Mahmure

Magazin

Magazin Gündemi

Hollywood dile geldiğinde...

Hollywood dile geldiğinde...

Sessiz filmlerin hayranlıkla izlendiği bir dönemde, Edison ilk kez sesli film teknolojisini tanıttığında, izleyiciler bunun gelip geçici bir heves olduğunu düşünmüşlerdi.

Bir grup işadamı 27 Ağustos 1910'da, New Jersey, West Orange'da icatlarını tanıtmak için bir laboratuvarda toplanmışlardı. Göstermek üzere oldukları keşfin, 20. yüzyıl popüler kültürüne tamamen hakim olacağını tahmin etmeleri çok zordu. Amerika'nın en verimli mucidi Thomas Edison, hareketli görüntülere sesi de ekleyen buluşu kamuoyuna açıklıyordu. Artık görüntüyle ses ilk kez bir aradaydı.

Bu konuşma efekti, Hollywood'da çekilen ve tüm dünyanın ilgisini çeken sessiz filmlerle düelloya giriyordu. Sinemaseverler, düzinelerce kısa metrajlı sessiz filme hücum etmişlerdi. Ocak 1909'dan itibaren, film endüstrisi sadece ABD'de, binlerce kişiye hitap eden bir eğlence aracıydı. Her şeye rağmen sessiz filmin bir sınırı vardı. Dolayısıyla, sesli film çok kısa bir zaman sonra diğerinin yerini aldı ve kitlelerin ilgi odağı haline geldi.

Fonograf zaten bulunmuştu
Sesli film teknolojisi üzerinde çalışan Edison, sessiz film endüstrisinde kullanılan fonografı zaten daha önce icat etmişti. Sinema sektörünün ardındaki en önemli itici güç kabul edilen Edison, bu unvanını "bir hapşırığa" borçluydu. Kısa metrajlı siyah-beyaz filminde, çalışanlarından Fred Ott'un hapşırmasını saniye saniye görüntülemişti. İnsan beyni, saniyede 15 kare şeklinde akan hızlı sabit resimleri, hareket halindeymiş gibi algılıyor. İzleyiciler, Edison'un bu şovunu izledikten sonra aniden "çok yaşa" diye bağırmaktan kendilerini alamamışlardı ve salonda bir kahkaha tufanı kopmuştu. Edison sonraki denemesinde bir öpüşmeyi kullanacaktı. "May Irvin ve John C. Rice'ın Öpüşmesi" adlı filmi, ilk erotik sinema örneği kabul ediliyor.

Bu arada Fransa'da da Lumiere kardeşler, hareketli görüntü tekniğini deniyorlardı. Duvara asılı çarşaf üzerine yansıttıkları, kameraya yaklaşan trenin görüntüsü, izleyicilerin çığlıklar atarak sokağa fırlamasına yol açmıştı. Daha ilk günden itibaren, sinemanın bir tutkuya dönüşeceği belliydi.

Edison bile, sesli filmin geleceğini parlak görmüyordu. 1910'da West Orange'daki tanıtım toplantısından sonra, "Sesli filmin çok başarılı olacağını düşünmüyorum. İzleyiciler, hareketli görüntüleri öyle izlemeye alışmış durumdalar. Dolayısıyla görüntüye sesin eklenmesi, ilgilerini çekmeyecektir. Tamam, kısa süreli bir yenilik getirdiğimiz kaçınılmaz, ancak film hayranları bir süre sonra sessizlik ya da filme eşlik eden orkestra müziği için haykırmaya başlayacaktır. Bu projeyle zamanımızı harcadığımızın biz de farkındayız." demişti.

Warner Brothers, sesli film teknolojisinin gücünü gören tek stüdyoydu. Vitafon adını verdikleri sistemle sesi bir diske kaydediyor ve sessiz filmle uyumlu bu cihazı kullanıyorlardı. Böylece, canlı müzik için çağırdıkları müzisyenlere yüksek paralar ödemek derdinden kurtulmuşlardı. Edison'un sesli film teknolojisini tanıtmasından yaklaşık 20 yıl sonra Warner Bros, sonunda sesli filmini halka tanıttı.

6 Ekim 1927'de "The Jazz Singer" (Caz Şarkıcısı), New Yorklu izleyiciler tarafından hem izlendi hem de dinlendi. Filmin yıldızı Al Johnson'ın söylediği şarkılar diskten çalınıyordu. Ancak, görüntüyle ve oyuncunun dudak hareketleriyle ses o kadar uyumluydu ki, izleyiciler gösteriyi ayakta alkışlayacaktı. Jazz Singer, gerçek bir sesli film örneği değil, sadece sessiz filme uyumlu olarak çalınan 4 şarkı ve konuşmadan ibaret. Ancak, daha sonra Hollywood adıyla anılacak Tinseltown'da yeni bir dönemi başlatması açısından çok önemli bir örnek.

Milyon dolarlık hasılat
Seyircilerin sesli filme ilgisi gün geçtikçe artıyordu ve Warner Brothers, halktan gelen bu istekli yaklaşımı bir gazeteye tam sayfa verdiği reklamla besliyordu: "Sonunda, resimler de gerçek insanlar gibi konuşabiliyor!" 1928'de, Warner'lar ilk uzun metrajlı sesli filmi gösterime soktular. "The Lights of New York" (New York'un Işıkları), aslında berbat oyunculuk ve hatalarla dolu kötü bir filmdi. Ancak, 23.000 dolara yapılmasına rağmen, 1 milyon dolarlık hasılatla dönemin gişe rekorunu kırdı.

