından oluşuyor.

Yaklaşık 15-20 cm. kalınlığındaki bu tabakanın üstüne killi toprak, kömür tozu ve kırıntıları karışımından yapılan bir çamur, 5-10 cm. kalınlıkta örtü olacak şekilde torluğun üzerine sıvanıyor. Nihayet, torluğun ilk kuruluşunda hazırlanan bacanın içindeki yanıcı maddeler, bacanın altından ve üstünden yakılıyor. Yakma işlemi tercihen sabahın ilk saatlerinde ve rüzgârsız bir havada gerçekleştiriliyor. Torluğun içindeki ateş, koninin üstünden yanlara ve aşağıya doğru bir yelpaze biçiminde yayılıyor.

Ateşin, kömürleşmeyi sağlamak için 240-280 santigrat derece arasında olması gerekiyor. Yanmayı yönlendirmek için, torluğun üstünden toprak örtüsü deliniyor ve baca ortaya çıkıyor. İlk ateşlemeden 4 saat sonra, ateşi beslemesi için bacadan içeriye küçük odun parçaları atılmaya devam ediliyor. Bu işlem, 24 saat içinde 3-4 kez yineleniyor. Baca deliğinden önce su buharı, ardından sarı renkli bir duman ve son olarak da karbonmonoksit gazını simgeleyen mavi bir duman çıkıyor.

Mavi duman, kömürleşme sürecinin göstergesi sayılıyor. Bundan sonra, bütün delikler tıkanıyor. Torluğun dibinden açılan son bir delikten beyaz bir duman çıktığında ise, kömürleşme bütünüyle sona ermiş anlamına geliyor.

Yanma ve kömürleşme işlemi bittiğinde, torluk, soğuması için birkaç gün olduğu gibi bekletiliyor. Sönmüş torak çapa ve tırmıklarla bozulurken, içinden kor halinde çıkan kömürlerin üzerlerine su dökülerek gerçek odunkömürü elde ediliyor.

Kor halinde çıkan kömürün üstüne su dökülmezse, için için yanmaya devam edip kül haline geliyor. Bütün bu sürecin sonunda kömürün elde edilmesi, hazırlanan torluğun (torak) hacmine göre, yaklaşık 76 ile 107 saat arasında (iki haftayı da bulabiliyor) değişiyor. Yaklaşık 100 kg. odundan 20 kg. kömür elde ediliyor. Torakçıların ifadesiyle, 20 ton odundan 4 ton kömür elde ediliyor.

Ormanlar için tehlike
Torakçılık Türkiye'de günümüzde de çok yaygın yapılıyor. Bunların bir kısmı Orman İşletmesi'nin denetiminde, bir bölümü de gizli yapılıyor. Ne yazık ki... Bu türden gizli yapılan torlukçuluk ormanlar için büyük tehlike oluşturuyor. Tabii asıl üzülecek durum, ne denli otantik ya da nostaljik görünse de, AB'ye girmeye hazırlanan Türkiye'de tarihöncesine dayanan bir yöntemle, geçimlik "enerji" üretmeye çalışan çok sayıda insanın bulunuyor olması...
(Focus)
442
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.