Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Hollywood ve uyuşturucu

Hollywood ve uyuşturucu

Uyuşturucu bağımlılığı, kurulduğu günden beri bir hayalet gibi bu düş fabrikasına dadanmış durumda. Hollywood tarihinde yalnızca Oscar yok...

Sunset Bulvarı'nın Crescent Heights'la kesiştiği noktada bir adacık vardır. O adacığın üzerine çıkarsanız Hollywood'un acımasız uyuşturucu tarihinin merkezinde bulursunuz kendinizi. Arkanızda, şimdi Virgin Megastore'un bulunduğu yerde, eskiden en kaliteli ve saf kokainin tedarik edilebildiği Schwab's eczanesi bulunurdu. (Bir zamanlar legal olarak bu eczaneden 14 gramı 50 cent'e kokain satın alınabilirdi.)

Adacığın sağında, 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde River Phoneix'in aşırı dozdan öldüğü, Johnny Depp'in eski gece kulübü The Viper Room vardır. (Viper Room 1930'lu yılların uyuşturucu batakhanesi tabiridir.) Hollywood tepelerinden Gotik Chateau Marmont görülür. Şatonun bungalowlarından birinde John Belushi yüksek dozda eroin ve kokainden ölü bulunmuştu.

Üzerinde durduğunuz adacık ise eskiden 50'lerde uyuşturucu batağı olarak adı çıkan The Triangle Club'un temellerinin üzerine kuruludur. Yani burası psikoaktif maddelerin psikocoğrafyasının merkezi. Hollywood'un güneşle parıldayan yüzeyinin altında bağımlılık, suistimal ve erken ölümden oluşan farklı bir manzara var. Hollywood uyuşturucularla varolan bir diyar. Eskiden de öyleydi, şimdi de. Büyük ihtimalle de hep öyle olacak.

Hollywood ilk günlerinden beri Dream Factory/Düş Fabrikası ismiyle anılır. Morfin de ismini Yunanlıların düşler tanrısı Morpheus'tan alır. Uyuşturucu endüstrisiyle Hollywood'un birbirleriyle iyi anlaşmaları bu anlamda şaşırtıcı değil. Tabii insanların uyuşturucu kullanması da gayet normal bir durum. İnsanlık, etrafındaki dünyanın bazı parçalarını tüketmenin dünyayı daha katlanılabilir kıldığını öğrendiğinden beri bu maddeleri burundan çekiyor, duman olarak alıyor ya da enjekte ediyor. Fakat Hollywood'un pipo, iğne ve kokain line'larıyla ilişkisi hep çok yoğun oldu.

Uyuşturucu doğudan yükseldi
Film endüstrisi gibi uyuşturucular da Hollywood'a doğudan geldi. Ama afyon üreten gizemli ülkelerden değil, Harlem, Brooklyn ve Queens gibi New York şehrinin görece fakir bölgelerinden. New York'ta geleneksel olarak caz müzisyenleri şehrin uyuşturucu kültürünün odak noktasıydı. Caz müzisyenlerinin alışkanlıkları, güneyli köle sahiplerinin köleleri daha çok çalıştırabilmek için kokainle desteklemesine kadar uzanır. Sinema endüstrisinin Batı'ya büyük göçü ise yüzyıl başında ilk filmlerin parlak, sürekli güneş ışığı ihtiyacından doğdu ve yazar, oyuncu, şovmen gibi bohem hayatı her formuyla benimsemeye hazır bir insan kitlesini de peşinden sürükledi.

"Orada" çok para kazanmak mümkündü (Hollywood'un ilk yılda bir milyon dolar kazanan yıldızı Mary Pickford'du. Bu günümüz parasıyla 20 milyon dolar ediyor). Çok az vergi ödeniyordu. Dolayısıyla erken Hollywood'u, maddelerle desteklenmiş uzun, dev bir parti olarak tanımlayabiliriz. Sessiz film yıldızı Coleen Moore şöyle diyordu: "Paramızı evlere, yüzme havuzlarına, arabalara harcıyorduk. Konfor olarak başlayan yaşam tarzı zamanla statü sembolüne dönüştü. Paramız aklımızdan çoktu." Variety dergisi 1922 yılında Cuckoo Comedy Company'nin yıldızı Lulu Lenore'nin verdiği bir partiyi heyecanla yazmıştı. Lulu salonunda küçük bir uyuşturucu dükkanı kurmuştu. Şık özel kutularda, deri altı enjektörlerle birlikte küçük paketler içinde kokain, eroin ve morfin takdimi bütün gece sürmüştü.

1920'lerin başlarında uyuşturucunun verdiği zarar her yerdeydi. En çılgın partilerin gediklilerinden 'Zeigfeld kızı' Olive Thomas'ın cansız bedeni bir otel odasında bulundu, elinde bir şişe civa bikloridle birlikte. Çok güçlü kafa yapan bu madde daha sıklıkla böcek ilacı olarak kullanılırdı. "Eternal City/Sonsuz Şehir"in yıldızı, stüdyo basın danışmanları tarafından "kendi iyiliği için fazla güzel" bulunan Barbara La Marr, 1926'da aşırı dozda morfinden öldü.

