Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Kadın bedeninin cazibesi

Kadın bedeninin cazibesi

Artık bir bardak suyu bile içinde seks olmadan içmemiz mümkün değil. O nedenle kadın bedeninin metalaştırılmadığı, fetişleştirilmediği, nesneleştirilmediği bir bardak su kalmadı.

Cumhuriyet gazetesi de artık arka sayfasında resimleri yayımlayacakmış. Bu, o gazetenin bugüne değin sürdürdüğü politikalardan vazgeçip, popüler kültürden, bedenin metalaşmasından oluşan bir paketi arka kapısından içeri buyur ettiğini gösteriyor. Bu oluşum, neredeyse hiçbir şeyin bu ikilinin oluşturduğu gücün önünde dayanamadığını ortaya koyuyor. Gerçekten de buna direnmek mümkün değil midir ya da kadın bedeninin teşhir edilmesi kaçınılmaz mıdır? Kadın bedeninin teşhiri ne anlama geliyor?


İzleyip tatmin oluyoruz
Son sorudan başlayacak olursak, kadın bedeninin teşhirinin artık neredeyse olanaksız olduğu kanısındayım. Bunun birkaç nedeni var. Her şeyden önce içinde yaşadığımız kültür bir görsel kültür. Freud'un ikinci dereceden güdüler arasında saydığı izlemekten kaynaklanan zevk, yani 'skopofilo' içinde bulunduğumuz dönemde iyice kışkırtılmış durumda. Sürekli izliyor, gözlüyor ve bundan derin bir tatmin sağlıyoruz. Bu duygu eskiden de ayaklanmaya hazırdı ama doyurulması için olanaklar kısıtlıydı. İzlemenin en fazla doyurulduğu yerlerden birisi olan televizyon bu derece hayata nüfuz etmiş değildi. Oysa bugün 24 saat onunla yaşıyoruz. İkincisi, bu duyguyu farklı ve karmaşık biçimde doyuran sinema da eskiden kısıtlı bir olanaktı. Oysa bugün televizyonlar istemediğiniz kadar filmi gece gündüz karşınıza getiriyor. Dolayısıyla skopofilo günün her saatinde yaşadığımız tek tatmine dönüşüyor.

Psikanalitik çözümlemeye göre skopofili tek başına bir şey değildir. Cinsellikle ilişkili bir duygudur. Skopofilo biraz daha genişle(til)diğinde narsisizmin, fetişizmin en önemli kurucu öğelerindendir. Bir ikamedir, bir yüceltmedir skopofilo. İzlerken, gözlerken aslında cinsel kökleri olan bir eylemi gerçekleştiririz.

Televizyon bu oluşumu farklı düzeylerde tahrik ediyor. İzlerken elimizde başka şeylerle uğraşıyoruz. Aldığımız tatmin giderek zenginleşiyor. Haz, tek boyutlu olmaktan çıkıp gizli, karmaşık ve çetrefil bir hedonizmle iç içe geçmiş bir cinselliğe dönüşüyor. Ayrıca televizyon üstünden izlenen filmlerin sunduğu görsel zenginlikse bu cinselliğin fantezi boyutunu tatmin ediyor. Herkes kendi zevkine göre bir tip, durum ve nesne yakalayabiliyor o görsellik içinde. Gündelik hayatın keşmekeşi içinde bunalmış insanların televizyona bu kadar sarılmasının tek nedeni
o izleme sürecinin onlarda yarattığı tatmindir. Stresi, yaşayamadıklarını, ötelediği duyguları, insanlar televizyon karşısındaki hazla aşmaya çalışıyor.

Bunlar nispeten kendiliğinden oluşan durumlar. İşin daha karmaşık bir yanı var. O da kadın bedeni, daha geniş anlamıyla kadın imgesiyle belirleniyor. Bu noktada üretilmiş çeşitli modeller var. Bu modellerin hemen hemen tümü feminist kuramın içinde belirleniyor.

Her şey erkek bakış açısı
Feminist kuram, her şeyin ötesinde cinselliğin bir görsel süreç olduğu konusunda kesin yargılar geliştirdi. Laura Mulvey özellikle sinemanın 'masum' ve 'nötr' bir süreç olmadığına işaret etti. Mulyev, makalesinde, sinemada, ne yapılırsa yapılsın izleme eyleminin 'erkek bakış açısı'yla oluşturulduğunu söylemişti. Bakışa sunulan nesne kadın bedeniydi. Sinema, kadını arzunun nesnesi haline getiriyordu. Sinema ve görsel kültür içinde bu kaçınılmazdı. Batı görsel kültürü neredeyse bütünüyle erkek bakış açısına göre oluşturulmuştu. 20. yüzyıl, bunu sinema aracılığıyla kitlesel hale getiriyor, kadını bakılan, izlenen erkeği de bakan, izleyen konumuna yerleştiriyordu. Televizyonun ortaya koyduğu görüntü bir popüler kültür aracı olduğu için daha haindi. Bu niteliğiyle de özünde tahrike dayalıydı. Televizyon, tahrike açık alanları kendisine hedef seçiyor, ilgiyi ayakta tutmak için 'belden aşağı' vuruyordu. Bu, seksin gündelik hayata sızdırılmasıydı. Televizyon, reklamları, klipleriyle sekse batmıştı ve kadın bedeni onun nesnesi durumundaydı. Bunu gerçekleştirirken kadın bedeninin bilinçaltımızda yer etmiş, tarih öncesinden gelen imgelerine gönderme yapmaktan kaçınmıyordu.

İşte bu gerçek hayatımızın en önemli olgusu. Artık bir bardak suyu bile sekssiz içmemiz mümkün değil. Aynı şekilde artık kadın bedeninin metalaştırılmadığı, fetişleştirilmediği, nesneleştirilmediği bir bardak su da bulamıyoruz. Popüler kültürün kitle mantığı bunu yerine göre çok dikkatli bir biçimde yapıyor, yerine göre de kantarın topuzunu biraz kaçırıp açık bir pornografiyi sergiliyor. Kaldı ki, pornografi dediğimiz şey de bakmakla değil, görmekle ilgili olduğundan karşımızda bulduğumuz genel dokunun, ondan kıl payı bir mesafeyle ayrıldığını bilmek gerek.

Cumhuriyet gazetesi veya başkası fark etmez. Türkiye'de basın kitle kültürünün parçası olmayı hayal ettikçe, televizyonla rekabet etme gibi boş bir hevese kendisini kaptırdıkça bu sürecin içindedir.

HASAN BÜLENT KAHRAMAN
(Radikal)
493
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.