Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

İnsan, gülen hayvandır

İnsan, gülen hayvandır

İnsan dünyaya gülmeden geliyor, gülmeden de gidiyor. Sadece uçup giden üç dakika boyunca mutlu oluyor.<br> <i>Jean Paul</i>

Canlılar içinde ağlayan tek varlık insan. Gülen tek canlı olup olmadığı da yorumlara göre değişiyor. Maymunlar oyun oynarken bütün dışlerini gösterince gülmüş oluyorlar mı? Ancak bizim bildiğimiz şekliyle gülme, yani kıkırdama ve kahkaha atma sadece insana özgü. Ama yeme, içme, nefes alma ve seks gibi açık bir amaç gütmüyor. İnsan hiç gülmeden de hayatını sürdürüp yaşlanabiliyor, çocuk sahibi olup neslini sürdürebiliyor. Yine de organizmanın hiçbir şeyi nedensiz yapmadığı düşünülüyor. Gülmek ve mizah duygusu insanların sadece karakter ve kişilik yapıları hakkında bilgi vermekle kalmaz, sürprizleri de eğlenceye dönüştürür. Rahatlatır, sorunlarını unutturur ve yüreğini temizler.

Araştırmalar sonucunda elde edilen şu bulgu pek sürpriz sayılmaz: Toplum içindeyken, yalnız olduğumuzdakinden otuz kez daha çok gülüyoruz. Genellikle birçok kişi diğerleri güldüğü için gülüyor. Bu veri daha sonra gösteri dünyasında da değerlendirildi. 9 Eylül 1950'de Amerikan televizyonlarında yayınlanan "Hank McCune Show"da ilk kez banttan yapay kahkaha sesi kullanıldı. Bu efekt, bulaşıcı etki yaratarak izleyicileri de gııldürüyordu. Dolayısıyla gülmenin bir de sosyal boyutu vardı. Gülen kişi, "kendimi çok iyi hissediyorum, senin de iyi olmanı istiyorum, biz birbirimize aitiz" mesajı veriyordu.

Sessiz ifade
Özellikle birkaç anlama gelebilecek durumlarda ya da söylenebilecek çok şey olduğu halde sessiz kalınmak islendiğinde, gülmek çok önemli bir ifade haline geliyor. Karşıdaki kişiye hakim ya da üstün olunduğunu gösteren bir işaret olarak da kullanılabiliyor. Araştırmacı Robert Provine, iş dünyasında esprileri genellikle yönetici konumundaki kişilerin yaptığını, çalışanların da buna hevesle güldüğünü söylüyor. Dünyanın her yerinde psikologlar, nörologlar, dilbilimciler, stres araştırmacıları, immünologlar, gülme ve mizah duygusunun sırrını çözmeye çalışıyorlar. Deneklerine gülme gazı veriyor, alkol içiriyor, uyarıcı adrenalin enjekte ediyor ya da gıdıklama makineleri kullanıyorlar.

Gülmek, doğuştan geliyor. Çünkü işitme ve görme engelli çocuklar da gülüyorlar. Güldüğümüz zaman diyafram harekete geçiyor, kalp atışları hızlanıyor, gözbebekleri büyüyor, parmak uçları nemleniyor. Bacak ve bazen idrar torbasının kasları gevşiyor. "Gülmekten altıma ettim" deyimi de buradan geliyor olmalı.

Çocuklar günde yaklaşık 200 kez, yetişkinler ise ortalama 20 kez gülüyorlar. Genel olarak, kadınlar erkeklere göre daha çok gülüyorlar. Depresif insanlar hiç gülmüyorlar. Erkek saniyede yaklaşık 280 ses titreşimiyle gülüyor. Kadında bu sayı 500'e ulaşıyor. İyi bir esprinin ardından gülündüğünde, nefes saatte 100 kilometre hızla dışarıya boşalıyor.

