Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

'Kendimi altı yıl ibadete adadım'

'Kendimi altı yıl ibadete adadım'

6 YIL KENDİMİ İBADETE ADADIM

Bu hızlandırılmış hayatına bir de evlilik sıkıştırmışsın galiba?

- Evet, 23 yaşında çok kısa süren bir evliliğim oldu.

Bu kaosun arasında hiç çıkış noktan olmadı mı?

- Yaklaşık 6 yıllık bir dönem kendimi ibadete adadım.

Baba baskısıyla mı?

- Baskı değil ama etkilenmiş olabilirim. Önceleri bana uzak gelen babamın yaşam tarzı ve ibadet, benim için bir kurtuluş olabilir diye düşündüm. Beş vakit namaz kıldım. Kuran-ı Kerim’i iki kez okudum. Kuran bana göre insanın kullanma kılavuzudur.

Burayı biraz açar mısın?

- Sana şöyle bir örnek vereyim. Nasıl çamaşır makinesinin kullanma klavuzu varsa Kuran da insanın kendini kullanma kılavuzu ve yol göstericisidir. Etrafımdaki birçok insan Kuran’ı Arapça okuyor, “Anlayabildiniz mi?” dediğimde “Evet” diyorlar ama manasını bilmiyorlar. Zaten Kuran-ı Kerim kelime manasıyla soylu, asil ve cömert olmanın kitabı demektir.

Peki babanla aynı tarikata mı mensuptun?

- Onların dini anlatımlarına yaklaşmak istedim ancak terimlere yabancıydım. O terimleri anlayabileceğim bir dile dönüştürmeye karar verdim ve bunu insanlara anlatabilmeyi amaç edindim.

Nasıl yani?

- Kavramsal olarak... Bu konuda çok kafa yordum. Günlerce “Tasavvuf, sufizm, İslam felsefesi ve spiritüelizmin ortak noktaları olabilir mi?” diye düşündüm. Bütün bunlarla varoluşçuluk felsefeleri arasında benzerlikler olduğunu fark ettim. Kuran’ın ve İslam’ın kuantum dahil tüm spiritüel düşüncelerin temelinde yattığını keşfettim. Bu yüzden insanın varlığının ve yaşamının anlamını en doğru şekilde anlatmaya çalıştığım “Sahne” diye film bile yaptım.

ARABAMI SATIP FİLM YAPTIĞIMDA 24 YAŞINDAYDIM

Herhalde gişe kaygın yoktu!

- (Gülüyor) Zaten istediğim sonuca da ulaşamadım. Filmim yurt dışına gitseydi çok daha fazla tutabilirdi çünkü orada spritüel konuları daha çok merak ediyorlar. Biz dini bütünlüğümüzün bozulmasından korkup olaylara biraz daha geri kafalı bakabiliyoruz. Anlayacağın ya Türkiye henüz hazır değil böyle konulara ya da ben biraz erken davrandım galiba.

Kaç yaşındaydın bu filmi yaptığın zaman?

- 24...

Gerçekten erkenmiş...

- Annem de öyle söylemişti zaten ama dinlemedim.

Sanat uğruna annene de başkaldırdın yani...

- Ne diyorsun, arabamı bile sattım bu filmi yapmak için.

Anlayacağım dilden biraz şu “Sahne”yi anlatsana...

- Film beş ana fikir üzerine kurulu: “Sakin ol”, “Anı yaşa”, “Teslim ol”... (Düşünüyor)

Bol keseden ana fikir kullanırsan böyle unutursun işte

- (Gülüyor) Dur dur hatırlayacağım. Dördüncüsü “Farkında ol” da diğeri cidden aklıma gelmiyor.

“Kabul et” olmasın?

- Nereden biliyorsun? Galiba bu da benim için bir işaret. Sakin olmayı, anı yaşamayı ve teslim olmayı çoktan öğrendim. Şimdilerde ise her şeyin farkında olmaya çalışıyorum. Ama hâlâ kabul edemediğim şeyler olduğundan mıdır nedir, “Kabul Et” bir türlü aklıma gelmedi

ETRAFIMDAKİ HERKES DIŞ GÖRÜNÜŞÜME BAKTI

Leonardo Di Caprio’ya benzetilmek konusunda ne diyeceksin?

- Yok ya, ben onu hiç önemsemedim.

Anladım sen önemsemedin de peki ya çevrendekiler?

- Hayatımdaki kadınlar dahil etrafımdaki insanların birçoğu hep dışıma bakıp durdular. Oysa benim isteğim içimdeki Arda’yla ilgilenilmesiydi. Çünkü fiziksel görüntümün altında kimsenin göremediği çok değişik değerler taşıyordum. Örneğin sahilde çakıl taşları topladım...

Şu altın zannettiğin çakıl taşlarından mı bahsediyorsun?

- Dur sana o olayı baştan anlatayım. Evet çakıl taşlarını topladım. Onlarla çok gösterişli takılar gerçekten yapılabilirdi, inan İzzet Abi. Hâlâ da baktığımda bir kadının boynunda görebiliyorum onları.

ÇAKIL TAŞLARINA YANLIŞLIKLA MÜCEVHER DEYİNCE FİLM KOPTU

Bütün bunlar iyi hoş da çakıl taşlarını kuyumcuya neden götürdün?

- Sadece işi bilen birilerinden bu taşları nasıl takı haline getirebileceğimi öğrenmek istedim.

Film nerede koptu peki?

- Kelimeleri yanlış seçmişim galiba...

Anlamadım...

- Taşlara yanlışlıkla “mücevher” dedim olay bu hale geldi. Meğer “bijuteri” demem gerekiyormuş. Öyle desem belki de kimsenin umrunda olmayacaktı.

Dedikleri gibi altın zannetmedin yani taşları...

- İnan o da nereden çıktı bilmiyorum. Güya annem öyle bir demeç vermiş. Bir sürü haber çıktı. Ama ben de çok direttim, “İş adamı olabilirim, hayatımda böyle şeyler üretebilirim” diye. O taşların altına metal plakalar koyup bir bijuteri dükkanı açsam çok güzel de olabilir diye hayaller kurmuştum. Ama galiba ben biraz duyarlı, duygusal kalmışım akli sorunlarım olduğu için.

1147
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.