Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Kansere Osmanlı tokadı

Kansere Osmanlı tokadı

Türk basınında geçen hafta çıkan haberlere bakılırsa, genç bir Türk araştırmacı kanser aşısı geliştirdi. Sorun şu ki, söz konusu araştırmacı da bu devrimi yaptığını gazetelerden öğrendi!

Türk bilim adamı, mağrur ve dalgın adımlarla girdiği hamamdan naralar atarak fırladı: Bulmuştu! Kanseri aşıyla yenecekti... Saçma mı geldi? O kadar da gelmemeli. Çünkü Türkiye'deki gazete okurları, geçen hafta buna benzer haberlerle karşılaştı. Gencecik bir Türk araştırmacı, '35 yaşındaki Güllü Görgün, kanser aşısı geliştirdi.' Biyolog Güllü Görgün, Harvard Tıp Fakültesi'ne bağlı ünlü araştırma hastanesi Dana Farber'da 'gen taramaları' üzerine çalışıyor. Emek verdiği çalışmalar arasında kanser aşısı da var. Kanser aşılarının hedefini, 'çok genel olarak', vücudun bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin kanserli hücrelere saldırmasını sağlamak diye özetleyebiliriz.

Bu bir devrim mi?
Görgün bu yöntemin mucidi mi? Hayır. Çünkü kanseri bağı-şıklık sistemiyle yenmeye yönelik olarak daha önce yapılmış ve yapılmakta olan bir dizi çalışma var. Görgün söz konusu yöntemi deneyen ekibin başı mı? Hayır, Kendisi Harvard Tıp Fakültesi'ne bağlı Dana Farber Kanser Araştırma Hastanesi'nde, Johnn G. Gribben'e bağlı çalışıyor.

Görgün veya ekibi, kanseri yendi mi? Hayır çünkü, eğer çalışmalarında mutlak başarı elde etmiş olsalar bile, tek bir hastalık değil, bir hastalık grubu olan kanserin bir türünü, 'kronik lenfomatik kanser'i (KLL) yenmiş olacaklar.
Ekip, KLL'yi yendi mi? Ona da hayır. Çünkü birkaç ölümcül hasta üzerinde denenen aşının, bir 'tedavi yöntemi' olarak kullanılması için geçmesi gereken pek çok aşama var. Peki Görgün, 'Arkadaşlar aşı yaptım, kanseri yeneceğiz' dedi mi? Hayır. Hadi diyelim ki, dedi! Bu bilim dünyasında referans olan saygın dergilerden hangisinde yer aldı? En azından bir-iki meslektaşı, çalışmasını nasıl yorumladı? Bir devrim? Oysa binlerce kanser hastası ve yakınına umut verecek nitelikteki başlıkların altında yer alan haberlerde, bu 'sıkıcı' unsurlar yoktu.

Türk basını Güllü Görgün'ü Acıbadem Hastanesi'nin Boston'a düzenlediği iki günlük seminer sırasında tanıdı. 15-16 Mart'ta düzenlenen seminerlerin amacı Acıbadem Sağlık Grubu'nun Harvard Medical International'le (HMI) kurduğu işbirliğini tanıtmaktı.

1994 yılında Harvard Tıp Fakültesi'nin kâr amacı gütmeyen bir kolu olarak kurulan HMI'ya uluslararası bir hastaneler ağı diye bakılabilir. Hasta bakımı, doktor ve hemşire eğitimi, yeni teknolojilerin kullanımı vs. hakkında 'uluslararası bir standart' geliştirip uygulamak niyetindeki hastanelerin birliği... Çalışmaları 'hastalara ve kamuoyuna doğru ifade etmek' de bu standartların arasında.

İşte bu yüzden tıbbi araştırmaları ilk elden duyacak ve duyuracak basına yönelik olarak Boston'da iki günlük bir seminer verildi. Genel çerçeve, Harvard ve bağlı hastanelerinde nasıl bilimsel üretim yapıldığını görmekti. 14 Türk basın mensubu, bir araştırmanın nasıl kurgulandığını, hangi aşamalardan geçtiğini dinledi. Bilimin kalbinin attığı yerleri, hani şu farelerin 'kesildiği' laboratuvarları gezdi. Biyolog Güllü Görgün de Dana Farber'daki saha gezintisinde gen çiplerinin hazırlandığı laboratuvarın ziyareti sırasında, basına eşlik etti, tercümanlık ve rehberlik yaptı, bazı basın mensupları kendisiyle özel olarak da görüştü. Bu gezi sırasında, basına eşlik etti çünkü, kendisinin çalışma alanı genetik taramalar. KLL hastalarında, bağışıklık sisteminde yer alan T hücresi genlerinin 'farklı' olduğu fark edilince başlatılan bazı çalışmaların içinde yer alıyor. Pırıl pırıl, enerjik bir insan. Kendisini tarif etmek gerekirse, (x) zamanında geliştirilmiş olan (y) yönteminin klinik çalışmaları amacıyla (z) hastanesinde, (t) adlı hocaya bağlı olarak (s) spesifik konusu üzerine emek veren genç bir beyin demek gerek.

Ama 'daha kolay anlaşılır' olmak için başlıktan x'leri, y'leri, s'leri siler, üstelik bunu bir de gazetenin manşetine kondurursanız yazının içeriğinde ne olursa olsun, geriye sadece 'Kanser aşısı yapan genç Türk' ibaresi kalır ki, yeryüzünde bu duruma en çok öfkelenen kişi bizzat Güllü Görgün olmalı. Çünkü o şimdi vaktini kamuoyuna böyle bir aşı olmadığını duyurmak; kendisini kadroya almaya hazırlanan Dana Farber yönetimine de böyle bir ifade vermediğini izah etmek için harcamak zorunda. Görgün, hakkında çıkan haberler nedeniyle öyle kızgın ve kırgın ki, artık bu haber de dahil, hiçbir haberde yer almak, görüş bildirmek istemiyor.
(Radikal)
389
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.