Filozof Immanuel Kant, "vücudundaki yaşam kurumu" ondan bunu istediği ve onu sarsarak iyileştirdiği için güldüğünü söylüyordu. Eski Yunanlılar deprem olduğunda dünyanın güldüğüne inanıyorlardı. Yine Zeus'un da dünyayı yaratırken "homerik" bir şekilde yüksek sesle güldüğünü düşünüyorlardı. Gergin insanlar, kendilerine güvenli insanlardan daha farklı gülüyorlar. Kendini engelleyerek ağzını açmayanlar, "he he" diye gülüyorlar. Bir partiye davetli yüz konuğun her biri farklı şekillerde gülüyor. Yani insanı gülüşünden tanıyabilirsiniz. İnsanlardaki gülmenin ritmi ve melodisi aynı parmak izleri gibi farklı farklı.

Gülmenin sağlığa yararları
Gülmenin sağlığa pek çok yararı olduğu belirlendi. Solunum güçleniyor ve hızlanıyor. Vücuda diğer zamanlara oranla dört kat daha çok oksijen alınıyor. Aynı zamanda akciğerlerdeki nem azalıyor. Bu durumda bakteri ve virüsler ortamda fazla barınamıyorlar. Diyafram hareket ediyor. Karın kasları geriliyor. Gülerken yaklaşık 300 kas çalışıyor. Vücut, bağışıklık sistemini immünogloglübin ile güçlendiriyor. Stres hormonlarının salgılanmasını engelliyor. Gülmek kalp-dolaşım sistemini, merkezi sinir sistemini canlandırıyor ve enfeksiyonlarla savaşında vücuttaki katil hücrelere destek sağlıyor. Gülmek kalp enfarktüsüne ve yüksek tansiyona da iyi geliyor. Endorfin salgılayarak ağrıları hafifletiyor.

Gülmenin 'yüzey'leri
  • Gelişigüzel gülümseme:
  • Ağız yanlara doğru genişliyor, ama dişler görülmüyor. Vücudun diğer bölgelerinde en küçük bir hareket değişikliği olmuyor. Bu gülme biçiminin yüzeyselliğinin en somut göstergesi gözler: Hareketsiz kalıyorlar ve eyleme hiçbir biçimde eşlik etmiyorlar.
  • Dürüst gülümseme:
  • Ağız bitiş noktaları yana doğru daha fazla yayılıyor ve aradan az da olsa dişler fark ediliyor. Kaşlar bükülüyor ve gözler gülme eylemine katılıyor. Gözbebeklerinin etrafındaki deride kırışıklıklar meydana geliyor. Vücudun diğer noktalarında pek bir hareketlilik söz konusu değil.
  • Hafif gülme:
  • Ağız açılıyor ve dişler ortaya çıkıyor. İlk gülme sesleri duyuluyor. Genellikle bir ya da iki vokal biçiminde ve spontane olarak. Bu gülme tarzı genel olarak bir sinyal vermek için kutlanılıyor, örneğin bir tartışma ya da konuşma sırasında kişi farklı düşündüğünü belli etmek için bu gülme modeline başvurabiliyor.
  • Temel gülme:
  • Ağız iyice açılıyor ve dişler tamamen ortaya çıkıyor. Diyaframdaki spazmların ve ciğerlerden yükselen havanın yarattığı gülme sesleri şimdi daha yoğun. Solunum hızlanıyor. Elmacık kemikleri açılıyor ve gözler iyice kapanıp bir çizgi haline geliyor. Burun delikleri genişliyor. Kalp atışları artıyor.
  • Güçlü gülme:
  • Yüz kasları her zamankinden çok daha fazla kasılıyor ve ağızdan çıkan seslerçok daha isterik ve gürültülü bir hal alıyor. Akciğerler havayı saatte 100 kilometre hızla solumaya başlıyorlar. Damarlar genişliyor ve kişi kendini çok daha rahat hissediyor. Beyin, ağrı kesici özelliğe sahip endorfin hormonu salgılıyor.
    (Focus)
    454
    dahafazlası
    YORUMLAR
    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.