Vitafon sistemi çok uzun sürmedi. Mayıs 1928'de, büyük film stüdyolarının çoğu sesli teknolojiye geçiş yaptı. Warner Bros'un diğerlerinden önce davranması ve ciddi paralar kazanması, Hollywood'un en güçlü şirketi olmasını sağladı. Warner Bros, 3 yılda pastadan en büyük dilimi alan şirket oldu. Stüdyolarında her yıl 100'e yakın film çekildi ve dünya genelinde yüzlerce sinema salonu açtı.

42 bin çalışan
Hollywood, kısa sürede dünyanın merkezine oturdu. 1920'li yılların son dönemlerinde, Los Angeles'ta sinema sektöründe çalışanların sayısı 42.000'i bulmuştu. Yanı sıra, dünya sinema eğlencesinin yüzde 82'lik bölümü Hollywood'un elindeydi. Bu tekele rağmen, Hollywood'un eski tüfekleri ve sessiz film yıldızları, ilk başlarda ses devrimini reddettiler. United Artists Corporation'ın başı Joseph Schenk, Ağustos 1928'de sesli filmin çok uzun sürmeyeceğini belirtti. Charlie Chaplin de, bunun gelip geçici bir heves olduğunu söyleyecekti. Hatta, sesli filme karşı kampanyalar başlatmış ve kendisini estetik saflığa adayan bir sanatçı portresi çizmişti.
Diğer film eleştirmenleri ise daha hoşgörülüydü.

Gelinen bu nokta, Hollywood'un sinema endüstrisindeki hakimiyetini de zedeliyordu. Ayrıca sesli film, uluslararası özelliğe sahip filmleri sadece İngilizce bilenlerle sınırlamaya başlamıştı. Sessiz filmlerin altyazıları, ülkelerin dillerine çevrilebiliyor ve tüm dünyada izlenebiliyordu. Ancak, artık böyle bir olanak yoktu, çünkü dublaj ya da altyazı teknolojisi henüz gelişmemişti. Hollywood bu sorunları yaşarken, İtalya, Fransa ve İsveç gibi Avrupa sinemasının önde gelen ülkelerinde bu teknolojide büyük aşama kaydedilmişti.

Hollywood Avrupa'ya açılıyor
Derken, Hollywood şirketleri, yeni Avrupa sinema endüstrisini destekleme kararı aldı. Hatta, Paramount, Fransa'nın Joinville kentinde büyük bir stüdyo inşa etti. Bu stüdyolarda farklı dillerde başarılı filmler çekildi. Dublaj teknolojisi 1932'de geliştirildiğinde, Joinville sinema sektörünün başkenti haline geldi ve hızla dublaj merkezine dönüştürüldü.

Hollywood sonunda ses sorununu çözdü ve 2. Dünya Savaşı'ndan hayatta kalarak çıkmayı başardı. Ancak, Soğuk Savaş yıllarında yeni tehditlerle karşılaşacaktı. Rossellini, Fellini ve Truffaut gibi Avrupa sinemasının usta yönetmenlerinin çektiği insan merkezli, iç benlik sorgulamalarını içeren sanat kaygılı filmler rekabeti körükledi. Daha sonra da televizyonun yaygınlaşması, sinemanın gözden düşmesine ve salonların bir bir kapatılmasına yol açtı.

Ancak, sinema bir kez 20. yüzyıla damgasını vurmuştu. Hollywood, televizyon karşısındaki yenilgisine karşılık verebilmek için farklı yöntemlere başvurmaya başladı. Artık beyaz perdeye şiddet ve erotizm hakim olacaktı. Nebraska Lincoln Üniversitesi profesörlerinden Wheeler Winston Dixon, "Seks ve şiddetin dozajının artırılması beyaz perdeyi kurtardı" diyor ve ekliyor "Bu günümüzde de sürüyor. Seri katillere ve araba kazalarına ilgi, çağdaş izleyicilerin de tutkusu."

Propaganda aracu oluyor
Bu filmler dünyayı Amerika'nın gözüyle yansıtıyordu. ABD, gerek 2. Dünya Savaşı'nda gerekse Soğuk Savaş yıllarında Hollywood'u adeta bir propaganda aracı gibi kullandı. Ünlü Watergate Skandalı'na kadar, beyaz, düzgün giyimli, iyi aile babası ve annelerini yansıtan "All American" zihniyeti hakimdi. Dünyanın kurtarıcısı Amerikalılardı. Kötü adamlar hep kendilerine benzeyemeyen zenciler, Latin Amerikalılar, Ruslar ve üçüncü dünya ülkelerinin vatandaşlarıydı. Ancak, Watergate Skandalı sonrasında Hollywood sineması da bir iç sorgulama geçirdi ve nispeten tarafsızlaştı.

Avrupa sinemasıysa, gerçekçi üslubuyla hep Hollywood'un karşısında oldu. Her şeye rağmen dünyanın en ünlü yıldızları, en yüksek bütçeli yapımları Hollywood'dan çıktı. Dolayısıyla, sanatsal açıdan Hollywood'dan çok üstün olmasına rağmen, Avrupa sineması hep onun gölgesinde kaldı. İster Avrupa ister Amerika, sinema, 20. yüzyılın en güçlü aracıydı.

Önümüzdeki yıllarda Hollywood yine sıkıntılarla karşılaşacak. Çünkü, yeni kuşak, DVD'lere, video oyunlarına daha yatkın...
(Focus)
494
dahafazlası
YORUMLAR
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.