Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

“Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı”

“Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı”

GREGO Duvarları Serisi’nde (1988–2012) 1980’lerin ortasında bir gün SoHo’da yürürken, graffiti sanatçısı GREGO’nun imzasını taşıyan rengarenk boyanmış duvarı gören Doğançay büyülenir. Mondrian’ı akla getiren ana renklerle boyanmış rengârenk tuğlalar, toplumsal ya da siyasal nitelikteki görüşlerini doğrudan ve cüretkar bir biçimde aktarmak için bir iskelet ya da çerçeve oluşturmaktadır. GREGO kısa süre içinde Doğançay’ın ikinci kişiliğine dönüşür ve duvarların yoldan geçenlere önemli meseleleri nasıl aktardığını çalışmaları aracılığıyla göstermesini sağlar, yeni bir aktarım yöntemi keşfederek, yirminci yüzyılın sonunda yaşayan bir kenar mahalle çocuğunun büyük olasılıkla haberdar olmadığı kültürel göndermeler ve imgeler ortaya koyar. GREGO’nun tarzı ve dağarcığını her zaman özenle korur; atom bombası, uyuşturucu, şiddet ve suç gibi meseleler resimlerde ön plana çıkararak toplumun eksikliklerini ve modern dünyanın trajedilerini vurgular.

Formula 1 Duvarları Serisi’nde (1990–1991) Doğançay, Formula 1 serisindeki çalışmaları yaparken 80’lerin sonunda Monaco’ya gittiği zaman izlediği Formula 1 Grand Prix’sinde, yarış sırasında piste dönüştürülen caddelerdeki duvarların, sürücülerin dikkatinin dağılmasını engellemek amacıyla siyah plastikle kaplanmasından esinlenir.

Çifte Gerçekçilik Serisi’ndeki (1990–2009) çalışmaların hepsi, Doğançay’ın duvarlarda bulduğu ve ışık gölge oyunlarına karşı duyduğu süregelen ilgiyi gösteren, çeşitli nesneleri içerir. İlk bakışta anlaşılmayan ışık ve gölge oyunlarına yer verdiği bu serideki çalışmaların çoğunda göze çarpan etiketler, yapıştırmalar ve başka kolaj malzemeleri, eserlere Sürrealist ya da Dadaist bir dokunuştan da fazlasını ekler.

Alexander’ın Duvarları Serisi’nin (1995–2000) esin kaynağı, Manhattan’daki, 1992 yılında kapanan Alexander’s adlı büyük mağazadır. Yıkılmayı bekleyen bina, bir müdahaleyle boyanan tahta perdeyle çevrelenir, bu perde kısa süre içinde gelip geçenlerin bıraktığı izlerle kaplanır ve hava koşullarının azizliğine uğrar. Daha sonra, tahtalar siyah kâğıtla kaplanır. Kâğıt yıpranıp yırtılmaya başlayınca, siyah zemindeki delikler, çatlaklar ve yırtıklardan alttaki posterlerin renkleri, çıkartmalar ve graffitiler görünmeye başlar. Yırtık ve deliklerden görünen parlak renkler, Doğançay’a harika bir bahçenin çiçeklerini anımsatır. Sanatçı, bunun gibi “güzel, inanması zor ve devasa” duvarların her zaman peşindedir. Altmış tane büyük ölçekli resim ve çok sayıda eskizden oluşan bu seri, genellikle sanatçının duvar sanatının en gelişkin örneği olarak değerlendirilir.

New York’un Mavi Duvarları Serisi (1998–2004) New York Metro Duvarları Serisi’nin devamı olarak da değerlendirilebilir ama başka bir zaman dilimini yansıtır ve görsel olarak da farklıdır. Bu serinin esin kaynağı, metro istasyonlarını büyük çapta bir tadilattan geçiren New York Metropolitan Ulaşım Müdürlüğü’nün bazı metro platformlarına diktiği maviye boyalı tahta perdelerdir.

Çerçeveli Duvarlar Serisi’ndeki (2008–devam ediyor) çalışmaları diğerlerinden ayıran dikkat çekici özellik, etraflarını saran kaotik yorumlar ve imgelerle taban tabana zıt görünen, tarihi veya güncel popüler kişiliklerle sıradan insanların portrelerini çevreleyen ahşap çerçevelerdir.

1827
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.