Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Kendimi altı yıl ibadete adadım'

'Kendimi altı yıl ibadete adadım'

“DAHİYİM” DERSEM BENİ TEMELDEN DELİ SANIRLAR

Neden sadece “duygusalım” demiyorsun da “akli sorunlarım olduğu için” diyorsun? Yani neden dahi değil de diğerini yakıştırıyorsun kendine?

- Dahi olarak görüyorum da böyle dersem bu sefer de beni temelden deli zannedecekler. (Gülüyor)

Bütün bunlar bir bıkkınlık mı yarattı sende?

- Bıkkınlıktan ziyade yorulmuşum artık. Malum, beynim çark etti ve düştüm hastaneye.

HASTANEYE YATMAK HEM LÜTUF HEM DE CEZAYDI

Hastane dönemi nasıl geçti?

- Öncelikle şunu söyleyeyim, iki senedir kendimi psikolojik olarak iyi hissetmiyordum. Bu süre içinde çok yorucu şeyler yaşadım. En çok da kendimi acıttım ve kırdım galiba. Giderek herkesten uzaklaştım. Doğrusunu istersen hastaneye yatmak benim için hem Allah’ın bir lütfu hem de cezasıydı.

Lütuf derken?

- Lütuf çünkü hastaneye yatmak yeniden hayata dönmemi sağladı. Bundan sonra hayatımın başlığı “Her şeye rağmen” olacak. Aynı zamanda cezaydı da çünkü içeride olmak imkansızlık derecesinde zordu. Sabah 06.00’da kalkıp ilaçlarını içiyorsun ve akşam yatana kadar yapayalnız kendinle yüzleşiyorsun. Düşünsene, konuşabileceğin tek bir insan yok.

Ne kadar kaldın hastanede?

- Yanlış hatırlamıyorsum ilkinde 26, ikincisinde de 28 gün olmak üzere yaklaşık iki ay...

OYUNCULUK DEFTERİNİ KESİNLİKLE KAPATTIM

Bu iki ayın sonunda neler değişti hayatında?

- Artık şunu anladım ki, kaldıramayacağım yükü omuzlarımdan atmam gerekiyor. Bu yüzden oyunculuğa veda edip yönetmen veya yazar olarak daha yaratıcı bir döneme girmek istiyorum.

Artık ekranlarda göremeyecek miyiz seni yani?

- Yok abi... Aktörlük fazla geliyor artık bana. Kesinlikle kapattım o defteri. Sırf kendi tabularımı yıkmak için seyyar satıcılık bile yapabilirim. Artık sıradanlaşmak istiyorum. Oyunculuk insanın kendini çok öne çıkardığı bir meslek. Gerçek hayat, suyun tadını bile farklı kılıyor. Ben şöhretin yükünü kaldıramadığım için savrulmaya başladım. İdeallerimin peşinden koşarken diğer arkadaşlar gibi ünümden faydalanamadım. Aslına bakarsan kendi önümü kendim tıkadım.

BEN SADECE KENDİME KIRGINIM

Biraz klişe olacak ama yaşadıkların için sınav tabirini kullanabilir miyiz?

- Sınav demeyelim de tecrübe belki... Mesela yaptığım filmi düşün... “Ang Lee’nin Life of Pi’ı kadar güzel bir anlatımı olmasına rağmen neden ilgi görmedi ülkemde?” diye düşününce içimdeki coşku tekrar beliriyor ve film yapmak istiyorum. Araya hastalık girdiği için yönetmenlik hayallerimi de askıya aldım. “Yeniden başlasam mı, başlamasam mı diye” düşünüyorum ama büyük bir kırgınlık var içimde.

Kime karşı bu kırgınlık?

- Kendim ya, anlamıyor musun, kendime! “Neden böyle oldu?” diye kendini kırıyor insan. “Biraz geriye çekileyim, nerede yanlış yaptım?” diye düşüneyim derken şimdi bir de bu sıkıntılı günleri atlatmaya çalışıyorum.

Birden bire çıkmadı herhalde bu rahatsızlık...

- Birden bire değil aslında, geçmişi var İzzet abi... Hâlâ nasıl olduğunu anlayamadığım şeyler var. Kendimi kaybetmişim, duvarları yumruklamışım, hatta karakola düşmüşüm. Ama hiçbir şey hatırlamıyorum. Annem olanları anlatırken “Bunları ben mi yaptım?” diye düşünüp kafayı yiyorum. Anlayacağın hastayım dememem imkansız, evet duygu durum bozukluklarım var ve bunu inkar edemem. Bu psikolojik sorunla yüzleşmekten de kaçmıyorum ve onu yenmeye çalışıyorum.

Konan teşhis ne peki?

- Psikonevroz, ama bu hayattan kopmak, hayal görmek anlamında değil... Bir şeyleri yanlış görüp paranoyaya kapılıyorsun ve kopup gidiyorsun.

Paranoya hâlâ devam ediyor mu sende?

- Vardı ama geçiyor şimdi.

1166
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.