Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

İki yılın ardından New York

İki yılın ardından New York

Bruce Springsteen, acı acı ağıt yakmış, "The Rising" albümünde sesleniyor: "Senin öpücüğüne ihtiyacım var / Ama görev aşkı seni / Daha yükseklerden çağırdı / Merdivenlerden yukarıda / Ateşin içinde." New York şehrinde tam bir yıl önce, nereye gitseniz bu albüm yankılanıyordu.

Springsteen, eleştirmenlerden beş üzerinden beş yıldız alıp geçen senenin lideri olmuştu. Tabii, New York için anlamı bambaşkaydı: 11 Eylül'e bir saygı duruşu "The Rising". Hayatını kaybedenlerin, kurtulanların, yakınları
ölenlerin, biraz da Müslümanların hikâyesini şarkılarına taşımıştı. Geçen sene, 11 Eylül'ün birinci yıldönümünde o 'ruhu' anlatacak daha iyi bir yapıt elbette bulunamazdı.

İkiz kulelerin yıkıldığı günün ikinci yıldönümünde New York, bir kez daha kendini hüzne teslim etmeye hazırlanıyor. Springsteen, yine fonda çalıyor. Bu hafta, şehir için de çeşitli anmalar var bir kez daha. New York insanları (New Yorker'lar) en çok şehirlerinin geçirdiği değişime yanıyor. Zira, son iki senede tahmin edilemeyecek ölçüde farklılaştı yaşam; alışkanlıklar, korkular, davranışlar. New York Times'ın "The Ethicist" köşesine yollanan bir mektup Amerikalıların günlük yaşamına İkiz kulelerin etkisinin nasıl yayıldığını anlamak açısından anlamlı: "New York İtfaiyesi'ni (FDNY) desteklemek için bir t-shirt alıp, öğle yemeğine çıktım. Benden hesap almadılar. Servis yavaş olduğu için almadıklarını düşündüm ancak daha sonra garsonun müdürüne 'Bu iyi niyetli itfaiyeciden biraların parasını almadım' dediğini duydum."

Kahraman kurumlar
FDNY, facianın ardından New York'un en gözde kahramanlık kurumu. Dumanların arasında kalanları kurtarmak için canla başla mücadele eden itfaiyeciler süper kahraman seviyesine ulaşıp büyük bir hayran kitlesi edinmişlerdi. Dergilerde, adeta birer film karesiymiş gibi fotoğraflanmış, hatta çizgi romanlara bile konu olmuşlardı. 11 Eylül'ün ardından şapkaları, t-shirt'leri de kapış kapış satılmaya başlandı...

Son iki yıldır, FDNY logolu ürünlerin yanısıra 'New York'u seviyorum' sloganına da her yerde rastlanıyor. Polis ve ordu da kahramanlık kültünden nasibini alan kurumlardan. Ve onlara karşı duyulan hassasiyet bir an bile azalmadı. Facianın ardından New York'un eskisi gibi 'normale' (kendi normaline) döneceğini düşünenlerse yanıldı. Zira, her geçen gün bambaşka bir makyajla yeniden şekilleniyor dünyanın başkenti.

Bugün sinema biletinden yiyecek - içeceğe kadar Amerika'nın en pahalı şehri New York. Dünya sıralamasında ise dördüncü. Emlak fiyatları dudak uçuklatacak derecede yükseldi, kiralar kontrol edilemez hale geldi. 2000 dolar gibi rakamlara banyosuz bir oda ancak tutulabiliyor Manhattan'da. Bu fiyatları ödeyecek insanların geliriyse sürekli düşüyor. Düşünün, en meşhur 5. Cadde'deki Barnes and Noble bile kapandı. Donna Karan, SoHo'ya açmayı düşündüğü büyük mağazdan 'şimdilik' vazgeçti. New York'lu artık eskisi gibi para harcamak istemiyor; olası bir felakete karşı tedbirli olmak için.

New Yorklular'a son darbe bu yaz başında Belediye Başkanı Michael Bloomberg'den geldi. Öncelikle, Amerika'nın geri kalanının aksine kıyafet vergisi alınmayan şehirde bu uygulamaya son verildi ve artık her alışverişin yüzde 8'i kesilmeye başlandı. Ulaşım ücretlerine yapılan zam ise büyük tartışmalara sebep oldu. 1,50 dolar olan tek gidişlik metro-otobüs ücreti aniden 2 dolara yükseltildi. Metroda günlük sınırsız ulaşım kartı ise 4 dolardan, 7 dolara.

