Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Kıvırmayı ustasından öğrendim'

'Kıvırmayı ustasından öğrendim'

Türkiye'nin en iyi dans eden popçuları arasında gösterilen genç yetenek Atiye'den bir çocukluk itirafı geldi.

Güncellenme tarihi: 28.04.2014
Almanya'da doğan, ABD ve Türkiye'de yetişen Atiye, '12 yaşımda Gipsy Kings müzikleriyle dans ederdim. Biraz büyüyünce Mezdeke'nin CD'si ile oryantal yapmaya başladım. Kalçayı sallamanın bir formülü yok. Bunun eğitimini falan görmedim. Benim gördüğüm eğitimler bale, jazz, pop, modern, hip-hop... O kalçayı sallama bizim içimizde ve kanımızda var' diyor. ATİYE DENİZ BURADA Müzikle tanışman nasıl oldu? Almanya'da doğdum. Annem Hollandalı, babam ise Türk. 8 yaşındayken Amerika'ya taşındık. Oradan da Türkiye'ye geldik. Üç sene İzmir'de ilkokulu okudum. Bir müddet sonra Hollanda'ya taşındık oradan da; Almanya'ya gittik ve liseyi orada bitirdim. Yaşadığım ülkelerde farklı müzik ve dans eğitimleri aldım. Bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Aynı zamanda oradaki dilleri ve kültürleri de benimsemiş oldum. 8 yaşındayken piyano çalmaya, 12 yaşındayken ise beste yapmaya başladım. O dönem şan dersleri de aldım. Küçüklüğümden beri evde müzik dolu bir hayatımız vardı. Babam darbuka çalar, annem çok güzel şarkı söylerdi. Müziğe yatkın olan bir aileden geliyorum. Küçükken elinize mikrofonu aldığınız zaman kim gibi olmak istiyordunuz? O zamanlar Michael Jackson dışında bir idolüm yoktu. 12 yaşındayken Shady'nin şarkılarını dinlemeye başladım. Evde aynanın karşısına geçip Gipsy Kings'in müzikleriyle de dans etmeye başlamıştım. Tracy Chapman'ın sesi beni her zaman etkiliyordu. Teoman da her zaman beğendiğim bir isimdi. Türkiye'den de Nil Karaibrahimgil, Mirkelam, Duman, Bora Özer vardır. Yurtdışında değil de neden Türkiye'de albüm çıkarmaya karar verdin? Yurtdışını hiç düşünmedim. Almanya'da liseyi bitirirken ilk CD'mi yapmaya başlamıştım. 17 yaşındaydım ve İzmir'e staj yapmak için gitmiştim. Stajdan çok İzmir'deyken müzisyenlere bir araya geldim ve 'Gözyaşlarım' adlı albümümü hazırladım. Albüm yapacaksam Türkiye'de çıksın istiyordum. Çünkü burası benim ülkem ve burada müzik yapmak hoşuma gidiyor. Yurtdışında yaşayan birisi olarak müzik piyasasından kimseyi tanımadığınız o ilk dönemlerinizde ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Tabii ki önce zorluk yaşadım. Müzik piyasasında kimseyi tanımıyordum. İzmir'de amatör bir albüm yaptım. Güzel ve içime sinen bir albüm oldu. Yapmak istediğim 'melez müzik' ortaya çıktı. Ama o zaman ne bir plak şirketim ne de bir menajerim vardı. Kendi imkanlarımla bir şekilde albüm çıkardım. Parçam internet üzerinde tıklanmıştı. Müzik şirketlerinin kapılarının, yüzünüze kapandığı oldu mu? Onların kapısını çalmayı hiç denemedim. Her şey kendiliğinden oldu. İskender Paydaş gibi bir isimle tanıştım; bundan dolayı çok mutluyum. Onun hayalinde benim tarzımda bir albüm yapmak vardı. Sonrasında Nazan Öncel ile tanıştım ve turneye çıktık. Sony'den teklif gelince de kabul ettim. Şansınız yaver gitmiş... Evet. Çünkü hiçbir şeyim yokken bir anda güzel şeyler oluşmaya başladı. Şu anda her şeyin gelişiminden mutluyum. Çocukluk hayalimi yaşıyorum. Hep istediğim şey buydu. İngilizce albüm çalışmalarınız nasıl gidiyor? Albümüm bitmek üzere. Aynı zamanda Türkçe albüm için çalışmalara başladım. Kendi bestelerimden oluşan çok güzel şarkılarımız var. Babamın yazmış olduğu çok güzel besteler var. Albümü hemen çıkarma telaşım yok. İçime sinen