Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Kenan'ı sevmemek imkansız

Kenan'ı sevmemek imkansız

Dizilerin en sevilen jönlerinden Kenan İmirzalıoğlu, yeni sezonda başlayacak dizisi ve vizyona girecek yeni sinema filmi öncesi, InStyle dergisinin sorularını yanıtladı. Dergi arkadaşlarının Kenan hakkındaki düşüncelerini de öğrendi.

Şu sıralar ruh halinizi nasıl tanımlarsınız?

- Yeni bir sinema filmi bitirdim; onun vermiş olduğu bir huzur var. Diğer taraftan sezonda yeni diziye başlayacağım, onun tedirginlikleri olacak ama şu an için huzurlu, sakin ve mutluyum.

Bugüne kadar pek çok karaktere hayat verdiniz, her defasında o rolün üzerinize yapışacağı konuşuldu ama siz hep şaşırtmayı başardınız. Bu sizi nasıl etkiledi?

- Oyunculuk bir yolculuk ve bir sonu yok. Şimdiye kadar altı sinema filminde başrol karakterlere hayat verdim. Baktığınız zaman hiç fena bir kariyer sayılmaz ama daha gidecek çok yolumun olduğunu düşünüyorum. Açıkçası bir taraftan da insanların her defasında böyle düşünmeleri beni memnun ediyor çünkü her oynadığım karakterin üzerime yapışacağını düşünmeleri canlandırdığım karakterin inandırıcı bulunması demektir.

Belki de bu, şundan kaynaklanıyordur; fiziki olarak sert bir mizacınız var ama genelde projenin ilerleyen kısmında hep o sert adamın romantik bir yanını da görüyoruz...

- Öyle bir soruyorsunuz ki sanki son projemi yapıp bu işlerden elimi eteğimi çekecekmişim gibi hissettim (gülüyor). Kariyerim sona ermedi, elbet insanları ilk elden şaşırtacağımız günler de gelir. Neticede profesyonel baktığınızda bu biraz da cast işi, bana hangi rolün uyacağını iyi bilen insanlarla çalışıyorum.

OYUNCULAR EĞİTİMCİ YA DA MİSYONER DEĞİL

Çok hoşsohbet birisiniz, bu size işiniz dışındaki günlük hayatınızda avantaj sağlıyor mu?

- Ben kamera önündeki insanların topluma örnek olması zorunluluğuna karşıyım. Sonuçta oyuncular eğitim görevlisi ya da misyoner değiller, en fazla ortaya koydukları sanatsal işler genç bireylere ilham kaynağı olabilir. Bir oyuncunun özgür olması ve kendini diğer sanat alanlarıyla da beslemesi gerekir. Benim halktan kopmam mümkün değil, uzaklaşırsam, canlandırdığım karakterler plastikleşir, ben ben olmaktan çıkarım. Üzerimize yüklenmeye çalışılan bu baskıya karşıyım ve biliyorum ki bu baskıcı düşüncenin mimarı halk değil.

O halde sosyal biri olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

- Zaman zaman asosyalleştiğimi hissediyorum açıkçası çünkü hakikaten kafa dinlemek istediğimde gideceğim yer, ilk akla gelen sahil olamıyor maalesef. Aslında insanlarla konuşmaktan çok, insanlarla işinizle ilgili konuşmak yoruyor. Mühendislik yapıyor olsanız herkes kolay kolay işiniz hakkında yorum yapamaz ama nedense oyunculuk, spor gibi konularda herkesin bir fikri, bir yorumu oluyor.

SÖZDE BİLİM ADAMI OLACAKTIM!

Sahile de gidemiyorsanız, nereye gidiyorsunuz kaçmak istediğinizde?

- Birkaç kaçış noktam var ama tabii ki bunu kayıt cihazı açıkken söylemeyeceğim (gülüyor). Şaka bir yana dizilerden sonra ben genelde bir yıl ara veririm ve o arada büyüdüğüm köy başta olmak üzere yurt dışı seyahatlerine çıkarım. Ancak bir süredir Türk dizilerinin yurt dışında da izlenmesinden ötürü Avustralya’da bile plajda Irak, İran ve Lübnan’lı kadınlarla fotoğraf çektirmek durumunda kaldım ve ben daha ülkeye ayak basmadan resimler internetteydi.

Köyde büyüdünüz ve sonra İstanbul’a adapte oldunuz. Geriye dönüp baktığınızda kurduğunuz hayallere ne kadar yakınsınız?

- Ben çocukken kendi oyuncaklarını kendi yapan çocuklardandım. Bir ara bilim adamı olmak istiyordum. Bilim, irfan için geldik İstanbul’a matematik okumaya ama sonra Türk filmlerindeki gibi oyuncu olduk.

Zor bir adam mısınız?

- Mütevazı bir adamım, ukalalıktan nefret ederim. Büyük mevzularda değil belki ama küçük mevzularda fazla ihtimalli düşünmekten ötürü biraz kararsız kalabiliyorum, bu belki de matematik zekasının getirdiği bir şüphecilik olabilir. Bu zaman zaman canımı sıksa da sanırım zamanı iyi kullanamamak ve açlığa dayanamamak gibi kendime zorluklarım mevcut.

BİR KADINA BAKTIRAN ONUN ENERJİSİDİR

Sizin için güzelliğin klişe olmayan bir tanımı var mı?

- Bence kesinlikle bir kadına gözlerinizi çevirmenizi sağlayan şey enerjisidir. Bir içeri girer, önce bir ilgilenirsiniz ama sohbetinde, söylediklerinde, yaşamında, hareketlerinde o enerji yoksa bir süre sonra durur düşünürsünüz; insanı ayakta tutan, heyecanlandıran onun güzelliği midir, yoksa enerjisi midir? Enerjisidir diye düşünüyorum. Bence öyle kadınlar da çoktur. Kaş, gözden çok en belirleyici olay enerjisidir herhalde.

Sizi fazla zorlamadan ‘aşk’ desek...

- Saçmalamaya başlarsın, hiçbir şey bilmediğini düşünürsün. Kadınları tanıdığını düşündüğün ama aslında yanıldığın andır. Akılcı hareket edemezsin ve duygularının seni sürüklemesine direnmezsin.

KADINLAR ONUN HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

* CANSU DERE: Kenan’ı sevmemek imkansız

Kenan’ı sevmemek mümkün mü bilmiyorum... Ama onun birini sevmesinin kolay olduğunu biliyorum. Doğru insan olun, kalbiniz ve adaletiniz olsun yeter! Ne yaptığı işlerin başarısı ne de ona duyulan hayranlık değiştirmiş onun o doğal, eğlenceli, kısaca “insan” halini. Tekrar tekrar çalışmaktan bıkmayacağım yegane insan. Harika bir çalışma arkadaşı. Saatlerce sohbet edebildiğim, sıkılmadan zevkle dinlediğim, ender insanlardan biri.

* BURÇİN TERZİOĞLU: Bir gün seti yiyebilir!

Kenan’ın olduğu sette önemli iki faktör vardır; birincisi onun o büyük cüssesinin, sert görüntüsünün altında yatan güçlü vicdanına ve denge konusundaki ince özenine teslim olmak. Ve her konuda matematik zekasına güvenmek. Ona sırtınızı yaslayıp çekeceğiniz sahnelerin keyfini çıkarmak. Diğer önemli faktörse Kenan’ın açlık şekerini dengede tutmak. Yoksa bir gün seti yiyebilir.

545
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.