Ancak hareketi, canlılığı sağlamak için de canla başla uğraşılıyor. İkiz Kuleler'in de yer aldığı Lower Manhattan, yıkıntıdan sonra büyük bir sessizliğe bürünmüştü. Geçen sene "Aşağı Manhattan'ı destekleyin," kampanyaları başladı; belediye ve esnaf tarafından destek görüyor. Her yere posterler asıldı, buradaki mağazalar özel kampanyalara başladı. O bölgede yer alan, Türkler'in de favorisi Century 21 adlı kıyafet mağazası kapanmaktan son anda kurtuldu ve yine kalabalıklar kasada kuyruklar oluşturuyor. Elektronik dükkanı J&R'da ayakta durmak için tanıtıma ağırlık verdi: "Sex and the City"de bile poşetleri görüldü.

New York'tan kaçış
Ama en korkuncu, şimdi kaçınılmaz olarak New York'tan kaçış başladı. Yabancılara önyargıyla yaklaşılan, yurtdışından girişin, vize almanın, havaalanı güvenliğinden geçmenin zorlaştığı New York'un asıl sahipleri Manhattan'ı terk ediyor yavaş yavaş. Sebep yükselen vergiler, çocuklarını yollayacak okul bulamamak, artan kiralar vs. Hatta New York dergisi, geçen sene Manhattan'dan gitmek isteyenlere yol göstermek açısından çevre bölgelerden en makul yerleşim yerlerini kapağa taşıdı. Birkaç sene öncesine kadar New Jersey'i aşağılan Manhattanite'lar da ev aramaya başladı.

11 Eylül filmi vizyonda
Facianın yıldönümünde New York'ta vaziyet böyle. Bir de New York'a dışarıdan bakanların düşünceleri var; kuleler yıkıldıktan sonra dünya burası hakkında ne düşünüyor? İşte bunu en iyi, bu hafta Türkiye'de vizyona girecek olan "11 09 01" adlı film gösteriyor. Fransa çıkışlı ortak yapım bu film, hem Avrupa tarih atma istemine göre 11 Eylül 2001'i simgeliyor, hem de her film 11 dakika 9 saniye ve 1 saliseden oluşuyor.
Daha evvel kış başındaki Sinema Tarih Buluşması'nda izleyicilerin karşısına
çıkan film hayli çarpıcı bir bakış açısına sahip. Filmle ilgili üç ana noktanın üzerinde durulabilir: Öncelikle projeye katkıda bulunan neredeyse bütün yönetmenler, Amerika'nın saldırıyı 'hak ettiği' görüşünde. Ayrıca, ülkelerin kendi içişlerinin ve yaşadıkları sorunlarının Amerika'nın başına gelenden daha önemli olduğu ve ille de dünya çapında seferberlik ilan edilmesi gerekmediği mesajı veriliyor. Ve Amerika'nın diğer ülkelerden destek / yardım talep ederken kendi işlediği günahlardan arınması ve geçmişine bakıp bir özeleştiri yapması söyleniyor.

Projenin en ilginç kısa filmi "Paramparça, Aşklar, Köpekler"le ünlenen Alejandro Gonzales Innarritu'dan. Görüntü ve seslerle oynayarak, çıkaracağımız sonucu bize bırakıyor. Amerika'yı temsilen bir kısa film armağan eden kişi ise Sean Penn ve müthiş ironik bir 11 dakika hazırlamış. İngiliz Ken Loach ise sıkı Marxist bir kısa filmle: Apaçık "Hak ettiniz" diyebilen tek isim.
Şüphesiz, böyle bir trajediye bakış açısı en merak dilen ülkelerden biri İsrail ve yönetmen Amos Gitai çok büyük bir sinemasal deha göstermek yerine, medya eleştirisi yapmayı tercih etmiş. İsrail, Amerika'da bir kere yaşanan facianın her gün kendi topraklarında yaşandığı mesajını veriyor.

"11 09 01" kulelerin yıkılışını düşünmek için iyi bir fırsat. Manhattan'ı daha yakından tanımak içinse CNBC-e'nin belki de tesadüfen denk gelen bir sürprizi var: Bu ay Woody Allen filmleri gösterilecek. Demek ki, bundan böyle her Eylül tüm dünyada buram buram New York kokacak.
(Radikal 2)
388
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.