bir albüm olmasını istiyorum. Yarım yamalak işleri kesinlikle sevmiyorum. Mükemmelliyetçi biri olduğum için titizim. İngilizce albüm yurtdışı için mi? Evet. Türkçe albümüm, Türkiye'de çıkacak. Yorumcu kimliğinizin yanı sıra besteci kimliğiniz de var. Şarkılarınızı yazarken çok zorlanıyor musunuz? Hiç zorlanmıyorum. Gelirse yazarım, gelmezse de zorlamam. Gerçekçiliği daha çok seviyorum. Yaşadığım şeyleri, söylemeyi seviyorum. Öbür türlü bir anlamı kalmaz. İlk albümdeki parçalar tamamen bana ait. Müzik piyasasına girdiğinizden andan itibaren Hadise ile karşılaştırılıyorsunuz... Hadise de yurt dışından geliyor, ben de. Ortak noktamız bir tek budur. Peki sürekli karşılaştırılmanız sizi rahatsız ediyor mu? Rahatsız değilim, benim hiçbir rakibim yok. Olmamalı da. Hepimizin tarzı apayrıdır. Ama bu tarz şeyleri normal buluyorum ve rahatsız olmuyorum. Şarkılarınız buram buram aşk kokuyor. Siz aşkı nasıl yaşıyorsunuz? Her genç kızın yaşadığı gibi yaşıyorum. Türkçe sözleri daha çok babam yazıyor. Aşk dışında bir- takım enteresan sözlerimiz oluyor. İlk albümde mesela 'Beyaz Eşya' adında feminist bir şarkımız vardı. Bir ev kadınını düşünün, kocası için güzel yemekler yapıyor, evini her gün temizliyor ama kocası eve sürekli geç geliyor. kocasının onu aldattığını biliyor ama haberi yokmuş gibi hayatına devam ediyor. Feminist bir yanınız var mı? Evet, biraz feminist bir yapıya sahibim. Bence artık kadınlar da en az erkekler kadar aldatıyor. O yüzden şarkılarımı kadınlar için değil; herkes için söylüyorum. Çünkü her şey değişmeye başladı. Bence bir kadın ve erkek ilişkide eşit olmalı. Aslında bu artık feminist bir görüşten çok genel geçer bir doğru haline geldi; çünkü böyle olması gerekiyor. İlk albümle gelen başarı; sizi şaşırttı mı? İlk albümde çok büyük bir başarı elde etmedim. İkinci albümde 'Atiye tarzı' ve markası oturmaya başladı. Bir ekibim oluştu. İlk klibim internet üzerinde çok tıklandı. İngilizce parça olmasına rağmen çok sevildi. Hiç İngilizce şarkılar döndürmeyen müzik kanallarında bile yayınlandı. Şarkılarınız kadar danslarınızla da adınızdan söz ettiriyorsunuz. Dans etmeyi nasıl öğrendiniz? Küçüklüğümden bu yana dans ederim. Kalçayı sallamanın bir formülü yok. Bunun eğitimi falan görmedim. Benim gördüğüm eğitimler bale, jazz, pop, modern, hip-hop... O kalçayı sallama benim içimizde ve kanımızda var. Kalça kıvırmasını Mezdeke sayesinde öğrendim. CD'lerini izleyerek oryantal dans yapıyordum. WALT Disney'in yeni bir sinema filmi çıkıyor. Camp Rock 2: The Final Jam. Bir gençlik filmi ve başrollerinde Demi Lovato, Joe Jonas ve Nick Jonas oynuyor. Türkiye'de vizyona girdiğinde şarkının Türkçe versiyonunu seslendireceğim. Özellikle çocukların çok hoşuna gidecek. İki hafta öncede klibini çektik. Rengarenk, cıvıl cıvıl klip oldu. Klipte, filmden de görüntüler olacak. Ne zaman yayınlanacağı henüz belli değil. Uykusuz olduğum zaman kahve içerim. Bitkisel çay ve suyu tercih ederim. Çok az et yiyiyorum. Sadece gerçekten kaçınılmaz bir durum olduğu zaman eti yiyorum; çöpe gitmesin diye. Spor yapıyorum. Haftada iki gün yogaya gidiyorum. Yüzmeyi çok seviyorum. Genelde yazın hep Bodrum'dayım; ama hiç gazeteciler tarafından görüntülenmiyorum. Gizli yerlere gidiyorum. Aslında Bodrum'un ortasında olsam bile çekilmiyorum. Selülit derdim yok. Ama birden boy attığım için çatlaklarım oluştu. Çatlaklarımın olması da çok umurumda değil. Herkeste var! Estetiği karşıyım. (Akşam)
696
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.