"Show Boat"un ve -ironik ama- "The Price She Paid/Ödediği Bedel"in yıldızı Alma Rubens günahsız bir hayat sürüyor gibiydi. Taa ki 1929'da bir gün Hollywood bulvarında elini kolunu sallayarak ve kaçırılmaya çalıştığını haykırarak koşarken görülene dek. Peşinden koşan iki adamın, onu uyuşturuculardan temizlenmek için sanatoryuma yatırmaya çalışan doktor ve sağlık görevlisi olduğu anlaşıldı. Rubens elbisesinin altından çıkardığı bıçakla sağlık görevlisini bıçaklayarak adamların haklılığını kanıtladı. Götürüldüğü sanatoryumda da bir hemşireyi bıçakladı. 1931'de, kariyeri mahvolmuş bir durumda, morfin bulundurmaktan tutuklandı ve üç hafta kadar sonra öldü.

20'lerin hedonizm, eroin ve kalp kırıklığından oluşan sert kokteylini en iyi özetleyen belki de altın çocuk Wallace 'Wally' Reid'in öyküsüdür. Şimdi çoğunluk tarafından unutulmuş olsa da Reid, Hollywood'un bugünün Jude Law veya Pierce Brosnan kategorisinde değerlendirilebilecek ilk megastarlarından biriydi. Reid'in enjektörle nasıl tanıştığı tam olarak bilinmiyor. Bazılarına göre at binerken yaralandıktan sonra doktorlar o zamanlar hep yapıldığı gibi ona morfin vermişti. Raid kısa sürede bağımlı oldu. Bu arada yılda bir düzine kadar film çeviriyordu. 1922'de bir sanatoryuma kapatıldı. 1923'te, 31 yaşındayken, öldü.

Aynı yıl Will Hays "Amerikan Film Yapımcıları ve Dağıtımcıları"nın başkanlığına getirildi ve Hollywood'un 20 yıllık partisinin sonunu ilan etti. Yıldızların kontratlarına ahlâki maddeler eklendi, 117 oyuncu özel hayatları uygunsuz bulunduğu için 'iş verilemez' olarak damgalandı. Partilerin ışıkları söndü. Stüdyo sistemi Hays Kanunu'yla birlikte yaklaşık 50 yıl kadar yıldızları az çok kontrol altında tuttu. Madde kullanımı kapalı kapılar ardına taşındı. Fakat 70'lerde stüdyo sisteminin zayıflamaya başlaması ve demode olmuş Hays Kanunu'nun terk edilmesiyle Hollywood'un kötü alışkanlıkları tekrar su yüzüne çıkmaya başladı.

Auteur çağıydı. Yönetmenler uyuşturucuları denemeye başladılar ve yaratıcı güçlerini artırmak için onların şart olduğunu iddia ettiler. Martin Scorsese kariyerinin en başlarında bol bol takılmıştı: "Çok uyuşturucu kullandım çünkü çok uyuşturucu kullanmak istiyordum. Sonuna kadar zorlayıp ölüp ölmeyeceğimi görmek istiyordum." (1978'de neredeyse ölüyordu. Vücudundaki her delikten kanlar akarak hastaneye yetiştirildi.

O kadar çok kokain kullanmıştı ki, kanında pıhtı hücresi kalmamıştı.) "Taksi Şoförü"nün senaristi Paul Schrader hedonizmin doruklarındayken ayda 12,000 doları kokaine yatırıyordu. 1980'lerin ortalarında Hollywood'da kokain fırtınası esiyordu ve dekadans 1920'lerde olduğundan çok daha büyük bir boyuttaydı. Sırf Hollywood'da değil, bütün ABD'de. 1974'le 1985 arasında kokain kullananların sayısı 5.4 milyondan 22.2 milyona çıktı. Kokain 80'ler Hollywood'u için en uygun uyuşturucuydu. Enjekte edilmiyordu, yani makyözler o utanç verici iğne izlerini kapatmak zorunda değildiler. Eroin kadar bağımlılık yapıcı değildi. Amfetamin ve speed efekti hızlandırıyor, zamana uyduruyordu. Kokain hızlı yaşamakla ilgili bir uyuşturucuydu. Ve en hızlı, en yüksek sesle konuşanların zafer kazandığı bu yerde insanı, konuşkan kılıyordu.

Temizlenme vakti
80'lerin Hollywood'lu uyuşturucu tüketicileri listesi sonsuz uzunlukta. John Belushi, partilerinde iki farklı kalite kokain bulunduran Jack Nicholson, Don Simpson... 1920'lerde olduğu gibi, Hollywood'un sarsılıp kendine gelmesi için ölüm gerekti. John Belushi'nin ölümü erken bir uyarıydı. Fakat Belushi zaten çılgın bir adamdı, rockçıydı, herkes ondan böyle bir ölüm bekliyordu.

Ama River Phoenix'in ölümü farklıydı. 23 yaşında bir gencin soğuk bir kaldırımda kaskatı kesilmesinde çok trajik bir şeyler vardı ve yine temizlenme zamanı geldi. Fakat bu kez ünlüler stüdyoların disiplinine ihtiyaç duymadan kendi çözümlerini ürettiler: Rehabilitasyon merkezleri. Uyuşturucuya harcanan dolarlar, onlardan temizlenmek için gidilen lüks merkezlere yatırılmaya başlandı. Hollywood'un rehabilitasyon merkezleriyle obsesif ilişkisi sürüyor, uyuşturucuyla ölümcül dansı da. Gece olduğunda, 2005'te de tıpkı 1905'teki gibi, Hollywood'da parti başlıyor.
(Radikal İki)
595
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.